ZORUNLU YAYIN - Bu yazıyı Recep Tayyip Erdoğan yazdı

Bilal geç anlarmış, paraları sıfırlayamamış.

Burak sanatçı Sevim Tanürek’e çarptıktan sonra İngiltere’ye gönderilmiş ama “Ay vil iit yuu” seviyesinde dil öğrenebilmiş.

Sen yazarsan “genel değil, özel özel” olurmuş.

Yazma.

Zafer Çağlayan’a 700 bin TL değerinde saat “hediye” edilmiş.

Sen yazarsan “hediye” değil de “rüşvet” dermişsin.

Yazma.

17 Aralık Soruşturma Komisyonu’nda kim ifadeye çağırılmış, kim ne demiş?

Sen yazarsan “itibarları” zedelenirmiş.

Yazma.

Kobani eylemleri sırasında 9 Ekim’de iki kişi hayatını kaybetmiş.

Sen yazarsan gizlilik ihlali olurmuş, “O düştü, düşecek dediğin yer neresiydi?” diye sorarmışsın.

Yazma.

Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nda IŞİD tarafından onlarca vatandaşın rehin alınmış.

Sen yazarsan “unsur” dedikleri vahşiler tarafından esir tutulan vatandaşların güvenliği sıkıntıya girermiş.

Yazma.

Dönemin Başbakanının Keçiören’deki evine ve çalışma ofisine böcek konulmuş.

Sen yazarsan “Hani siz kardeştiniz?” diye sorarmışsın, soruşturma sağlıklı yürümezmiş.

Yazma.

Soma’da 301 madenci siyaset – sermaye – sendika eliyle göz göre göre ölüme yürütülmüş.

Sen yazarsan infial yaratırmışsın.

Yazma.

Reyhanlı’da bombalı saldırıda 52 vatandaş hayatını kaybetmiş.

Sen yazarsan “Jandarma yazışmalarındaki El-Kaide üyelerinin bombalı araçla saldırı yapılacağı bilinirken, neden” diye sorarmışsın.

Yazma.

Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’ne operasyon planlandığına dair ses kaydı yayınlanmış.

Sen yazarsan “milli güvenlik ilkelerini” ihlal edermişsin.

Yazma.

Temmuz 2001’de 15 ilde eş zamanlı şike operasyonu düzenlenmiş.

Sen yazarsan, Paralel yürüdükleri yollardaki arkadaşlarıyla teğete düşerlermiş.

Yazma.

Roboski’de 34 vatandaş insansız hava araçlarının gölgesinde paramparça olmuş.

Sen yazarsan “Emri kim verdi” diye sorarmışsın.

Yazma.

Ekim 2008’de Aktütün’de PKK ile TSK arasındaki ağır silahlarla yapılan çatışma sonrasında ortaya çıkan Genelkurmay’ın önceden haberdar olduğuna ilişkin belgeler sızdırılmış.

Sen yazarsan “yasaklanan belgeleri” açıklamış olurmuşsun.

Yazma.

Adana’da ve Hatay’da durdurulan tırlarda MİT’çilerin şoför, Kavas Vali’nin “ölümüne Gladyatör” olduğunu gösteren 49 sayfa belge ortaya çıkmış.

Sen yazarsan “Hani battaniye vardı?” diye sorar, devlet sırrını ifşa edermişsin.

Yazma.

Paris’te 12 çizer katledildiğinde bölgeye giden Davutoğlu’nun ülkesinde çizerlerin katledilme gerekçesi sunulan dergiden bir bölüm yayınladı diye gazete polis baskınına uğramış.

Sen yazarsan, Erdoğan’a “Hani Türkiye dünyanın en özgür basınına sahipti?” diye sorarmışsın.

Yazma.

Yazarsak gazetemiz basılır, hapse atılırız, internet haber portalımıza erişim engellenir, faili meçhullere kurban gideriz, yandaş basında “işte o teröristler” diye çarşaf çarşaf fotoğraflarımız gösterilir, vs...

Bu saydığım olayların hepsine mahkeme kararıyla "yazmayalım" diye yayın yasağı getirildi.

Peki yazmayalım.

Ne yazarsak hükümetin ve polisin sansürünü aşabiliriz?

Erdoğan’ı kendi sözleriyle, hiçbir yorum katmadan yazalım.

Bu da mı yasah hemşerim?

17 ARALIK TAPELER

-Tapelerin hepsi montaj!

-Devletin kriptolu telefonunu bile dinlemişler! Bakanları, Genelkurmay başkanlarını Başbakan ve Cumhurbaşkanını dinlemiş ve kaydetmişler.

REYHANLI KATLİAMI

-Reyhanlı’da 53 sunni vatandaşımız şehit edildi. Bu tezgahın arkasında ne var? En son saldırının bir numarası yakalandı. Bu kişi malum Beşar Esed'le adeta kol kola olan bir kişi. Bu olaydan önce CHP milletvekillerinin orada ne işi vardı, Esed'le ne görüşüyorlardı? Mezhebi bir tahrikin içinde, çok ciddi bir tahrikin içinde olmaktan başka ne yaptı ana muhalefet lideri?

