Gazeteci

Hayır, nereden bilecek her şeyi gazeteci? Ben kendime göre bir tanım yapayım: Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kay­naklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan de­mektir. Gazetecinin  bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, ol­guya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hü­kü­metlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alaninsan, gazetecidir. Demişti, sevgili Uğur Mumcu, uğruna hayatını kaybettiği mesleğini tanımlarken. O da “Biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık. Kalacaktık ve direnecektik. “diyen Hrant Dink gibi, yaşadığı cehennemi cennete çevirebilmek için kaçanlardan değil, ayak direyen, sembol gazetecilerdendi. İkisi de nice kör kurşunlara yürüyen pek çok kalem gibi, gazeteciolarak katledildiler.

Günümüz koşullarına göre bir tanımlamayı da tarihin sayfalarına biz not düşmeye çalışalım. Bakalım 1992’den 2011’e değişim gösterebilen bir kavram mı gazeteci?

Gazeteci, bulunduğu çağa tanıklık edendir. Toplumun aydınlık yüzüdür gazeteci. Demokrasiyle, hukukla, özgürlükle, bağımsızlıkla nefes alabilendir ancak.

Araştırmacıdır; belgelerle, donelerle çıkar toplumun karşısına. Her kapıdan tanıdığı, her eşikten geçmişliği vardır gazetecinin. Toplumun çalar saati olmak durumundadır her an, uyanık kalmak zorundadır gazeteci. Gecesi de yoktur, gündüzü de; son dakikası vardır yalnızca onun.

Olayları analizlerle, kronolojik gelişim süreciyle irdeleyerek sunar tepsisinde. Hem mutfağındadır hem servisindedir yemeğin. Sabah kahvaltısında çayınıza bir gazete yaprağında veya salonunuzda sohbetinize beyaz ekrandan eşlik edebilir. Evinizde, sizden biridir gazeteci. Düşüncelerinize ışık tutar ve hedefinize yol sunar, o istese de istemese de.

Yalnızca bu sebepten bile yazdığı her kelimenin sorumluluğunu, mürekkebinin kağıt ile buluştuğu andan itibaren üzerine yüklenmiştir. Taraf olma lüksü yoktur, her kesimi rahatsız eder, irite eder. Fakat dik durmasını bilendir gazeteci. Alacağı tehditlere ve her kanaldan üzerine gönderilen baskılara rağmen duruşunu bozmayan ve doğru bildiğini yüksek sesle söylemeye devam edendir.

Zordur gazeteci olmak anlayacağınız. Vicdanın, dürüstlüğün, yaşadığı toplumun temsilcisidir, önce insan olandır gazeteci.

Bir toplumun ne kadar özgür ne kadar demokrat olduğunu anlamak isterseniz eğer, o ülkedeki gazetecilerin tutumuna bakabilirsiniz. Özgür basının olmadığı yerde, demokrasinin varlığından söz edilemez.

Eğer bir ülkede yazmaya, soruşturmaya, araştırmaya korkar olduysa gazeteci; yazdığı kitapları nasıl yazdığı, kimlerle görüştüğü, haber kaynakları savcılık elinden açıklanmaya zorlanıyor, hem savcılık hem de emniyetteki ifadeleri “özgür” gazeteciler tarafından yayımlanıyorsa, bir takım yayın organlarında, tutuklanacak isimler gazetecilik faaliyeti(!) içerisinde açıklanıyor ve dalga dalga o isimler tutuklanıyorsa, Hizbullahçılar yargı süreci tamamlanmadan serbest bırakılıyor ve kaçıyorlarken, kaçma tehlikesi bulunmayan isimler senelerce yargılanmalarının tamamlanmasını bekliyorlarsa; o ülkede demokrasinin, hukukun ve basın özgürlüğünün varlığının sorgulanma vakti çoktan gelmiş demektir.

Çocuk tacizcilerinden, kendini bitmek nedir bilmeyen davaların savcısı, hakimi ilan edenlerden, kara çalıcılardan, iftiracılardan, kadın düşmanlarından, yalan peşinde koşan aymazlardan, şantajcılardan ve komploculardan dört diploması da olsa gazeteci olmaz. Ancak tetikçi olur.

Kalemlerini bir tek gün olsun satmayan gazeteci dostlarımız ile birlikte ikinci sayımızda da yurttaşın çağdaş sesi olma hedefimizle karşınızdayız.

Amerika’dan bile özgür basına sahip olacağımız o güneşli güne ulaşmamız dileğiyle…

 

Yorumlar