Kapılar, kilitler, köprüler

Avrupa başkentlerinde turistik bir eylemdir: Şehrin köprüleri üzerine aşıklar birer asma kilit asarlar ve bu eylemleriyle aşklarını sonsuza kadar garanti altına aldıklarını varsayarlar. Sonra turistik aşıkların astıkları o kilitler ağır gelmeye başlamış köprülere. Bir sığınmacı kız çocuğunun ağırlık yapmasın diye kesilen saçlarından daha ağır mı gelmiş hatta? Hem o derecede, öylesine ki Paris’teki Pont Des Arts köprüsü aşk kilitleri yüzünden 2014 yılında kısmen çökmüş. Paris Belediyesi mal müdürü demiş ki, bu 65 ton kilidi satalım, parasını da sığınmacılara verelim. Çok Parizyen bulunmuş bu önerisi, ayakta alkışlanmış. “Ne medeni adam” demişler sağda solda. Aşıklar kentinin mal müdürüne de bu yakışırmış. Asma kilit işinde çok para varmış oralarda. Örneğin sınır kapısına taktıkları asma kilitler çok sağlam olduğundan mülteci alamıyorlarmış. O kilidi de ihale yoluyla yolsuzluk yapmamak suretiyle en düşük teklifi veren firmaya yaptırmışlar. Şeffaflık ve dahi sıfır yolsuzluk bir Avrupa değeriymiş.

Bir asma kilit, bir yurt odasında dosya dolabından devşirme giyinme dolabının, anne tarafından dikilmiş bir kanguru torbanın bulunduğu kapısının dolapla birleştiği yere takılır sonra. Sonra o yurdun yangın merdiveninin kapısına. Bir bekaret kemeridir o yangın merdiveninin kapısı. Yangında ilk kurtarılacak nitelikteki dosyalar kurtarılmıştır, 2 milyon konutun satılamadığı, her yerinde yurt sorunu yaşatılan inşaat cumhuriyeti yurdun yersiz yurtsuzları müsterih olsun. Kız çocuklarının içindeki yangın bir asma kilidin başındadır. Anne yemeğine, anne sofrasına hasret tacizlerle boğuşarak okumak diler o yangından ilk kurtarılamayan 5. Sınıf öğrencisi. Bir yurda sevgisini Zap Suyu’nun üzerine köprü yaparak dile getiren, o diplomasını mor binlikler getirecek bir araç olarak kullanmayan mühendislerin yaptığı köprüler asma kilitlerle yıkılıyor. Herkes vatana olan sevgisini kanıtlasın diye asma kilitler yok satıyor bugünlerde.

Aşkın yerlisi sayar kendini kimi maşuk, aşığa dilenen sığınmacı muamelesi yapar sonra. Arabaların kapıları kilitlenir kırmızı ışıklarda. Konfor alanımıza girmesin sığınmacılar. Kimse kimseye sığınmasın. “O söylüyorsa doğrudur” denilmesin. Sömürüle sömürüle küntleşmiş duyguların ve vicdanın yurdu yoktur artık, kimsesizdir. Herkesin bir kimsesi olmadığı gibi, bir Feridesi de yoktur. Aşk bir ego ve kilit kırma sanatıdır oysa ki. Asılınca asma kilitler o güzelim nehirlerin üzerindeki güzelim köprüler taşıyamaz. Yan yana akan iki ırmak olmak istemez kimseler. Kilitlerin ağırlığından yıkılır samimiyet köprüleri. Herkesin elinde bir su terazisi, her gün bir tuğla daha konulur duvara. Aman kimseler erişemesin ruhumuza. İnciniriz sonra. Kırıla kırıla, incinecek yeri kalmamış ruhlar dolaşıyor ortada. Cinsiyetten bağımsız bir erillik sarıyor her yanımızı. Yanık yanık ego kokuyor her yan. Kimse kimseye yurt olamıyor. Adam gibi kilitler üretiliyor her yerde. O işte çok para var.

Yorumlar