İç Güvenlik Paketi'nin düşündürdükleri

Suriye’de iç karışıklıkların patlak verdiği ve Suriye Devlet Başkanı’nın adının aslında ‘’Esed’’ olduğunun iktidarımız tarafından idrak edildiği günlerde, Beşar Esad’ın Başefendi’yi işaret ederek ‘’ben kalırsam o gider’’ dediği söylenmektedir. Bu tespitin şüphesiz ki siyasi ve ekonomik bir temeli bulunmaktadır.

Bir lokma, bir hırka düşüncesi ile yola çıkıp ezilenlerin hakkını savunan mücahit olma iddiasında olan bir hareketin sınırları, müteahhitlik hizmetleri ile çizilmiştir son on iki yılda. Ekonomik kalkınma arsa ve inşaat faaliyetleri üzerine kurulmuştur.

İnşaat sektörüne aktarılmak üzere yurt dışındaki finans kurumlarından bulunan ucuz döviz, Türkiye’de bir döviz bolluğu yarattı.

Türkiye’de faizlerin görece yüksek olması da ülkeye döviz girişini arttırdığı için bir ara ‘’bir Dolar bir TL olur mu’’ tartışmaları yaşanmıştı.

Dövizin fiyatının düşük olması, ülkemize yurt dışından ithal edilen ürünlerin ucuzlamasına neden olurken yurt içinde üretim pahalı hale gelmeye başladı ve bazı iş kollarında üretim yapılması yerine ithalat yapılmasını daha cazip hale getirdi.

Bu durum beraberinde işsizliği de getirdi.

İhraç edilen ürünlerin üretimi sırasında ham madde ve ara malı da ithal edilmeye başlandı. İhracatımız artmıştı belki ama beraberinde ithalat da arttı.

Türkiye’nin döviz açığı büyüdü. Bir süre bu döviz açığı kâr eden Kamu Kurumları’nın haraç mezat satılması ile kapatıldı. Satacak bir kuruluş kalmayınca, Türkiye sıcak paraya daha bağımlı hale geldi.

Sıcak para bulabilmek ancak ‘’çılgın projeler’’ eliyle gerçekleştirilebilirdi. ‘’Kanal İstanbul, Üçüncü Havalimanı projeleri’’ bu kapsamda değerlendirilebilir.

Emperyalist Devletler tarafından desteklenen çetelerin yerle bir ettikleri Irak ve Suriye’deki alt yapı yatırımlarından pay kapabilmek için Müslüman Kardeşler kökenli iktidarların bu ülkelerde iktidarda olması gerekiyordu. ‘’Stratejik Derinlik’’ masalları gerçek olsaydı, bu ülkelerin alt yapı yatırımları için finans kurumlarından kaynak bulunacaktı.     

Irak’ta Tarık Hâşimi bu nedenle desteklendi. Suriye’de de Esad bu nedenle ‘’Esed’’ oldu.

Özetle Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olunmak üzere.

Sıcak paraya bağımlı Türk Ekonomisi, her anlamda bir finansal krizin eşiğindedir. Tepkiler kitleselleşeceğe benziyor.  Belki de Gezi Direnişi’nden daha örgütlü tepkiler ile karşı karşıya kalacak hükümet. Bu nedenle de kafaya tokmak vurarak, merdivenlerden aşağıya vekil yuvarlayarak da olsa, İç Güvenlik Paketi’ni Meclis’ten geçirecekler. Geçirmek zorundalar.

Beşar Esad’ın öngörüsü, bazıları için kâbus olmuş anlaşılan.

Yorumlar