Paris saldırılarına dair

Dün Paris’te 12 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan bir katliam yaşandı. Muhtelif yorumlar yapılıyor; ağırlıklı olarak da bu yorumların meseleyi dinler arası, kültürler arası ve hatta medeniyetler arası çatışma tezlerinin içinden konuşmaya zemin açtığı görülüyor.

Buradan çıkmak, tartışmayı buradan çıkarmak gerekiyor.

Evet saldırı laikliğe, evet saldırı akla, özgür düşünceye.

Ancak mesele bununla sınırlı değil. Önemli nokta şu:

Saldırganların son yıllarda Suriye halkına karşı savaşa, barbarlığa gönderilen ve çoğunluğu ülkemiz topraklarından geçiş yapmış cihatçı çete bileşenlerinden olduğu, Suriye’den geçen yıl Fransa’ya döndükleri yazılıyor.
Tam da bu nedenle tartışmayı dinler arası zemininden çıkarmak ve Suriye halkının üzerine bu çeteleri salan emperyalist devletlerle sultanlık, Yeni Osmanlı heveslilerinin stratejik sorumluluğunu da görünür hale getirmek gerekiyor.
Cihatçı çeteleri Suriye’nin üzerine salan, büyüten kim varsa bu silahın şimdi de kendisine doğrultulması sürecinin suç ortağıdır. Reyhanlı’da yaşananların üstü de tam da bu yüzden örtülmedi mi? Unutulmasın.

Fransa’daki saldırıyı emperyalist merkezlerin Ortadoğu’ya müdahale siyasetinin sonuçlarını da ifşa ederek kınamalı; laiklik, barış ve demokrasi tartışmasını emperyalist merkezlerin Soğuk Savaş’la birlikte başlayan, Libya’da ve Suriye’de son yıllarda daha da görünürlük kazanan radikal dincilik siyasetinin dünya halklarına nasıl geri döndüğünü açığa çıkarma vesilesi, tartıştırma imkanı olarak da görmeliyiz. 

Kendisini Suriye’nin ebedi sömürgecisi gören bir devlet olarak Fransa’nın düşman siyaseti, Fransız halkına gözyaşı ve kan olarak döndü. 

İşte tam da bu noktada mesele dinler tartışması olmaktan çıkıyor.

Mesela ABD emperyalizmi, mesela NATO’cular: Müslüman değillerdir, fakat 60 yıllık süreçte Türkiye’ye ve Ortadoğu’ya en fazla dincilik pompalayanlar da bu kuvvetlerdir

Suriye halklarına karşı cihatçı çeteleri destekleyen Batılı devletler de müslüman değil; o halde meseleyi dinler zemininden çıkararak bakmak ve gericiliğe karşı mücadeleyi emperyalizme karşı mücadeleyle birlikte düşünen bir çizgi içinden konuşmak gerekiyor.

Fransa halkı ayakta; haklılar; onurlu bir tutum sergiliyor, fakat aklı, aydınlanmayı ve özgürlüğü savunmak için cihatçı dincilik siyasetine yaslanan ülkelerinin emperyalist politikalarıyla yüzleştikleri oranda bu mücadele başarıya kavuşacak.

Aynı durum bizim için de geçerli. Saray’ın emperyal nostaljisi sadece Suriye halkını değil, Reyhanlı’yı da, Rojava’yı da, Türkiye’yi de vuruyor.

Gerçek bir laiklik siyaseti, emperyalizmin radikal dincilik stratejisine her yerde barikat kurarak yükselecek, görülüyor.

Not: Laiklik mücadelesine bu eksenden bakmak gerektiğini BirGün Pazar’daki yazılarımda da ısrarla vurguladım ve vurgulamayı sürdürüyorum. Bu eksende bir yazıyı hatırlatma amacıyla buraya da koyuyorum: “Laiklik: Bağımsızlıkçı Bir Talep” http://www.birgun.net/news/view/laiklik-bagimsizlikci-bir-talep/6269

Yorumlar