Suriye yalanlarınıza niye inanalım?

Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile yaptığı röportaj sayesinde değerli gazeteci Utku Çakırözer’e verildi.

Utku Çakırözer şüphesiz ki oldukça tecrübeli, ilkeli ve parmakla gösterilecek gazetecilerden. Aldığı ödülü sonuna kadar hak ettiğinden kimsenin zerre kadar şüphesi yok zaten.

Şöyle bir sorunla karşılaşıyoruz bu noktada aslında, Utku Bey’in tarihi röportajı üç bölüm halinde Cumhuriyet’te yer aldıktan sonra, konuştuğum pek çok gazeteci arkadaşımda gizli bir kıskançlık ve eli kolu bağlı olma durumunun verdiği rahatsızlığı hissettim.

Türkiye’nin yakın tarihteki medya geçmişine imzasını atan birkaç ismin daha adı mezkûr röportaj için geçtiği ve karşılaştıkları baskı ile aldıkları özel telefonlarla Çakırözer’i yalnız bırakmak zorunda kaldıkları bilgisi basın kulislerinde genişçe yer bulmuştu.

İşte her gazetede, dergide, siyasal kurumlarda ve devlet dairelerinde Utku Çakırözer’in konuşulması ve Utku Bey’e bu ödülün layık görülmesinin altında yatan gerçek neden tam da bu noktada kendini gösteriyor:

Gazetecilik yapmış olması..

Bir seneye yakın bir dönemdir, tekelleşen televizyon, radyo, gazete, internet siteleri; yazılı ve görsel medyanın tamamında karşımıza çıkan Suriye haberlerini objektif bir gözle analiz etmenizi istiyorum.

-Hastane bombalayan eli kanlı Esed birlikleri bugün de bilmem kaç yüz sivil katliamına sebep oldu..

-Eli kanlı Esed, Başbakan Erdoğan’ın reform talebini yine duymazdan gelerek, Cuma namazından çıkan Müslümanların üzerine bombalar yağdırarak ateşkesi saymadığını gösterdi..

Bu saydığım ifadeler, haberin dili, üslubu.

Esed birlikleri.. Sanki pek çok devletin ‘terör örgütü’ saydığı herhangi bir milis gücünden bahsediyorlar.. Adamların ‘eli kanlı Esed birlikleri’ dedikleri, bir devletin ordusu.

ABD’nin stabil dış politikası gereği el altından tüm dünyaya dış haber postalayan kuruluşlar bile daha usulüne uygun bir dil kullanıyor, bizimkiler pek gerek duymuyor sanırım özel olarak uğraşmaya.

BBC ve CNN International’in özel stüdyolarda sipariş haberler hazırlayıp, Suriye’den canlı yayın yapar gibi tüm dünyayı kandırdığı videolar ortaya çıkmışken, Kanal 7’nin Ana Haber bülteninde aktardığı bir ‘haber’den söz edeceğim size.

Suriyeli isyancı (ÖSO militanı) haberdeki görüntülerde, bombalama eylemini göstererek “El Faruk Tugayı eskiden sivilleri, ancak şimdi Esad’ın askerlerini tedavi eden ulusal hastane binasını başarılı bir şekilde bombaladı” diyor, Haber 7 üstün habercilik algılarını çalıştırıyor ve bizlere gelişmeyi “Esad güçlerine bağlı savaş uçakları hastane bombaladı” olarak veriyor.

Medya patronlarının pek sevdiği ucuz yayıncılık ve yüksek rating için, patronun başını belaya sokmayacak iki yorumcunun, salya sümük ‘Katilsin Esed, kendi halkının üzerine bomba yağdırıyorsun; biz o kadar uslu çocuklarız ki, bundan 1,5 sene önce sevgili Başbakanımızın ve çok değerli hanımının seni ve hanımını Bodrum’da tatile davet etmişken kameralara dağıttığınız tebessümleri, kardeşlikten katilliğe nasıl terfi ettiğini, aynı zaman zarfında nasıl durduk yere halkını bombalayan bir deliye dönüştüğünü filan sorgulamıyoruz, sınırlarımız çizilmiş, haddimizi aşmıyoruz’ tartışmalarının haricinde hiç Suriye meselesinin konuşulduğunu göreniniz oldu mu?

