Bu kabustan uyanmalıyız artık

Sevdiğimiz, yaşı oldukça ilerlemiş bir hastamız vardı. Eczanemizde kendisini sık sık görmeye alışmıştık. Son zamanlarda uğramaz olmuştu. Duyduk ki Süleyman Amcamız, iki kapılı bu handa, gündüz-gece yaptığı yolculuğunu tamamlamış ve ikinci kapıdan çıkıp ayrılmıştı aramızdan. Allah rahmet eylesin.
Eczanemize uğradığı zamanlarda, kendine yönelttiğimiz âdet haline gelmiş ‘nasılsın’ sorusunu, ‘çok iyiyim Tolga Bey, iyiyim de bu rüyalar ne olacak böyle’ diyerek cevaplardı. ‘Ne görüyorsun rüyalarında?’ diye sormuştum bir keresinde merak edip. ‘Böyle dereeee, tepeeee, kalabalıııık’ diye cevaplamıştı. Çok sonra, bir cenazeye katıldığım zaman ‘kendi cenazesini mi görüyor acaba rüyalarında’ demiştim kendi kendime.
Yaşı ilerlemiş, iletişim kurabileceği yaşıtı insanlar da çevresinde oldukça azalmış kişiler, çok sık düşünürler ölümü. Durup dururken ‘ben ölünce’ diye başlayan cümleler kurarlar. Şüphesiz insanlar, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, ölümden çok korkarlar.
Geçen hafta Charlie Hebdo Dergisi’ne yapılan saldırı sonrasında yüklenen bir video düşündürdü bütün bunları bana. Saldırganlardan biri, çatışmada yaralanan bir güvenlik görevlisine doğru koşup, onu gayet soğukkanlı bir biçimde öldürmüştü. Görüntüleri izlerken Oscar Wilde’ın şu dizelerini tekrarlamıştım.
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen, çabuk soğur
Merhamet kavramının da izafi bir kavram olabileceğini o ana kadar hiç düşünmemiştim doğrusu.

İnsanlar ölümden korkarken neden bu kadar kolay insan öldürebiliyorlar? Birini öldürmek için sebep yaratmak bu kadar basit olmamalı öyle değil mi? Nedense birbiri ile çelişen, pek çok yüce amaç uğruna insan öldürmek için sebep yaratabiliyoruz. Irak’a demokrasi götürmek uğruna ya da o ülkedeki sözde kimyasal silahlardan arınma uğruna, bir milyondan fazla insanı öldürebiliyoruz. Ya da Lübnan’da içinde sivillerin bulunduğu yerleşim yerlerine, teröristler saklanıyor bahanesiyle sesten hızlı uçaklardan füzeler yağdırabiliyoruz.
Hayır!...Benim herkesin sorduğu soruyu sormak gibi bir düşüncem yok. Paris Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan ülke liderlerine, ‘bataklığa dönüştürdüğünüz Orta Doğu’da insanlar ölürken neden toplanmadınız o meydanda?’ diye sormayacağım. Cumhuriyet değerlerini savunmak bugün yaşamsal bir konudur zira.
Ama cumhuriyet meydanında toplanıp o değerlere sahip çıkanlara, kendi emperyalist karakterlerini de sorgulama zamanının gelip geçtiğini artık kendilerine hatırlatmamız gerekmiyor mu? Aksi halde yarattıkları bataklıktan dolayı, tüm Dünya’nın uğruna çok büyük bedeller ödeyerek yarattığı Cumhuriyet ve Demokrasi gibi ortak değerlerinin cenaze törenlerini izleyeceğiz.

Yorumlar