Dini - dar bakış

Dine baskı yapılan ülkeler arasında gösterilen Türkiye de, bir projenin ürünü olarak kurulan ve seçimlere meydanlarda kullandığı dini söylem ve argümanlarla katılan, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile mücadele edecekleri vaadinde bulunan Türk siyasetinin 12 yıllık iktidarı ne var ki geride bıraktığı 12 yıllık süre zarfında dinin nasıl bir afyon olduğunu açık ve net olarak ortaya koymuştur. Dr. Ali Şeraitinin bu bağlamdaki söyleminin bir kez daha doğruluğu kanıtlanmış olmaktadır.

''Eğer bir Din yetimi korumuyor, kimsesize sahip çıkmıyor, ezilenlerin sesi ve soluğu olmuyorsa yalandır ve afyondur. Bunlar olmadan kılınan namaz, tutulan oruç, gidilen hac, kesilen kurban, ihya edilen kandil geceleri, ziyaret edilen türbeler vesaire Ebu Cehil’in hacılara su verip de yetimi ve yoksulu görmemesi gibi yalandır, afyondur!”

Kendilerine asırlık hedefler çizen ancak dinsel terimler kullanarak  orta çağ karanlığıyla yaşamayı ise halka kader ve fıtrat olarak kabullendiren eden bu zihniyetin asıl amacının toplulukları kontrol altında tutmak marifetiyle kodamanlıklarını ve firavunluklarını baki kılmak olduğu artık su yüzüne çıkmıştır.

Bakaranın makara olduğu, Ona dokunmak ibadettir gibi söylemlerin olağanlaştığı, Adeta ikinci peygamber gibi sıfatların büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde yadırganmadığına bakıldığında devlet eliyle hak olan dinin nasıl saraylarda şekil değiştirdiğine bir kez daha tanık oluyoruz.

Dindar Cumhurbaşkanı söylemlerinin dile getirildiği bir ülkede hiçbir yandaş ve fanatik seçmen taraftarının aklına ne yazık ki daha öncekiler dinsiz miydi sorusu gelmiyordu. Ve yahut öğretim sistemindeki yapılan saçma sapan değişiklikle, 4+4+4 ve imam hatip gibi uygulamalar ile hanginizin çocuğu daha dindar daha Müslüman oldu fark ettiniz mi? Bu uygulamalardan sonra halkımız Allahtan daha fazla korkar hale mi geldiler. Yoksa 12 yıldır bu ülkede tecavüz, hırsızlık, yolsuzluk, cinayet, şiddet gibi vakalarda artış mı oldu. Evet görülüyor ki dini söylemler arttıkça birileri gittikçe Karunlaşmaya başladılar. Yetinmediler eş dost akraba kısmına saçmaya başladılar. Hakları da vardı. Çünkü birisi çıkıp şunu diyebilecek cesaret ve dini bilgiye sahipti. "Biz inançlı insanlarız değil mi; Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede 'akrabalarını koru kolla' ayeti okunur" görülüyor ki ehil kişi tarafından bu tarz işlerin meşruluğu da kanıtlanmış oluyor.

Hal böyle olunca 17-25 Aralık operasyonları sonunda 4 bakanın yüce divana gitmesi için komisyondan olumlu kararın çıkmasını beklemek de çalıyorlar ama çalışıyorlar diyen toplumundan da,  yaptıkları yolsuzluklarından ötürü bunları cezalandırmalarını beklemek pek akıl karı gibi görünmüyor. Emekli müftü İhsan Özkes’in de söylediği gibi bu ülkede iktidar korkusu Allah korkusunun önüne geçtir. Dolayısı ile eskinin mücahitlerinin müteahhit olduğu bir ülkede eskinin dindarlarının da Dini-dar olduklarını görebiliyoruz.

Yorumlar