İşte şimdi yeni Türkiye!

Tamamen demokratik, adil ve eşit koşullar çerçevesinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Türkiye yeni bir sürece doğru kör topal ilerliyor. 12 yıldır tahttan indirilemeyen Uzun Adam, son olarak yeni bir seçim zaferi daha tattırılarak tahtını devretmek zorunda bırakıldı. Hukuken hem partideki koltuğunu hem de saltanat makamını devre mecbur kalan Erdoğan Türkiye de yeni bir dönemin kapılarını aralamış oldu. Otoriteler buna “Sonun başlangıcı” ismini vermiş olsalar da her sonun bir başlangıç olduğu fikrinden hareket ederek yeni bir başlangıcın da sinyalleri verilmiş oldu.

 

Yıllardır kitleleri arkasından sürükleyen, her sözüne koşulsuz inanılan, sorgulama yetisi kaybolmuş bir milleti her seçimde avucunun içine alan Uzun Adam olmayacak artık partinin başında. Partiye değil lidere oyun verildiği bu kesimde taşlar yerinden oynadı ve oynayan taşın yerine gelen diğer taş asla onun yerini dolduramayacaktır. En basitinden miting meydanlarında kimse çıkıp da “ Davutoğlu’nun G..nün Kılıyız” demez herhalde. Yalnız göz ardı edilmemesi gereken bir gerçekte şu ki, Erdoğan partisinin başına kuman edilmesi on kolay ve caniyi getirdi. Neden cani sorusunun cevabı Ortadoğu bataklığında yatmakta, komşularla olan ilişkilerden dolayı sınır tellerinde asılı durmaktadır.

 

İktidar kanadında tablo bu şekilde ortaya çıkınca seçmen kaymalarının olmaması içten bile değildir. Siyasetin Oynak Seçmen olarak tabir ettiği bu kitleden başka partilere kaymalar mutlaka olacaktır. Kalıcı olanlar karşılıklı menfaat ilişkilerini devam ettirmek isteyenler yanaşmacılar olacaktır. Bu bağlamda diğer siyasi partilerinde kendilerine çeki düzen verme zamanı gelmiştir artık.

 

MHP, mevcut siyasetini, aşırı milliyetçi karakterini koruduğu takdirde önümüzdeki genel seçimlerde pek fazla bir tırmanışa geçemeyeceği kanaatindeyim. Tabanıyla uyum içinde olmadığı dışardan kolaylıkla algılanan bu partinin yeni siyasi stratejilere, söylemlere ve politikalara ihtiyacı vardır. Bunları gerçekleştiremediği takdirde, baraj dışında kalma tehlikesiyle de yüzleşe bilir.

 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde meydanın da yardımıyla büyük bir sempati toplayan Selahattin Demirtaş liderliğinde seçimlere girecek bir HDP, kutuplaşmadan uzak, barışçıl Kucaklayan Türkiye söylemini içine sindirerek zikrettiği takdirde, özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu da eriyen AKP oylarının en gözde talibi olacaktır. Bu da HDP nin bağımsız milletvekilleriyle değil de parti olarak meclise girmesine ve daha yoğun milletvekili sayısı ile temsiline işarettir.

 

Yeni kurulan Merkez Parti için AKP ye küskün olanların ve aidiyetlerini artık yitirmiş olanların yeni adresi olarak bakanların da söylemleri de göz ardı edilemez. Beklide siyasi hayatımızın önümüzdeki sürecinde meclis içerisinde bu yeni parti de yer ala bilir.

 

Peki ya Ana Muhalefet CHP de tablo ne durumda. CHP nin Türk Siyasetinde önemli bir yeri var kuşkusuz. Partili olsun ya da olmasın çıkış yolu arayanların ismini zikrettikleri öncelikli parti olma konumunda olmuştur her zaman CHP. ( Ne var ki fikirler ile zikirler uyuşmamıştır sandık başında. ) Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını değerlendirip en hızlı hareket eden parti olarak öne çıkan CHP kurultaya gitme kararı aldı. Bu kurultay CHP için aslına bakılırsa yeni bir şans ve yeniden yapılanma için bir fırsattır. 90’lı yıllara kadar askeri ve bürokratik devlet elitlerini temsil eden bir parti olarak kalan CHP, son yapılan genel başkan değişikliğiyle bu kimliğinden uzaklaşma yolları aramış ancak gerekli olan kitle partisi algısını yaratamamıştır. Yapılacak olan kurultay sonrası kitleleri kucaklaya bilen, işçinin, köylünün, çiftçinin, esnafın, memurun partisi olma kimliğini oluştura bilen CHP için beklenen iktidar hiç uzakta değildir. Terör sorunu ve çözümünü daha gür sesle dile getirdiği, partisinde ulusalcı görünen fakat kafatası siyaseti yapanlardan arındığı, Laiklik ilkesini bilinen katılığının aksine gerçek manasıyla telaffuz ettiği zaman yüzü gülen taraf olacaktır.

 

Partiler içlerinde bu değişiklikleri yaptıkları ve silkelenip yeniden dizayn edildiklerinde, işte o vakit Yeni Bir Türkiye ortaya çıkacaktır.

 

Yorumlar