Erdoğan: ''Biz ne aldanan ne de aldatan olduk!''

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "AB kriterlerine ihtiyacımız yok bizim Ankara kriterimiz var" diye konuştu.
Erdoğan: ''Biz ne aldanan ne de aldatan olduk!''

Bursa'da konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

''Ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız''

"Gece 1.5 gibi Yeşilköy Havalimanı'na indim. Ben oraya geldiğimde, çağrımıza herkes icabet etmiş. Orada hitap ettik, durum değerlendirmesi yaptık. Vekaleten Genelkurmay Başkanlığı'na atadığımız Ümit Dündar ile konuştuk.

Öğrendim ki 11.30'da havalimanına gelmiş, sonra kaybolmuş. Sonra öğrendik ki, Bakırköy Belediye Başkanının evine gitmiş. 'Darbe olursa ilk defa tankın üstüne ben çıkarım' demişti. Bugün de söyledim yine söylüyorum.

Sabrimiz var, 36 yaşında. Tankın altına kendini atıyor. Ama yılmıyor, arkadan ikinci tank geliyor. İkinci tankın altına da atıyor kendini. Bir Sabri dahi olamaz bu.

Korkaktan zafer anıtı dikilemez. O yiğitlerin işidir. İşte yiğitler burada. Bizim Nene Hatunlarımız burada, Safiye Bacılarımız burada. Onlar tankların altında kaldı şehit oldular. Değerli kardeşlerim bir şeyi görmek lazım. Çok aldattılar bu milleti. Ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız. 

Milletimiz, bu CHP'lilerin yakalarına yapışınca güya işi toparlama adına kendilerini iyice rezil edecek işlere yöneldiler. CHP'nin o malum vekili kendini savunmak için bir televizyon programına çıkmış. "Allah bile yetkileri dağıtıyor" diyor. Meleklerin görevlerini sayıyor. Siz alın tüm yetkiyi bir cumhurbaşkanına verirseniz, o anda bir kararname imzalarsa ne olur. Tövbe haşa, bir cumhurbaşkanını neye benzetiyor.

''Cumhurbaşkanı ülkeyi tek başına yönetmiyor''

Kafaya bak ya, bunlarda din, iman böyle bir şey söz konusu değil. Sen bir kulu Allah ile aynı noktaya nasıl getirirsiniz.

Cumhurbaşkanına ülkeyi tek başına yönetmiyor. Kendine yardımcılar alacak. Bir kabine kuracak. Ama ne diyor 'Bütün ailesini oraya yerleştirecek' Çünkü bunların hayatı hep yalan. Ya biz göreve geldik, ey Bursa.

Başbakan seçildiğimizde kabine 36 kişiydi. Ben bunu 25'e indirdim. Niye? 36'yı fazla gördüm. Bunu indirdik. Niye? Ya biz bir ülke nasıl yönetilir bunu iyi biliriz. Ama Kılıçdaroğlu sen bu işlerden anlamazsın. Sana SSK'yı verdiler, batırdın. Savaş Ay'ın programında görüyorsunuz hastanelerin halini. Benim kuşak o dönemin SSK hastanelerinin halini bilir. Aman yarabbi, sağlam gir, hasta çıkarsın. Ya ilacını alamıyordun be. 

Kardeşlerim, inanın buna beş koyun verin kaybeder gelir. Burada, Bursa'da ana muhalefetin endazeyi kaybetmiş yöneticilerine sesleniyorum; korkmayın. 16 Nisan'da kimseye bir şey olmayacak. Biz sizler gibi İzmir'den denize dökmeyeceğiz. Biz güzel bir siyaset müzesi hazırlayacağız. Sizleri obje olarak koyacağız.

Bu halk oylamasında 'evet' çıkınca sadece ülkenin yönetim sistemi değişecek. Emin olun, her şey daha güzel olacak. Buna karşı çıkacağım derken, dünyanızı da, ahiretinizi de tehlikeye atmayın. Bizler, CHP'nin sufleyi nereden aldığını biliyoruz. Bunlar, sufleyi Pensilvanya'daki şarlatandan alıyorlar. CHP'lilere diyorum ki; bu şarlatanın yolu yol değil. 

İdam cezası açıklaması

(İdam isteriz sesleri) Kılıçdaroğlu "Evet" diyeceğim diyor. Bahçeli zaten kanaatini açıkladı. Yıldırım'ınkini zaten biliyorum. Parlamentodan geçtiği an ben de bunu onaylarım. 

