Berat Albayrak'ın yengesi laikliği savunanlarla IŞİD'i kıyasladı!

Enerji Bakanı Berat Albayrak'ın yengesi Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Hafize Şule Albayrak, laikliği savunanlarla IŞİD'i kıyasladı.
Berat Albayrak'ın yengesi laikliği savunanlarla IŞİD'i kıyasladı!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın yengesi Hafize Şule Albayrak’ın laiklik üzerine hükümete yakınlığıyla bilinen Star Gazetesi'ne yazdığı yazı tartışmalara neden oldu.

Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak'ın eşi olan Hafize Şule Albayrak, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden öğretim üyesi. Hafize Şule Albayrak, Star gazetesine iki gün önce "Laikçi misyonerler ile DEAŞ'çı (IŞİD) vaizlerin benzerliği üzerine" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Laikliği savunanlardan "Laikçi misyonerler” diye söz eden Albayrak’ın yazısı Marmara Üniversitesinin resmi Facebook hesabında paylaşıldı. Ancak laikliği savunanlar ile IŞİD arasında benzerlik kuran Albayrak’ın yazısı, tepkiler üzerine üniversitesinin Facebook hesabından kaldırıldı.

BERAT ALBAYRAK’IN YENGESİ YAZISINDA NE DİYORDU

Star gazetesi yazarı Hafize Şule Albayrak laikliği savunanlarla IŞİD’çileri birbirine benzetmeye çalıştığı yazısında, “Laikçilik de DEAŞ’çılık da topluma yönelen yüzü bakımından yıkıcıdır, her ikisi de egemenlik sevdasındadır. Toplumun bütününe yönelik iddialar taşırlar; bu anlamda hiç mütevazı değildirler. Kendi anladıkları anlamda ‘özgürleşme’ ve ‘kurtuluş’ tüm toplum hatta insanlık için söz konusudur. Bu konuda muhatapların seçme özgürlüğünden söz edilmez. Gönüllü ya da zorla boyun eğme beklenir.” ifadelerini kullandı.

Laik ülkelerdeki demokratik anlayış model olarak gösterilirken, laikliği savunmanın “yıkıcı” olduğunu öne süren Albarak yazısına “Nitekim son günlerde birçok yerde karşımıza çıkan laikçi misyonerler, ateşli vaazlarıyla vatandaşları tüm sorunların çözümünün eski model bir laikçilikte olduğuna iknaya çalışıyor.” şeklinde devam etti.

Laikliği savunanlarla IŞİD’çiler arasında benzerlik kurmaya “çaba”layan Albarak’ın yazısının bazı bölümleri şöyle:

“Laikçiliği laikliğin “çocukluk hastalığı” olarak niteleyen Nur Vergin, laikliğin bizatihi etik değer taşıyıcı bir olgu olmadığına ama laikçiliğin bunun ötesinde bir amaç-kavram olarak otoriterliği beraberinde getirdiğine işaret etmişti. Tek tip bir laiklik anlayışı üzerine inşa edilen tek tip bir hayat tarzı ve dünya görüşünü dayatan laikçi anlayış, bu yönüyle tek tip bir din yorumu ve tek tip bir yaşam biçimi dayatan DEAŞ zihniyetiyle benzerlik gösterir. Bu benzerlikleri tespit etmek sadece bu yıkıcı ideolojileri analiz etmek için değil; aynı zamanda bu ve benzeri olgular karşısında tutum geliştirebilmek için de önemlidir.”

“(…)Laikçi misyonerler insanların tüm inanç, ideoloji farklılıklarıyla var oldukları mekanlarda tahakkümcü ses tonu ve üsluplarıyla arkaik bir gericilik söylemi tutturuyor. Farklı görüşteki herkesi gerici, DEAŞ’çı, başkanlık sevdalısı ya da faşist olarak tanımlayan bu laikçi misyonerlerden bir grubu Ege üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki vaazlarında öğrencilere şöyle seslenmişti: “Gericilik karşısında yükseltilmesi gereken bir bayrak vardır. Bu bayrağın adı da laiklik bayrağıdır. Bugün laiklik demek özgürlük demektir, kardeşlik demektir. Bizler herkesi bu mücadelenin birer neferi olmaya davet ediyoruz. Gericilerden, başkanlık sevdalılarından hesap sormaya çağırıyoruz...

Bu sözlerin sahipleri her ne kadar kendilerini DEAŞ radikalizminin karşı kutbuna konumlandırmış olsa da aslında DEAŞ vaizlerinin mantalitesiyle dikkat çekici benzerlikler taşıyorlar.”

Yorumlar