CHP'li vekiller tutuklu hak savunucularıyla görüştü!

CHP'li vekiller Şenal Sarıhan ve Candan Yüceer Büyükada’da gözaltına alınarak tutuklanan insan hakları aktivistlerini Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.
CHP'li vekiller tutuklu hak savunucularıyla görüştü!

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili Şenal Sarıhan ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Başkan Vekili Candan Yüceer, İstanbul Büyükada’da düzenledikleri toplantıya yapılan polis baskınıyla gözaltına alınıp tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderilen hak savunucularından İnsan Hakları Gündemi Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Günal Kurşun ve Veli Acu, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi İdil Eser, Yurttaşlık Derneği’nden Nalan Erkem ve Özlem Dalkıran,  Kadın Koalisyonundan İlknur Üstün’ü, Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.

'Her iki taraf için de tam bir tecrit ortamı'

Ziyaretle ilgili izlenimlerini paylaşan CHP’li vekiller, savunucuların durumlarının iyi olduğunu belirtti. Vekiller, 'OHAL gerekçesiyle yasada açıkça belirtilen bazı hakların tutuklular tarafından  kullanılmasına engel olunduğunu öğrendik.  Haberleşme , sosyal etkinliklerden faydalanma, avukat görüşü  gibi hakların  kısıtlanması bu uygulamalardan sadece bazıları” dedi.

'FETÖ' sanıkları ile aynı koğuşlarda kalan Hak Savunucuları’nın ortaklaştığı talepler arasında,  kendi arkadaşlarıyla birlikte kalmak bulunuyor. Koğuş arkadaşlarının siyasi nitelikleri nedeniyle iletişim sıkıntısı yaşadıklarını belirten Hak Savunucuları, bu durumun her iki taraf için de tam bir tecrit ortamı olduğunu ifade etti.

Hak Savunucuları, haberleşme, iletişim, mektup yazma, spor ve sosyal aktivitelerden faydalanma haklarının da engellendiğinin altını çizdi.

Refakatsiz konuşmasına izin verilmedi

Hak savunucularından Günal Kurşun, tutuklandıktan tam 54 gün sonra ilk defa edindiği telefon ile görüşme hakkını da kullanamadı. Boşanmış olduğu eşiyle görüşme hakkı verilmeyen Kurşun’a, 2 yaşındaki çocuğu ile telefonda görüşme hakkı verildi. 2 yaşındaki çocuğuyla refakatsiz konuşması mümkün olmayan Kurşun, 11 

Eylül’de edindiği bu hakkı da kullanamadı.

Kurşun, ayrıca TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na sekiz sayfalık bir başvuruda bulunduğunu ve bu başvuruya hiçbir yanıt alamadığını da belirtti.

''Mahremiyet hakkı ciddi tehdit altında''

OHAL sürecinde yeniden uygulanmaya başlayan kelepçeli muayene dayatmasının mağdurlarından birinin de hak savunucusu Nalan  Erkem olduğu daha önce basına yansımıştı.  Yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına  ve ciddi kilo kayıplarına rağmen kelepçeli muayene dayatmasıyla karşılaşan Nalan Erkem “Kelepçeli muayeneyi kabul etmediğim için hastaneye götürülmedim. Ve bu süreçte kanamalarım devam etti. Çok ciddi kilo kaybettim. Daha sonra devlet hastenesinde kelepçesiz  muayene edildim. Fakat bu süreçte yani yaklaşık 2 ay boyunca  sürekli kullanmam gereken ilaçların hiçbirini alamadım” dedi.

Erkem ayrıca, “OHAL uygulamaları nedeniyle hem bizim hem de diğer tutukluların savunma hakkı ve kamera izlemeleri nedeniyle mahremiyet hakkı ciddi tehdit altında” ifadelerini kullandı.

Af Örgütü Türkiye Direktörü, 1'nci derece yakını olmayan kişiyle görüştürülmüyor

 Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, hayatta olan birinci dereceden bir yakını olmadığı için cezaevinde ziyaretçilerle görüştürülmeme durumu da devam ediyor.

Anne babası hayatta olmayan, evli ve çocuklu da olmayan Eser’i kimse ziyaret edemiyor. Arkadaşlarının ziyaretçi olabilmesi için dilekçe verdiğini belirten Eser, geçen süreye rağmen yanıt gelmediğini ifade etti. Eser, ayrıca erkeklere tanınan berber hakkının kadınlara da tanınması talebinde bulundu.
Yurttaşlık Derneği Kurucu Üyesi Özlem Dalkıran diğer arkadaşlarının istemlerini yineleyerek,  haberleşme hakkının ihlal edildiğinin altını çizdi. Dalkıran, Agos gazetesinin içinde yer alan Ermenice sayfalar nedeniyle kendisine verilmediğini de belirtti.

'Açık bir hukuksuzluktur''

Ziyaretin ardından bir değerlendirme yapan CHP’li vekiller, “Hak savunucularının tutuklanması, Türkiye için vahim olmakla birlikte,  insan hakları savunucularının korunmasına dair uluslararası sözleşmelerin de ihlali anlamına gelmektedir. Öte taraftan tutuklanan Hak Savunucuları’nın bir kez de OHAL gerekçesiyle hakların ihlal edilmesi ya da kullanılmasına engel olunması açık bir hukuksuzluktur” dediler.

Yorumlar