-Eyy Kılıçdaroğlu! Ben Sunniyim, açık açık söylüyorum. Sen de Alevisin, saygı duyuyorum. Korkma, çık sen de söyle.

(Miting alanından yuhalama sesleri)

“BEŞAR ESAD İLE KOL KOLA OLMA DURUMUNU DA ES GEÇMEYELİM”

-İki ülke zaman zaman savaşın eşiğine geliyordu. Biz geldik, Esad kardeşimle oturduk, iki ülke arasındaki meseleleri konuştuk. İstişare ettik, Müzareke ettik…Ve Türkiye ile Suriye’yi bölgenin iki kardeş, iki dost ülkesi haline getirdik mi?

(Kalabalıktan eveeet sesleri)

Her alanda işbirliğine gittik mi?

(Kalabalıktan eveeet sesleri)

“IŞİD UNSURLARI”

-Başkonsolosluğu IŞİD işgal etti. Muhalefet artık dengeyi iyice yitirdi. Kar yağsa hükümet sorumlu. Ellerine diken batsa hükümeti suçlar hale geldiler. Onların derdi IŞİD unsurlarını tahrik etmek. Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan dedik. Bunlar ancak kendi yatak odalarına girdiklerinde bunları söyler.

-Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık.

34 CANIN ÖLDÜĞÜ ROBOSKİ KATLİAMI = “KAÇAKÇILAR”

-Burada bir hatanın olmuş olabileceğini daha başta söyledik. Ama bu bölgenin terör bölgesi olduğunu da söyledik. Kimse de kalkıp sınır boyu kaçakçılığı yapanların yaptığı kaçakçılığı meşru gösterme gayreti içine giremez. Bu konularla ilgili olarak bizler yasanın belirlediği tazminatın çok ötesinde açılan hesaplara yatırdık. Başbakan yardımcım aileleri ziyaret etti. Eşlerimiz gittiler. Ziyaretleri yaptılar. Eğer insaniyse biz görevimizi yaptık. Biz terör örgütü veya uzantılar daha farklı beyan bekliyorsa kusuna bakmasınlar!

-(Hama’dan gelen ölüm haberleri üzerine) BM Gözetim Misyonu Suriye'de incelemeler yaparken böyle bir katliam gerçekleştirmek, 50 masum yavruyu, 110 masum sivili alçakça katletmek, gözü dönmüşlüktür, acziyettir, zavallılıktır. Sabrın da bir sınırı vardır. İnanıyorum ki BM Güvenlik Konseyi'nin de inşallah sabrının bir sınırı vardır. Dünyanın ve gözlem heyetinin gözü önünde gerçekleşen bu katliamlar, açıkça dünyayla dalga geçmektir, bir nevi rest çekmektir. Zira akan her damla kan, Suriye yönetiminin olduğu kadar, bu yönetimin vahşetine çanak tutanların da eline, yüzüne bulaşmıştır ve tarih boyunca da o leke oradan çıkmayacaktır.

TIRLARDA SİLAH TAŞIYAN ŞOFÖR MİT’ÇİLER

-Biz Suriye’deki bayır bucak Türkmenlerine MİT eliyle yardım ulaştırıyoruz. İki TIR. Adana’da paralel yapı zihniyetini taşıyan bir savcı çıkıyor, polisler jandarmalar bu TIR’ların önünü geçiyorlar. MİT elemanlarımızı tartaklıyorlar. Kanunsuz fotoğraf çektiriyorlar. Bunu yapmaları aslında suç. Ama yasal olmayan bir uygulamayı yapıyorlar. Buradan nereye gidiyordu yardımlar? Bayır bucak Türkmenlerine gidiyordu. Peki Bahçeli’nin sesi çıktı mı? Kılıçdaroğlu’nun sesi çıktı mı?

“SON MANŞETİ MİLLETİM ATACAK” (Alo Fatih Tapelerine girmiyorum bile “çünkü yasak”) – KASET SİYASETİNİ TOPRAĞA GÖMELİM

-Ne marifetiniz varsa ortaya dökün. Ama unutmayın son manşeti benim milletim atacak! Bunların derdi Türkiye Cumhuriyeti değil, paralel yapı! Sadece Paralel yapıdan değil onların kukla gibi oynattığı siyasi partilerden, medyalardan da hesabı sorulur. Paralel yapı elindeki kayıtlarla herkesi yanına çekmeye çalışıyor. Buradan çağrı yapıyorum buna boyun eğmeyin. Eğer bir olursak, beraber olursak bu kaset siyasetini en kısa zamanda toprağa gömeriz. Hoca dedikleriniz, abi dedikleriniz sizin ülkenize kast ediyorlar.

"ABD'YE SELAM, GÜLEN' HASRET"

-(10. Türkçe Olimpiyatları'nda Gülen'i çağırırken) Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu andaki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim.

BAYKAL’A YAPILAN KASET KOMPLOSU

-Bak Hacı Bektaşi Veli diyor ki, eline beline diline hakim ol diyor. Hanım kardeşlerimden özür diliyorum ama bundan önceki beline hakim olmaadı, gitti. Bu özel değil, genel genel!

-Kaset siyasetini toprağa gömelim.

Yorumlar