Melda Onur'un degajesi

Çocukluğumuzda pıtırak gibi çoğalan özel televizyonların gece on ikiden sonra yaptıkları kırmızı noktalı yayınlarla dalgasını geçen bir karikatürde, Arap televizyonlarında gece on ikiden sonra çarşafının altından el bileklerini azıcık ortaya çıkaran ve kıvıran bir kadının da o kültürde kırmızı noktalı olabileceği anlatılıyordu. Kadının saçının telinden, kokusundan, bakışından, duruşundan, var oluşundan her şekilde tahrik olan abiler şimdilerde vücudunun başka bölgelerine takılmış durumda. Nefes alsın yeter.

Clavicula, kırıldığında vücutta alçıya alınması en zor yerdir. İsmiyle müsemma olsun diye köprücük ismi verilir Türkçe’de. Şekli eski zamanlarda kullanılan anahtarlara benzediği için anahtar anlamına gelen clavicula ismi verildiği söylenir. Narin, nazenin bir kemiktir. Bel gamzesi ile birlikte kadın vücudunun en seksi yeri olduğu yazar internetteki sözlüklerde.

TRT Okul isimli kanalda bir programa katılacak olan tiyatro sanatçısı Ayça Varlıer’e kıyafet ile ilgili kısıtlamalar hatırlatılmıştı bundan iki yıl kadar önce. Köprücük kemiğinin görünmemesi gerektiği söylenmişti. Tahrik ediciydi sonuçta. Çocukların zihinsel ve bedensel gelişimine engel olabilecek seviyede güzel kadındı Ayça. Ünlü modacı Dilek Hanif’in Türk Hava Yollarının hostesleri için tasarladığı şekilde giyinmesi, eteklerinin yerleri süpürmesi beklenirdi ki, seyirci tahrik olmasın. Muhafazakar sanat, işte tam da bunu muhafaza etmekteydi.

Bu kemik işi kemikleşmiş bir meseledir. Erkeğin kaburgasının altın parçası olan kadının, dişlerindeki elma kokusuyla suçunu bilip oturması ya da kral çıplak demek yerine, kraldan çok kralcı olması beklenir.

Elinde “ben Charlie’yim” pankartıyla kadın başına Meclis kürsüsüne çıkan Melda Onur’un degajesi bağzı bıyıklı abileri rahatsız eder tabii. Buraları yıkılıyorsa, Melda’dan yıkılıyordur, kesin bilgi. Yeni Türkiye’de esas hadise Ayça Varlıer’in köprücük kemiği veya Melda Onur’un degajesi değil, birilerinin omurgasıdır.

Yorumlar