Bir kişinin çıkıp da “Kaddafi’yi linç eden güçler, Libya’ya çanta çanta para gönderen taşeronlarla birlikte böyle düşünmemizi isteyenler olmasın? Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğini görsek mi? Suriye planı hala başarılı olamadı, erk sahipleri zor durumda; İran’ın, Rusya’nın ve Çin’in tutumunu, Güney Amerika ülkelerinin Suriye’ye desteğinin dünyadaki dengelere yansımasını, Türkiye’nin İsrail ile belirsiz ilişkisinin altında yatan gerçek nedenleri, Başbakan Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi kapsamındaki pozisyonunda gerçekleşen değişiklikleri ve görevini başarıyla yerine getirip getiremediğini konuşsak mı? Mesleğimizin boynumuza vurduğu tarihsel misyonumuzu yerine getirebilmek için beynimizi cebimizden çıkarsak mı artık?” diye düşündüğünü, hatta sadece ima ettiğini dahi göreniniz oldu mu?

Utku Çakırözer, Türkiye’den çıkıp da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ‘Hakkınızda bu iddialar var, siz ne diyorsunuz?’ diye sorarak, kendisine cevap hakkını tanımayı hak gören ilk gazeteci olmuştur.

Anadolu Ajansı’nın geçtiği haberlerden fazla dış haberler üzerine düşünmek gereği duymayan tekel medyanın Suriye haberlerine neden inanalım?

Hükumetin dış politikası, emperyalist ABD’nin kanlı dişlerini, sömürgesini taşıdığı her ülkede silahlandırdığı katillere ‘devrimci’ demekse ve onları Libya’dan gelen canilere yaptığı gibi paraya boğmaksa, devlet televizyonu gibi yayın politikası belirlenen tüm televizyon kanallarının ‘katil Esed’ haberlerine niye inanayım?

Bir siyasetçinin çıkıp da ‘Dur be kardeşim, o iş öyle değil’ dediğinde, çok büyük bir hata yapmış gibi dışlanarak, ‘BAAS’çısın sen diye fişlenmesini, hükümetin halklar üzerinde Suriye politikasını kabul ettirebilmek için mükemmel bir algı yönetimi oluşturma çabasını, Suriye’ye yönelik olası bir askeri müdahalenin maşası olmamız ihtimali karşısında Türkiye’de yaşayan tüm halkların, Suriye’de yaşayan akrabalarını bombalamamıza ses çıkarmamaları için, ayrıştırılabilecekleri tek yönde, mezhepsel farklılıkların kaşınması noktasında her türlü oynanan oyunun Alevi – Sunni çatışması ile süslenerek, ‘Müslüman Müslümanı vurmasın’ tepkisinin dindirilmesi için AKP’nin ve kalemşörlerinin özel uğraşını gayet iyi anlıyorum da, bu hileyi yutan ve hayatı boyunca Suriye’ye gitmemiş, Suriye’de eğitim ile ilgili çıkarılacak bir yasanın bile ‘Öğrenci Konseyi’nden geçmediği takdirde asla kanunlaşamayacağını’ bilmeyen, Meclis molalarında iki kişiye kulak misafiri olarak dış politika konusunda uzman kesilen ve ‘Kardeşim, tamam Esad diktatör, eli kanlı ama..”lı mesnetsiz cümleler kuran ‘muhalif’leri anlayamıyorum.

Sorum özellikle bu noktada o ‘muhalifler’ olacak:

“PKK’yı soruyorum, terör örgütü diyorsun. Devletin Güneydoğu’da PKK’lı militanların üzerine bomba yağdırıyorlar diyorum, benim üniter bütünlüğüme, devletimin varlığına tehdit unsuru oluşturuyor, haklı müdahalede bulunuyoruz diyorsun.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad çıkıp da, “Kendisine ÖSO diyen teröristler devletin varlığını tehdit ederek, camiilerimizde, evlerimizde, okullarımızda, hastanelerimizde bizi bombalıyor. Bizim yaptığımız kendimizi korumak ve haklı müdahalemizdir” dediğinde neden onu haklı bulmuyorsun?

Sen taraf olacaksın diye, ben sana inanmak zorunda mıyım?

 

Yorumlar