SEAŞ yolsuzlukları 5: "Kaymakam'ın boruları"

Özelleştirilen SEAŞ’ta sular durulmuyor.

Okurlarım hatırlayacaktır, Soma Kaymakamı Bahattin Atçı’nın SEAŞ’tan boruları istettiğini yazmıştım.

Atçı da beni arayarak, boruları istettiğini kabul ettiğini söylemişti. Ben de bu boruların peşini bırakmayacağımı belirtmiştim.

Bırakmadım da.

KAYMAKAM BORULARI ÖNCE BEDELSİZ İSTİYOR

Kaymakam SEAŞ’ta Süleyman Çetin’in servisindeki, hidrolik kül sisteminde kullanılan ve Yırca’daki baraja kül atılan boruları önce “bedelsiz” istiyor.

Santral çalışanları yetkililerin anlattıklarına göre, Kaymakam santralde yöneticilere; “Eski Genel Müdür Nuri Şerifoğlu bana bu boruları “bedelsiz” bir şekilde teslim edeceğinin sözü verdi” demiş.

Ancak pek çok yönetici boruların bedelsiz verilemeyeceğini, komisyon kurulması gerektiğini söyleyince sinirlendirmişler bizim Kaymakam’ı biraz.

“Pazarlık” aşaması komisyonla Kaymakam arasında baya bir sert geçmiş hatta anladığım kadarıyla hatta.

Nihayetinde Kaymakam, piyasa değerinin çok çok altında bir değerde, SEAŞ’a 132.948 TL ödeyerek (20 kr/kg başına) bu boruları satın alıyor.

SEAŞ’TAN ALINAN BORULAR AMAÇ DIŞI KULLANILIP, NASIL PARAYA ÇEVRİLDİ?

Benim anladığım, kurumlar arası yapılan bu bedelli satış, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde olmadı mı?

Olduysa eğer, Kaymakam’ın “malzeme” olarak aldığı bu boruları yasa gereği yine “malzeme olarak” kullanması gerekmez mi?

Yasa bunu diyor.

Biz mi yanlış biliyoruz?

Kaymakam’a aylar önce bu boruları ne için istettiğini sorduğumda, “Soma’da eski PTT binası var. O binayı gençlik merkezi ya da kütüphane yapacağım, onun için istettim” demişti.

Kaymakam SEAŞ’a “200 torba çimento, bilmem kaç tane demir lazım bana” dese, SEAŞ da bu malzemeleri alıp kenara koysa, zamanı gelince de “Ben bunları kullanmıyorum, bu malzemeler ihtiyaç fazlası” deyip de “mal” olarak Kaymakam’a satsa ve Kaymakam da mal olarak kullansa sıkıntı olmaz.

Yasalar ve yönetmelikler bunun uygun olduğunu söylüyor çünkü.

Ancak bu böyle olmuyor.

Kaymakam boruları aldığı değerin çok üstünde bir şekilde “ihale yaparak” satıyor.

Ucuza satın aldığı malı, pahalıya satıyor yani.

Amaç dışı kullanıyor.

KAYMAKAMLIĞIN BORU İHALESİNE SADECE İKİ AKRABA KATILIYOR

İhale süreci de çok ilginç.

İhaleye Soma’da neredeyse tüm atık - geri dönüşüm işlerini yapan Niğdeli iki akraba giriyor. Birisi alıyor haliyle.

İhale sürecine ve Kaymakamlık görevinden istifa ederek AKP’den milletvekili aday adaylığına soyunan Bahattin Atçı konusuna virgül koyarak boru meselesindeki diğer bir usulsüzlüğe dönelim.

Bir de SEAŞ boyutu var işin.

Kurumlar kullanılmayan malzemelerini yılda bir kez yine yasaya uygun şekilde kurdukları komisyonla belirler, bildirilir ve ilan eder. Diğer işletme müdürlükleri de işlerine yarayan bir malzeme varsa cüzi bir miktar ödeyerek satın alırlar, gerekirse bedelsiz alırlar.

KAYMAKAM’A SATILAN BORULAR İÇİN BİLDİRİM YAPILMADI

Fakat Kaymakam’ın aldığı bu borular için bildirim yapılmamıştı. Çünkü SEAŞ’ın boruları kimseye vermek gibi bir niyeti yoktu.

Dursun, işimize yarar diye düşünülmüştü haklı olarak.

Bu boruları şimdi satın almak isteseler (ki sadece yurt dışından alabilirler) en az altı ay beklemek zorundalar. Ve borular eski de olsalar kullanılabilir durumdalar.

İki gün süresince bu borular santralden çıkarılmaya başlandı.

Çıkarılması bile olay!

Boruları çeken kamyonun (Beyaz BMC Fatih tır) önünde SEAŞ’ın güvenlik aracı, arkasında da emniyetin sivil plakalı aracı (kırmızı FİAT Fiorino) ve Burdur Bucak’tan Yamanlar Güvenlik firmasının aracı... (Hepsinin plakası ve fotoğrafları mevcut)

Bankaya para taşısalar böyle güvenlik önlemi alınmaz.

SEAŞ’ın raporlu güvenlik amiri Zafer Yurduseven boru güvenliği için mi amir yapılmış?