Bakın hanım kardeşlerim. Sizin evlerde yapacağınız faaliyetler çok önemli. Sandıklara gideceğiz. Gitmeyenleri götüreceğiz. Ne kadar fazla sandıklara gidilirse, netice o kadar büyük olacak. Bursa bizi hiçbir zaman yanıltmadı. Allah'ın izniyle 16 Nisan'da da yanıltmayacak. 

Değerli kardeşlerim, cumhurbaşkanlığı kararnameleri yasaların üstünde değildir. Kararnameleri yasama organı durdurma yetkisine sahiptir. Kılıçdaroğlu bunu öğrendin mi? Ha, bak bunu da öğren.

Biz kırk yılımızı siyasete verdik. Gençliğimizden bu yana bu yollardayız. Bu işleri bir araya karıştırıp tehlikeli sularda yüzüyor. 16 Nisan'da 'Evet' diyerek bu haddini bilmeyenlere hadlerini bildirmeye var mısınız? (Evet sesleri) 

Birileri bize dedi ki; Yunan adaları yakın, sizi oraya götürelim. Dedim ki; hemşehrimiz bu teklifi yapan. "Öleceğimi bilsem, topraklarımda ölürüm" dedim. Biz o terbiyeyle büyüdük. Zira biz, İstiklal Marşımızdaki şu dörtlüğü unutmadık; Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma, sakın. Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk'ın. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın. İşte o gece bu millet, göğsünü tanklara, F-16'lara siper etti. Ben bu milletin bir ferdi olmakla iftihar ediyorum. 

''Hani kadın hakları, ulan bu bakan be, bakan!''

Bursa'da cuma camileri dediğimiz bir yapı yok. Buraya muhteşem bir cami yapacağız. Cumhuriyet döneminin eseri olacak. Bakanımızla konuştum, inşallah çalışmalara başlayacağız. "Büyük yer bul da, buraya güzel bir cami yapalım" dedim. Kendilerine proje konusunda da yardımcı olacağım. 

Bunlar benim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımızı arabadan indirmediler be, bunlar bu kadar terbiyesiz, bu kadar edepsizler. Hani kadın hakları, ulan bu bakan be, bakan. Haddini bil be, öyle 25 kuruşa simit yok. Bu millet Türk milleti. Öyle kalkacaksın, bakanımızın uçağına izin vermeyeceksin. Telefonlara çıkmayacaksın. Yok öyle şey. Kardeşlerim bak, Vatikan AB üyesi değil.

Bunlar toplanıp Papa'yı ziyaret ettiler. Bunların içinde protestan var, ateist var, fakat bütün bunlar orada bir araya geldi. Siz ne zamandır bu kadar birbirinizle iç içeydiniz? Ha, bunlar tek millet. Bunlar, ülkemizle mukayese edilemeyecek ülkeleri üye yaptılar. Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman da onun için bizi üye yapmadılar. Bunlar bölücü, bölücü. Biz bugüne kadar konuşmadık ama artık konuşacağız. Bunlarda ırkçılık var, İslamofobia var. Bunlarda her şey var. Artık yüzlerine yüzlerine söyleyeceğiz. PKK terör örgütünü, FETÖ'yü topraklarında bunlar barındırıyor. 
Bizim artık bunların kriterlerine ihtiyacımız yok. Bizim Ankara kriterlerimiz var.

Bizim demokrasimiz bize yeter. Biz demokrasiyi, insan haklarını onlar istediği için değil, kendi vatandaşlarımız bunlara layık olduğu için benimseyip  hayata geçiriyoruz. Biz yıkılmayıp ayakta kaldıkça onların nefesi tükeniyor. Hasta adam artık Avrupa Birliği'dir.  AB'nin satın alma paritesine göre geliri 2015'te yüzde 18 büyüdü. Aynı ölçeğe göre Türkiye'nin büyümesi yüzde 81. Allahıma hamd olsun. 

İdlib'teki saldırılar

Şimdi bir de meseleyi borç stoku açısından ele alalım. Son 16 yılda Euro bölgesinde borç stoku yüzde 15 artış göstererek toplam gelirin yüzde 90'ına ulaştı. Biz de ise toplam gelirin yüzde 28'ine düştü. Nereden nereye. Demek ki AB aynı zamanda ciddi bir borç batağı ile karşı karşıya. AB'nin dünya ticaretinden aldığı pay yüzde 33'e düştü.

