Kimse size Necmettin Giritlioğlu olun demedi ki!

Türkiye'de 34 yılda sendikacılığın evriliş tarihi...
Kimse size Necmettin Giritlioğlu olun demedi ki!

Bugün Necmettin Giritlioğlu'nu analım.

Adı çok bilinmeyen Necmettin Giritlioğlu, 22 Ağustos 1970’te Aliağa grevi sırasında öldürülen Yapı İş Sendikası Genel Başkanı'ydı.

Sınıf mücadelesinde ipi bedenine sığmayan yüreğini taşıyan göğsüyle en önde göğüsleyenlerden olan Necmettin öldürüldüğünde 26 yaşındaydı.
1967’de Ereğli Demir Çelik İşletmesinde soğuk haddehanesinde işçi olarak çalışmaya başlayan Necmettin, DİSK'e bağlı Maden-İş'te örgütlendi.
Ereğli D. Ç.'te toplu iş sözleşmesi yetkisine sahip Türk İş’e bağlı Türk Metal sendikasının tabanında çalışmak üzere Maden İş’ten ayrıldı.
Necmettin aynı zamanda o dönem Türkiye İşçi Partisi'ne üye olarak, Karadeniz Ereğlisi’nin ilçe örgütünün yönetim kuruluna seçildi.
Necmettin 1969’da aynı işletmede mühendis olarak çalışan Bingöl Erdumlu ile birlikte “Toplu Sözleşme ve Grev Dayanışma Komitesi”ni kurdu.
Bingöl Erdumlu aynı zamanda Mahir Çayan'ın kız arkadaşı Sevgi'nin Kolejden öğretmenidir. (Mahir'in evine giderek tanışmıştı Mahir'le)
Necmettin 1968’de Ereğli’de açılan Vietnam sergisi bahane edilerek, polis tarafından gözaltına alındı ve ağır işkenceye maruz kaldı.
Necmettin Şubat 1969’da İstanbul'daki Kanlı Pazar mitingine katıldı. 1969 sonunda işinden atılan Giritlioğlu, Ankara’ya giderek YİS'i örgütlemeye başladı.
Bu arada Necmettin, ODTÜ'deki inşaat işçilerinin örgütlenmesinde çalışırken Yusuf Küpeli, Münir Aktolga ve Mahir Çayan'la tanıştı.
Gerek Dev-Genç gerekse sosyalist platformda netleşmeye başlayan siyasi ayrılıklarda devrimci sosyalist hareketle birlikte yürümeye başladı.
Necmettin Giritlioğlu'nun Yapı İş Sendikası (YİS) Genel Başkanı olması da bu birlikteliklerin doğmaya başladığı döneme tekabül ediyor.
Bu sırada YİS Aliağa’daki Rafineri inşaatında önemli sayıda işçiyi kaydederek toplu sözleşme yapma yetkisi elde etmişti.
Ancak yetki Yapı İş’e verilince rafineride tank inşaatı yapan Çavuşoğlu-Kozanoğlu’nda çalışan işçiler adına toplu sözleşme yetkisi aldı.
Necmettin'in öldürülme süreci de bu olaya ilişkin olarak gerçekleşti. Sendika grev uygulamasını 22 Ağustos 1970’te başlattı.
Aynı günün sabahı grevci işçiler tarafından rafineriye gelen Sovyet teknisyenlere içeriye girmeyecekleri bildirildi.
Teknisyenler geri döndüler. Bu arada teknisyenleri getiren arabanın şöförü ile işçiler arsında kavga çıktı. Necmettin ayırmak istedi.
Patronun şoförü kavgayı ayırmaya çalışan Necmettin Giritlioğlu'nu göğsünden vurdu. Adalet Partili şoför Kazım Soyuncu'nun kurşunu ile düştü Necmettin.
Necmettin Giritlioğlu'nun Bingöl Erdumlu'ya ölmeden önceki son sözü: "Beni sarsmayın, cebimdeki evrakları alın, kan bulaşmasın; greve devam edin" oldu.
Ölüyorsun ve 26 yaşındasın. Senin son derdin işçinin evraklarına kan bulaşması korkusu oluyor. Böyle bir sendikacılığa hiç şahit oldunuz mu?
Bugün Soma'da Maden-İş sendikası, işçileri ELİ'nin önüne davet ederek, "patronun parasını kurtarmanın" peşine düştü mesela.
301 işçinin hesabını vermeyi bırakın, hakkında tek bir soru bile sormadıkları Alp Gürkan'ın parasını kurtarmak sendikaya dert oldu.
İşçi ifadeleri tutanaklarda mevcut... O ifadelere göre 13 Mayıs öncesinde işçi "ocağa inmeyeceğiz" dediğinde patrondan önce koşarak "ineceksiniz lan" diye bağıran sendikanın yeni icraatları bunlar.
Facia günü Taner Yıldız saat başı ölü sayısı açıklayıp, kirli gömleğini çekelerken arkasında kafa sallayan Türk İş Başkanı'nın Maden İş'i.
-Ocaklar açılsın,
-Firmanın mal varlığındaki tedbir kaldırılsın ve
-İşçiler başka ocaklara dağıtılmasın
talebiyle çağırdılar işçileri ELİ'ye.
ELİ'nin önünde sadece 15 işçi vardı. Polis geldi, "Burada bekleyemezsiniz" dedi, Hükümet Konağı'na gönderdi. Gittiler hemen.
Ben onlar ELİ'nin önünde toplanmaya başlarken bildirilerini haberleştirdim, eylemin amacını açıkladım. Akşama kadar telefonlarım susmadı.
Şubelerin düştüğü anlamsız bürokratik kavga bir yana, haberim yüzünden işçilerin eyleme katılmadıklarını belirten yöneticilerce suçlandım.
İşçinin belki de Alp Gürkan'ın parasını kurtarmaktan başka talebi vardı?
Belki de o yüzden katılmadılar eylemlerine.
Güvenliksiz ocaklarda ölmek istemiyorlardı belki de?
Arkadaşlarının hesabının sorulmadığı Alp Gürkan'a basamak olmak istemiyorlardı belki?

Aylar sonra dağıtılan kömür fişlerini birbirilerine satıp, eve ekmek götürmek zorundalardı belki?
İnsanca yaşamaktı talepleri sadece belki?
"Soma'da yeni bir 13 Mayıs yaşansa T. Maden iş "ocaklar açılsın" demenin hesabını nasıl verecek?" diye sordum sonra...
Kimse "Necmettin Giritlioğlu olun" demedi ki size.
Olamazsınız ki.
Şu saatte hala ELİ'nin önünde tek başına bekleyen işçiyi anlayın, yeter.

Ece Sevim Öztürk

Çağdaş Ses Genel Yayın Yönetmeni

Yorumlar