Deniz Gezmiş efsane değil!

Taha Akyol buyur-muş; “Sağda ve solda ‘dava uğruna ölmüş’ ve öldürülmüş gençlerin tutkularına saygı duyalım ama ‘eylem’lerinin yanlış olduğunu da belirtelim”.

Çünkü Deniz Gezmiş ve arkadaşları, legal parti kurmak yerine silahlı mücadeleye giriş-miş ve yasa dışı eylemler yap-mış.

Mahkeme idam yerine başka cezalar da verebilirmiş fakat suçları ‘anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs’ olduğu için mahkumiyet ona göre veril-miş.

İdamda tek sorun siyasi-imiş, Meclis’te oyların idam lehinde kullanılması; neticede hukuki hiçbir sorun yok-muş.

Meclis tutanaklarını da incelemiş Akyol, o zaman vekiller sanıyor-muş ki, idamlar yaygınlaşmakta olan silahlı eylemleri caydıracak-mış. Fakat öyle olma-mış, Taha Akyol yaşa-mış ve gör-müş ki; idamlar ‘terörü provoke et-miş’, öyle-imiş.

Yazının başlığı ile de anlaşıl-mış ki, ‘Deniz Gezmiş Efsanesi’ Taha Akyol’un vicdan timsali kalemi ile çök-müş.

Bu yazıyla Taha Akyol’un Deniz Gezmiş ve 68 kuşağı önderlerine, dönemin en gözde gazeteleri gibi ‘şakiler’ demenin de ötesinde, idamlarının terörü provoke ettiğini belirttiği üzere, terörist gözüyle baktığını anlamamak için idrak sorunumuzun olması gerekir.

O dönem yargılanan gençler işkencelerden geçerken, kılını dahi kıpırdatmayan Mahkeme’nin hukuki hiçbir sorunu yoktur Taha Akyol’a göre.

Savcıların, o dönem süren farklı davalarda, iddianamenin ötesinde sanıklara yönelttiklerinin, savdan başka, yorumlar olduğunu görmemek için de Taha Akyol olmak gerekir.

 *

Mahirler yargılanırken, Savcı Naci Gür söz alır..

Ve döktürür, Taha Akyol’un hiçbir sıkıntı görmediği hukuk düzeninin adalet timsali savcısı:

“ Unutulmamalıdır ki, değişen her duruma göre ayrı taktik kullanmak komünizmin mahiyeti icabıdır.

Yalan ise komünistin ağzında bir sakızdır, çiğnenir.”

Mahkemede ideolojiler mi yargılanmıştır?

*

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 6 Mayıs 1972’de idam edilmesi ile sonuçlanan davaya gelirsek..

Sene 1990..

Davayı hükme bağlayan Yargıtay Daireler Kurulu’nun eski üyesi Emekli Hakim Albay Nahit Saçlıoğlu, 18 yıl süren suskunluğunu bozarak şunları söylüyor:

“İdamlar bir adli hatanın sonucu doğmuştur. Bir yüksek mahkeme bu yanılgıya düşmemeliydi. O gün karara muhalif kalmıştım. Bugün de aynı görüşü koruyorum ve Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının 15-24 yıl ağır hapis cezası ile yargılanmaları gerektiğine inanıyorum.

İdam kararında basının da rolü vardır. Mahkeme kamuoyunun genel havasına uydu. Kendisini bu havanın üstüne çıkaramadı. O dönemde komutanlardan, idareden de baskı olmuştur. Olmamıştır diyemem.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın fiillerinde 146/1’i gerektiren unsurlar yok. Çünkü bu unsurları gerçekleştirmek için gerekli unsurlar yok. Deniz Gezmiş’ler ihtilalci sosyalist olduklarını gizlemiyorlardı. Başarılı olduğumuz zaman sosyalist düzenin anayasasını getireceğiz diyorlar. Ancak bu gaye suçudur. Oysa 146/1 icrai suçtur. Şu anda yapılan fiilleri öngörür. Gayede, ileride, gelecekte yapılacak fiillerle şu anda yapılanlar aynı şey değildir. Biriyle ikincisini cezalandıramazsınız. Ancak mahkeme nitelendirmede hata yaptı. Maalesef mahkeme şartlanmıştı. Ancak hukuksal gerçekler bu kadar açık olduğu halde karara karşı çıkmaya cesaret edemediler. Yıllar sonra Daireler Kurulu’nda görev alan üç arkadaş bana geldiler ve ‘Senin verdiğin karar doğruydu ama cesaret edemedik. Keşke biz de sana katılsaydık’ dediler.”

*

Deniz Gezmiş Taha Akyol’un söylediği gibi ‘efsane’ değil; 40 yıl önce devlet eliyle, karşıt olduğu emperyalizmin maşaları tarafından yol arkadaşları gibi katledilen ve bugün dahi o kötü örnek olacağını düşündüğü gençlerin elinde bayraklaşan, hayatın içinden çıkan gerçek bir önderdir.

Bugün, yüzbinlerce genç, hiç tanışmadıkları ve 40 sene önce alacağı nefeslerinden çalınan bu gencin; tarihin karşısında, vicdanların terazisinden alnının akıyla çıktığını bilmektedirler.

Deniz Gezmiş ve yol arkadaşları, gelecek nesillere kötü örnek değil; gelecek nesillere bir fitil bırakabilmek için ‘romantize’ dedikleri hayatlarından vazgeçmekten tereddüt dahi etmeyenlerdir.

O fitil, bugün tüm ülkeyi saran bir yangın haline gelmiştir ki; pek çok köşe sahibi, Deniz Gezmiş ve yol arkadaşlarından duydukları rahatsızlığı, özel bir toplum mühendisliği çalışması ile hazırlanmış yazıları ile donatarak göstermektedirler.

Tarih hukuki ve siyasi garabetin bir arada olduğu bu utanç kararını unutmayacaktır.

Taha Akyol’u da.

 

Yorumlar