Yaş ortalaması 43'ü bulan AB, gençlerine iş bulmakta zorlanıyor. AB artık istihdam umudu olmaktan da çıktı. Bizi vizeyle, ticaretle tehdit edenler önce dönüp bir kendilerine baksınlar. Durumları iyi değil. AB'nin geleceği bizim oradaki vatandaşlarımızdı. Atların, itlerin üzerine geldiği Hüseyin Kurt kardeşimiz, Ankara'da muhtarlar toplantısına gelmişti. Onun da sıkıntıları var. İtler ne yazık ki baldırından ısırmışlar. Fakat inanç var ya, inanç. 

Kardeşlerim, dünyadaki mücadelelerin en ahlaksızı terör örgütleri üzerinden yürütülen mücadelelerdir. Şu anda İdlib'de yaşanan olayları duydunuz değil mi? Suriye'de yaşanan olayları duydunuz değil mi?

Bakın 100'ü aşkın insan orada kimyasal silahlarla şehit edildi. 50'yi aşkın yavru şehit edildi. Onların görüntülerini izlediniz değil mi? Ey katil Esed, sen bunların ahından nasıl kurtulacaksın? Ey, buna sessiz kalan dünya; buna sessiz kalan Birleşmiş Milletler  bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

''Şimdi Mümbiç var''

Biz oradan alabildiklerimizi alıyoruz, ülkemizde hemen tedaviye. Bu benim için yeterli değil. Üzüntülüyüm. Onlar bizim yavrularımız, kardeşlerimiz. Bir baba olarak üzülüyorum. Elimizden geleni yapacağız. Hele hele bu 16 Nisan var ya, bunun için de bir kader çizgisinin çizilmesidir. Ona göre bu kırılma noktasıdır. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz. Sandıkları patlatacağız. Bir dönem ASALA diye bir örgüt icat etmişlerdir. Bu örgütle dünyanın her yerinde diplomatlarımıza saldırıyorlardı. Onun içi bitince 1970'li yıllar boyuca pek çok örgütü sahaya sürdüler. Bir tanesi PKK, PYD, YPG, DHKP-C'yi besleyip büyüttüler. Bunların yetersiz kaldığı yerde FETÖ'yü büyüttüler.

DEAŞ'ı üzerimize salmaktan dahi geri durmadılar. Sorduğumuzda "Destek vermiyoruz" dediler. Ama militanlarını ülkelerinde barındırmaktan geri durmadılar. Artık sözün bittiği yere geldik. Suriye'de 1 milyona yakın insan öldürüldü. 3 milyon Suriyeli bugün bizim evimizde. Asıl hedef Türkiye değil mi? Irak'ta kurulan tezgahın ucunun Türkiye'ye dayanacağını görmemek mümkün mü? Devrilen masalara rağmen Rm tarafının arkasında durulmasının amacı, Türkiye'yi aşağı çekmek değil mi?

Bunların dostluğuna, samimiyetine inanmak mümkün olabilir mi? Kendi kendimizin göbeğini keseceğiz. Türkiye olarak gerekirse bu oyunu da bozacağız. El Bab operasyonu, sahaya girdiğimizde netice alacağımızın en büyük göstergesidir. Şimdi yola devam. Yola devam. Şimdi Mümbiç var. Eğer koalisyon güçleri sözlerinde dururlarsa, YPG-PYD'yi koyun bir kenara, gelin Rakka'yı da halledelim diyoruz. Terör örgütlerini kullanarak bize diz çöktüreceğini sananları, sıcak biz yaz bekliyor.

Bu arada ne oldu biliyor musunuz? Bu HDP var ya, bizim Rabiamıza öfkelenmiş. Onlar diyorlar ki "Biz bunu kabul etmiyoruz" diyorlar. Bu ülkede adalet var, hak var, hukuk var. Bundan sonra böyle.

Bu ülke yol geçen hanı değil. Öyle her istediğini yapamazsın. Öyle silahla yapamazsın bu işi. Silahsa en büyük silah devletin elindedir. Zulmedene gereğini yapar. Ben bu coşkunuz, sevginiz, vefanız, gönüldaşlığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ne olur eş dost kim varsa tanıdığınız, arayın sandığa gitmelerini söyleyin. 

Belediye başkanımız nerede, bir gelsin bakayım. Recep Bey, sporcuyum diye geçiniyordun. Bir koşarak gel de görelim. Bundan sonra Yeşil Bursa'nın en büyük yeşil alanı burası olacak. Yeşil Bursa'ya da bu yakışır. Gelin pikniğinizi burada yapın. "

Yorumlar