Fatih Altaylı: 'Deniz Baykal'a yanlış tedavi mi uygulandı?'

Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, yoğun bakımda yatan CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal'a yanlış tedavi uygulandığı iddialarını köşesine taşıdı.
Fatih Altaylı: 'Deniz Baykal'a yanlış tedavi mi uygulandı?'

Habertürk gazetesi yazarı Fatih Altaylı, “Önceki akşam Türkiye’nin önde gelen kalp ve damar cerrahlarından biri aradı”diyerek başladığı yazısının devamında, yoğun bakımda yatan CHP’nin eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a yanlış tedavi uygulandığını köşesine taşıdı.

Bu arada Sabah yazarı Dilek Güngör de bugünkü köşesinde, “Israrla Baykal'a eksik hatta yanlış tedavi uygulandığını söylüyorlar." diye yazdı.

Fatih Altaylı’nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

 “Önceki akşam Türkiye’nin önde gelen kalp ve damar cerrahlarından biri aradı.

Yıllar önce Onkoloji Enstitüsü Başkanı Erkan Topuz’dan duyduğum bir cümleyle girdi söze:

“Fatih’çiğim, Türkiye’de isimsiz, ünsüz, hatta parasız hastalar daha doğru tedavi alır.”

“Ben bu lafı biliyorum da şimdi ne alaka?” dedim hemen.

“Deniz Baykal, Deniz Baykal değil de vatandaş Ali Efendi olsaydı, muhtemelen şimdi evinde oturmuş televizyon izliyor olurdu” dedi.

Sonra da “Ne yazık ki, önemli insanların kaderi bu. Deniz Bey’e fazla ihtimam göstereceğiz, hemen bir şeyler yapacağız diye peş peşe hatalı uygulamalar yaptılar. O yüzden de az ciddi olan durumu, çok ciddi hale geldi” diyerek yanlışları sıraladı:

- Beyin damarlarına pıhtı atımı, çok rastlanan bir durumdur. Bazen bir operasyon sonrası, bazen de yaşa bağlı olarak ortaya çıkar.

- Bu durumda yapılacak en doğru şey, bir süre beklemektir. Anında müdahale etmek çok yanlıştır. Durum stabil ise beklemek en doğrusudur.

- Sonrasında ilaçla açma cihetine gidilebilir.

- Ameliyat da bir seçenektir. Yapılabilir ama pıhtıyı almak için yapılan ameliyat sırasında damara stent takmak tam bir felakettir.

- Çünkü stent takıldığı zaman mutlaka kan sulandırıcı ilaçlar da vermek gerekir.

- Deniz Bey’in durumunda kan sulandırıcı ilaç vermek, felakete davetiye çıkarmaktır. Hassas olan beyinde kanama riski ortaya çıkar.

- Nitekim Deniz Baykal hastaneye geldiği sırada beyin kanaması olmadığı halde stent takılması ve sonrasında kan sulandırıcı ilaç verilmesi sonucu beyin kanaması oluşmuştur ki, bu genelde kaçınılmaz bir durumdur.

- Daha sonra yapılan iki ameliyat bu kanamayı durdurma amaçlıdır, ama kan sulandırıcı kullanılmış ve akciğer komplikasyonları da olan bir hastada bu ameliyatlar beklenen sonucu vermez.

- Türkiye’deki hekimlerin yüzde 90’ı sıradan bir hastada benim dediğim gibi davranırdı, ama Deniz Baykal olunca gereksiz işler yapıldı.

- Hiçbir şey yapılmasa bile en fazla sol yanında hafif bir felç oluşur, o da zamanla büyük oranda düzelirdi.

“Peki şimdi ne olur?” diye sordum.

“Beyin ilginç bir organdır. Yarısı alındığında bile gayet sağlıklı yaşam süren hastalar var literatürde. Beklemek lazım. Toparlama ihtimali var, ama mutlaka bir hasar kalacaktır. Hiçbir şey yapılmasa daha iyi toparlardı” dedi.”

“BAYKAL'A EKSİK HATTA YANLIŞ TEDAVİ UYGULANDIĞINI SÖYLÜYORLAR”

Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör de köşesinde benzer bir duruma dikkat çekerek, “Israrla Baykal'a eksik hatta yanlış tedavi uygulandığını söylüyorlar. İddiaları o ki, daha az kan sulandırıcıyla daha az risk alınırdı.” ifadelerini kullandı.

Türk siyasetinin en önemli figürlerinden Deniz Baykal'ın hastaneye yattığı haberini aldığımda yanımda doktorların da olduğu bir arkadaş grubuyla yemekteydim. İlk açıklamalar Baykal'ın durumunun iyi olduğu yönünde olunca masada durum pek de kritik edilmedi. Ancak ertesi gün hastane yetkilileri 'hayati tehlike var' demeye başlayınca sözünü ettiğim arkadaşlardan telefon üzerine telefon gelmeye başladı. Niye yalan söyleyeyim, hiç anladığım bir konu değil hatta doktora gitmekten bile korkarım. Ama arkadaşlarımın anlattıkları günlerdir kafamı kurcalıyor.

Israrla Baykal'a eksik hatta yanlış tedavi uygulandığını söylüyorlar. İddiaları o ki, daha az kan sulandırıcıyla daha az risk alınırdı. Hatta şu anda Deniz Baykal yatağında yemek yiyor olabilirdi.

Kimseyi suçlamak istemem. Gerçekten dedikleri gibi mi bilemiyorum. Ankara Üniversitesi doktorlarının ellerinden gelenin en iyisini yaptığından şüphem yok ama bu meselenin açıklanması gerekir.

Yorumlar