Şimdi biz neye ar diyeceğiz?

Çoğunuzun bildiği bir anekdottur Hz.Ali ile Muaviye arasında vukû bulan deve hikayesi.  Hz.Ali'nin şehri Kûfe'den bir Arap, devesiyle Şam'a gelmiştir. Şam’da dolaştığı sırada biri yanaşıp deveyi sahiplenir ve "Ver o dişi deveyi bana! O deve benim” der. Kûfeli Arap, "Hayır bu deve benimdir ve üstelik erkektir" diye kendini savunmaya çalışsa da anlaşamamışlardır. İş Muaviye'ye kadar yansır. Muaviye, tarafları dinler, sonra da kararını açıklar: "Bu dişi deve Şamlınındır!" Sonra halka dönmüş: "Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?" Hep birlikte bağırmışlar: “Şamlınındır!" Muaviye Arapa dönüp şöyle der: "Kûfeli, dinle beni! Biliyorum, bu deve senindir ve erkektir. Dönünce Ali'ye de ki: Muaviye'nin, dişi deveyi erkekten ayıramayan, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk alsın!"
 
Memleketimizin fotoğrafı da aynen bu şekildedir. Ülke gözünü kapamış ya tarafsınız ya bertaraf şeklinde bir kaosa doğru gidiyor. Ve bu fikriyat bir çok şeyin ayırtına varmamak için türlü bahaneler ile olayları savuşturup geçmektedir. Camide içki içildi yalanına koşulsuz inananlar, içilmediğini dile getiren imama kulaklarını tıkadılar. Başı örtülü bacıma saldırdılar dümenine kanıp, aksini gösteren görüntüler ortaya çıktığında ise ben görüntüye değil beyana inanırım diyenler dahi çıktı. Yolsuzluk ve rüşvetin daniskasını yapan bakanlar için çalıyorlar ama çalışıyorlar dedi bu ülke insanı. Mecliste, yüce divana sevk için yapılan oylamada hırsızı aklayalım dedi sineyi millete dönüp milleti temsil edenler. Peki Nerede kaldı insanımızın ar, namus, haya anlayışı. Yalanı, rüşveti, yolsuzluğu ar olmaktan çıkarttıysak neye ar diyeceğiz bundan sonra biz. Şatafatlı yapıtlarda oturanlarda bu kalabalığın farkındalar ve bunu bilerek sesleniyorlar bize. Ya tarafsınız ya bertarafsınız diye. Tıpkı Muaviye gibi.
 
ESNEK İNANIŞ
 
Başbakan Davutoğlu, büyük ustadan aldığı feyiz ile boynuzun kulağı geçtiğini kanıtlamak istercesine mikrofonu eline her aldığında hunharca saldırıyor CHP ye. Son olarak Charlie Hebdo dergisi üzerinden hedef tahtasına oturtmaya çalıştı ve ""Karikatürleri yayınlayanlara CHP sahip çıktı. Hz. Peygamber ve onun ashabına kimsenin bir şey söylemesine izin vermeyiz" diyerek, CHP yi dine karşı bir partiymiş göstermek maksadıyla yine dini siyasi çıkarlarına alet etmekte hiçbir çekince görmedi. O halde Sayın Başbakanın dini duyarlılığına inanarak ve saygı duyarak hatırlatmakta fayda var.
Milletvekiliniz Mehmet (Metiner) "Yezid'le Hüseyin karşı karşıya geldiğinde bizim tavrımız Yezid'den yanadır" dediğinde.
Yine aynı vekiliniz, sınavsız yandaş, eş, dost, akraba ilişkin vip torpil atamalarında bir ayeti referans göstererek işi sulandırdığında
Sizinle aynı dönem bakanlık yapan Egemen bağış inandığınız din ile makara geçtiğinde.
Partili milletvekiliniz İbrahim Korkmaz, kendisini Hz. İbrahim, Kardeşini de Hz. Muhammed olarak ilan ettiğinde.
AKP Aydın il başkanı, Tayyip Erdoğan bizim için adeta ikinci peygamberdir açıklamasını yaptığında.
AKP Bursa milletvekili, Tayyip Erdoğan'a dokunmak bile ibadettir şeklinde beyanda bulunduğunda.
Keşke Bunlar olurken de izin vermeseydiniz. İşte o vakit gerçekte samimiyetinize inanır size güvenirdik.

FAZİLET NOKSANLIĞI

Akp Balıkesir milletvekili Tülay Babuşçu, facebook hesabında Cumhuriyeti 90 yıllık reklam arası olarak tanımlıyor. Yeniden vekil olabilme tutkusu, kendisini o denli ihtirasa sürüklemiş ki bilinçaltındaki cehalet bir anda bünyesinde apse yapmış. 90 yıllık reklam arası dediği cumhuriyetin faziletleri ile o mecliste koltuk işgal ettiğini, kadın olmak bir yana birey olma hazzını kendisine o cumhuriyetin tattırdığını, günümüzde dahi halen kadınların sınıf dışı sayıldığı ülkelerin bulunduğunu fakat dünyada ilk defa kadınlara yönelik hürriyetin cumhuriyet ile bu ülkede tanındığını idrak edemeyen bu hanımefendi, güvendiği padişahının bir gün devrileceğinin de idrakinde değil. Lale tüccarı sayın vekil Lale Devrinde yapsaydı bu saray dalkavukluğunu, Patrona Halil, ilk önce onun lale tezgahını geçirirdi başına.

Yorumlar