Kapıyı çalan kim?

Emniyet kadrolarına yapılan operasyon ve gözaltılar toplumun neden böyle bir söylemde bulunmaya gereksinim duyduklarını açıkça ortaya koymakta.

Çok değil bundan beş yıl öncesine gittiğimizde bu ülkenin ordu mensuplarının, genel kurmayının, gazetecilerinin, bilim adamlarının, iş adamlarının, profesörlerinin evleri sabaha karşı şafak operasyonları ile didik didik aranıyor, uydurma ve sahte deliller üretmek marifeti ile evlatlarından eşlerinden, ana ve babalarından koparılıp götürülüyorlardı sonu karanlık bir girdabın içine doğru. Adını Ergenekon ve Balyoz olarak seçtikleri davalarla ilgili iddianameler henüz hazırlanıp savcılığa gitmeden iktidarın yandaş medya organlarına sızdırılıyor, soruşturmaya ait gizlilik tamamen alt üst edilerek çarşaf çarşaf haberler yapılıyor sanıklar henüz mahkemeye çıkmamış olmalarına rağmen iktidarın bu kalemşörleri tarafından infaz ediliyorlardı.

Teröristlerin gizli tanık olarak dinlendiği davalarda Başbakan savcılığı üstleniyor, bir baba oğlunun ölüm haberini koğuşunda ki televizyondan öğreniyor, başka bir baba ise bu suçlamayı onuruna yediremediği için beylik tabancasını şakağına dayayıp omurlu bir asker olarak ölmeyi yeğliyordu. Ergenekon’un kasası olarak adlandırılan Kuddusi Okkır sefalet içinde ölürken hiçbir yandaş gazetecinin, emniyet mensubunun vicdanı sızlamıyordu.

Ülkede bunlar yaşanırken, aklı selim biri çıkıp “ülke bağırsaklarını temizliyor” şeklindeki hamasi açıklamayı yapmaktan geri kalmıyor, devletin kurumları toplumun gözünde aşağılanarak itibarsızlaştırılıyordu. Bu yapılanlara karşı duranlar, hukuksuzluklardan bahsedenler ya darbe yanlısı yada Ergenekoncu olarak yaftalanıyor, toplum kutuplaştırılıyordu.

Ne var ki tarihler 17 Aralık gününü gösterdi,  ülkede bir şeyler ters gitmeye başladı. Beraber ıslanıp beraber yürüyen kader arkadaşları birbirlerine düşman oldular. Dün bütün eylem ve hukuksuzluklarına göz yumdukları altlarına zırhlı araba çektikleri kişilerin hepsiyle ters düştüler. Ne istedilerse verdik dedikleri cemaat ile papaz oldular. Belli ki bir nokta da çıkarlar ters düşünce öküzü öldürüp ortaklığı bitirdiler. Hal böyle olunca çorap söküğü gibi gelmeye başladı bütün yolsuzluklar, hırsızlıklar. Kimin ayakkabı kutusunda dolar zulaladığı, kimin oğluna parayı sıfırla diye talimatta bulunduğu saçıldı ortalığa. Muktedir boş durur mu hastalığın tanısını hemen koydu ortaya.  “Ya­sa dı­şı din­le­me, ha­ber­leş­me öz­gür­lü­ğü­nü ih­lal, de­lil ve suç uy­dur­ma, so­ruş­tur­ma­la­rın giz­li­li­ği­ni ih­la­l” 

Kimse suça bakmadı, her daim suçu deşifre edenin peşine düşülmedi mi bu ülkede. Reyhanlı belgelerini deşifre eden Eren, günah keçisi ilan edilmedi mi. Suriye’den füze gönderme senaryoları ile savaş çıkarma planları yapanları deşifre edenler vatan haini olarak halka zikredilmedi mi. Peki birader, dün yüzlerce insan aynı şekilde zindanlara tıkılırken, gazete manşetleriyle infaz edilirken kimsenin aklına gelmiyordu bu tanımlamalar. İbre kendine döndüğünde mi bunlar suç olmaya başladı. Ergenekon, Balyoz davalarının savcılığına kim soyunuyordu ki bu gün onların sahte delil ürettiklerini söyleme gafletinde bulunuluyor.

Dün devletin saygın insanlarının gecenin bir vakti kapılarını çalıp evlerini didik didik arayıp sahte delil üretenlerin kapıları çalınıyor şafak vaktinde. O gün gazetelerinde manşet yapıp mahkeme henüz hükmünü vermeden infaz edenlerin kapıları çalınıyor gecenin bir vaktinde. Gezi olaylarında destan yazan polislerin de kapıları çalınıyor sahur vaktinde. Aynı gizli tanıkların şimdi çıkıp nasıl tanık olmaya teşvik edildiklerini anlatmayacaklarını kim bilebilir. Evet keser döndü sap döndü hesap sırası beş yıl öncesinin senarist ve karakterlerine geldi. Ancak hesap verecek daha çok figüranın olduğu bu sinema filminde, esas oğlanlarında bileklerine kelepçelerin takıldığı sahneye dünden daha fazla yakınız. Rüzgar ektiler fırtına biçiyorlar. Müstahak mıdır? Buyurun teşhisi siz koyun…

 “Sabah vakti, kapınız çalındığı zaman, kapınızı çalanın sütçü olduğundan emin olduğunuz rejimin adı demokrasidir”

Churchill’in bu sözünü benimsememiş bir toplumda “sabah vakti” “sütçü”den başkası kapıyı çalıyorsa ve toplum bunlara karşı direnmeyip, direnmeyi aklının ucundan bile geçirmiyorsa AKP nin bu baskıcı tutumunu meşrulaştırmış demektir.  

- See more at: http://cagdasses.com/yazar/13737-cafer-kayadibi-kapiyi-calan-kim.html#sthash.uRPMIdS5.dpuf

Yorumlar