Celal Bayar’dan araştırdığım Yurduseven’in güvenlik amiri yapılmasındaki sürecini ayrıca kaleme alırız. 70 tane silahlı güvenlik görevlisinin bulunduğu ve 1. dereceden stratejik öneme haiz santralde silahsız güvenlik amiri neden olunur, hangi raporlarla olunur, konuşuruz.

Biz boruların yüklenme sürecine geri dönelim.

BORULARIN KAPI ÇIKIŞ KAĞIDI İMZALANMADI, TUTANAK TUTULMADI

Hala boruların taşınması işlemi tamamlanmadı, havalar da kötü malum.

Bu boruların kapı çıkış kağıdı imzalanmıyor bir türlü.

Tutanak bile düzenlenmiyor.

Yani borular sadece Güvenlik Amiri Yurduseven’in sorumluluğunda çıkarılıyor.

Oysa bu işin ilk sorumluluğu Malzeme Müdürü Şahika Altuğ’da. Ankara’da görevde olduğu için santralde değil malzemeler çıkartılırken.

İŞLETME MÜDÜRÜ İMZA ATMIYOR

İşletme Müdür Yardımcısı Fevzi Alkan, Ticaret Müdürü Bora Ülkü ve Güvenlik Amiri Zafer Yurduseven toplanıyor ve İşletme Müdürü Ahmet Kalay’ın yanında alıyorlar soluğu.

İmzalamasını istiyorlar.

İmzalamıyor. “Şahika Altuğ gelince imzalatırsınız” diyor.

SORUMLU MALZEME MÜDÜRÜ: “KANUNSUZ İŞ YAPMADIM”

Şahika Altuğ bugün döndü Ankara’dan Soma’ya.

Kendisine ulaşıp da “Kapı çıkış kağıdı olmadan, tutanak tutulmamışken nasıl oluyor da bu borular santralden çıkartılabiliyor” diye sorduğumda, “Ben kanunsuz hiçbir şey yapmadım, memur olduğum için daha fazla konuşamam” diye konuştu.

Konuşmayı kısa kestiğinden “Santralde bu tarz sıkıntılar olduğunda yetkililer imza atmamak için rapor alma yoluna gidiyorlar, sizin için de böyle bir duyum aldım, doğru mu” diye sormama fırsat kalmadı.

GEÇMİŞE YÖNELİK BELGE Mİ HAZIRLANACAK?

Hiç kimsenin imzalamak istemediği bu tutanaklar meselesini nasıl bir çözümle halledeceğini merak ediyorum Genel Müdür Yardımcısı Recep Çıtlak’ın.

Santralde çalışan herkese dostane bir uyarıda bulunayım; geçmişe dönük olarak düzenlenecek herhangi bir evrakın altına imza atmaya herhangi birisi tarafından “zorlansanız da” atmayın.

Zira dün elektrofilitre işi için gelir müfettiş, yarın borular için.

Bir savcı illa ki; “Ne oluyor kardeşim burada” diye sorar bir gün.

Sonra çıkar da der ki, kantar fişine bakayım, kantardaki bilgisayar sistemli kartelaya bakayım, kantarın olduğu yerde güvenlik kamerası olmasa da boru yüklü kamyonlar çıkarkenki kayıtlara bakayım..

Der yani.

***

İKİ BORU USULSÜZLÜĞÜ DAHA VAR

Kaymakam gibi yüzlerce boru almasa da Eski Belediye Başkanı Ali Tulup’un imzasıyla borulardan iki tanesi isteniyor.

Borulardan birisi cami, bir diğeri de spor kulübü için.

Camiye giden boru “kalorifer kazanın çıkışında bir yere kullanmak” amacıyla isteniyor.

İşletme müdürü Ahmet Kalay da Ali Tulup’a “ekip göndereceğini ve ne kadar ihtiyaç varsa onun önce tespit edilmesi gerektiğini” söylüyor.

Ardından Ali Tulup santrale geliyor, Recep Çıtlak ile görüşüyor ve “nasıl oluyorsa” akşama kadar boruları yükleniyorlar ve kapıya kadar getiriyorlar.

Recep Çıtlak da kapı çıkış belgesini Ahmet Kalay’a yolluyor. Ahmet Kalay da “kendisi imzalasın” diyerek belgeyi geri gönderiyor.

Genel Müdür Yardımcısı Recep Çıtlak, Kalay’ı odasına çağırdıktan sonra uzun tartışmalar nihayetinde tutanak tutulduktan sonra imzalamak zorunda bırakılıyor.

Ve borular yola çıkarılıyor.

Spor kulübüne giden boruya gelince...

Soma Zafer Kulübü’ne gönderilen borunun ne amaçla istendiği, ne yapılacağı bu paylaşımla tüm anlamını yitiriyor zaten.

Çerez parasına özelleştirilen SEAŞ’ta son durum bu. SEAŞ alakartında müfettişlerle beni konuşan santral yöneticilerini, Başbakan Davutoğlu’nun “işverenin çayını içmeyi bile haram sayacak” diye tanımladığı, yöneticilerle yemeğe çıkmayacak müfettişler de ziyaret eder elbet.

Bizse işçilerin çayını içmeye devam edeceğiz.

Yorumlar