Gazi Koray Gürbüz: 14 kurşun yedim öldürmedi ama saygısızlık öldürüyor!

Gazi Koray Gürbüz, Hürriyet'e verdiği röportajda gazilerin hayatını konu aldığı 'Unutmayın' kitabını anlattı ve son zamanlarda gazilere yönelik ayrımcı politikaları eleştirdi...
Gazi Koray Gürbüz: 14 kurşun yedim öldürmedi ama saygısızlık öldürüyor!

Koray Gürbüz iki kez gazi oldu. 1991’de Şırnak/Gabar’da vurulduğunda 18 yaşındaydı. 1996’da Siirt/Karadağlar’da pusuya düştüler, 18 şehit verilen çatışmada öldü diye bölgede bırakıldı... Ölmemişti. Ama böbreği, dalağı, safrakesesi yok, karaciğerinin yarısı alındı. Vatan görevi sırasında vücuduna giren 14 kurşunla, 1951’deki Kore gazisi Hacı Altıner’i geride bıraktı. Solaktı, artık sol kolunu kullanamıyor, sağ elle yazı yazmayı sonradan öğrendi. İşletme ve uluslararası ilişkiler mastırı yaptı.

Koray Gürbüz, daha çok saygı görmek ve anlaşılmak için kitap yazarak gazilerin hayatını anlattı. Kitabın çıkış tarihini de Gaziler Günü’ne denk getirdi. Hani o kutlama sırasında gazilerin yemeklerini self servis aldığı, protokole garsonların hizmet ettiği güne…

İşte Hürriyet'ten İpek Özbey'e konuşan Gazi Koray Gürbüz'ün o röportajından bir bölüm:

"Kitabın adı ‘Unutmayın’... Siz gaziler unutuldunuz mu?

Evet, unutulduğumuzu düşünüyoruz. Bu ülke için şehit ve gazi olmuş çok arkadaşımız var. Ama hiç kimse bu insanların neler çektiğini bilmiyor. Basında diyor ya, “İki asker şehit oldu, 13 asker yaralandı”… Bu, şu demek: “13 asker kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş.” Unutmayın derken, bu insanları bilin, ne için öldüklerini bilin, nerelerden geldiklerini görün demek istiyorum.

Gazilerimizin kırgınlık, hatta büyük hayal kırıklığı içinde olduğunu okuyoruz... 
Düşünün; kolunuzu, bacağınızı, gözünüzü veriyorsunuz. Ama bunun kıymeti bilinmiyor. Uzuvlarını kaybeden gazi saygı görmek istiyor. Bu, para-pul verin demek değil. Devletin yetkilileri bizi hiç anlamıyor.

Sizin isteğiniz ne?
Hakkaniyet istiyoruz. Düşünün, bir uzvunu kaybedenle kaybetmeyen aynı olabilir mi? Olamaz. Ama devlet hepsini bir kefeye koyuyor. 
Kanunlarda gazinin tanımı yok. Kanun Hükmünde Kararname’yle 15 Temmuz gazilerine ve şehitlerine unvan verildi. Ama Güneydoğu’da yaralanan polisimizin, askerimizin, öğretmenimizin tanımı yok. Kimlik sorunu gazilerin değerinin olmadığını gösteriyor. 
Uzvunu kaybeden kişi, değersiz olmak istemiyor. “Eğer ben bu vatan için çarpıştıysam, kolumu, bacağımı verdiysem saygı görmek istiyorum” diyor. Kimlik de bunun bir parçası.

ÜLKE İÇİN BEDEL ÖDEMİŞ İNSANLAR:

Ne zamandır var bu sorunlar? 
Terörle mücadele başladığından beri… Bakın Mustafa Kemal Atatürk’ten örnek vermek istiyorum. MAH (Milli Amâle Hizmet) MİT’in eski adıdır. Atatürk, “Biz İngiliz istihbaratına karşı çok etkili olamadık, güçlü bir istihbarat teşkilatı kuralım” diyor. Dünyada bunu en iyi yapanı araştırıyorlar, Walter diye bir Alman istihbaratçıyı buluyorlar. İstanbul’daki Yıldız Sarayı’nı ona tahsis ediyorlar. Teşkilat yapılanmasını kurduktan sonra Atatürk’e “Buraya personel olarak kimi alacağız” diye soruyorlar. O da “Bu ülke için bedel ödemiş insanlar var. İlk önce onları alacaksınız” diyor. Yani şehit çocukları ve gaziler. Milli istihbaratın kurucuları gazidir. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk, gazileri ve şehit çocuklarını okutuyor. Okuttuktan sonra devletin en önemli yerlerine getiriyor.

 

4 BİN 500 GAZİYE BAKAMAYACAKSA...

Kendini ‘tuvalet kâğıdı’ gibi hissettiğini anlatan gazilerimizi de yazmışsınız…
Evet, kullanıldıklarını düşünüyorlar... İnsanın o sarmaldan tek başına çıkması çok zor. Birinden destek alması gerekiyor. Benim ailem bilinçliydi, okumaya teşvik etti. Babam sayesinde okuduk. Okuyunca rahat bir şekilde işin içinden çıkıyorsunuz ama bunu herkes yapamıyor. Aslında devletin buna yönlendirmesi gerekiyor. Sayımız çok da fazla değil. Güneydoğu gazilerimiz yaklaşık 4 bin 500 kişi. Türkiye Cumhuriyeti bu kadarına bakamayacaksa ne diyeyim ki.

GAZİ AYRIMI OLMASIN

“15 Temmuz gerçekten çok kötü ve üzücü bir olay. Orada yaralananların, şehit olanların hakkı ödenmez. Sonuna kadar destek veriyorum. Ama gaziler arasında ayrım yapılmasına karşıyım. Bir bakanın hastane ziyaretinde 15 Temmuz gazilerine koşarak gitmesi, diğer gazilere uğramaması beni etkiliyor. Siz ayrım yaparsanız, diğer gazilerin verdikleri emeklerin, uzuv kayıplarının boşa gittiğini söylemiş olursunuz. Gaziler arasında ayrım yapılmasın...”

‘BEDAVACI BANA MI GAZİ OLDUN’

Geçenlerde bir ‘Gaziler Günü’ düzenlendi: Protokole özel garson, gazilere self servis... Bu tür olaylar sık yaşanıyor mu?

Çok sık hem de... Mesela Yılmaz Yiğit’in olayı var. İki kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş bir gazi. Otobüs şoförü iki kolunun olmadığını gördüğü halde “Kartını göster” diyor. Kaldı ki engellilerin hepsi belediye otobüsüne ücretsiz biniyor. Başka bir gazi, kartıyla otobüse biniyor... Şoför, “Bedavacı” diyor. “Bana mı gazi oldun” diyen bile var. Öyle bir konuma geldik ki gazi kartını göstermekten çekiniyoruz. Devletin bizi bunlarla muhatap etmemesi gerekiyor. Siyasi partilerin de gazilerin yanında olma sebebinin oy meselesi olduğunu düşünüyorum. 14 kurşun yedim öldürmedi ama inanın bu saygısızlık öldürür.

Röportajın tamamı için tıklayınız!

Yorumlar