Muharrem İnce banka soydu! :)

Aday listeleri YSK’ya sunuldu, partileri bekleyen iki aylık seçim maratonu başladı bile.

CHP’nin 29 Mart’ta yaptığı ön seçimde olduğu gibi, iki gün önce gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısında belirlediği kontenjan listelerini de Çağdaş Ses olarak yakından takip ettik ve özel haberlerimizle okuyucularımızın adaylara herkesten önce ulaşmasını sağladık.

Listeler henüz açıklanmadan Yalova’ya giderek, 1 Haziran’daki yerel seçim başarısının genel seçimlere olan etkisini ve listelerin Genel Başkan adayı çıkaran bu ilde nasıl bir etki yaratacağını yakından görmek istedim.

İlk gün CHP Yalova İl Başkanı Özcan Özel’i yakaladım, süreç hakkında sohbet ettik. Seçim maratonuna yaklaşık iki ay önce başlayan Yalova’nın aday listeleri, kulisler gibi parti içi tartışmaların çok uzağında olduğunu gördüm. Sürekli sokaktalar, sürekli temastalar.

Özcan Özel ile konuştuğumda da, dün esnafı ziyaret ettiklerini, o akşam da kahvelere gideceklerini söyledi. “Ben de eşlik edeyim” deyince de “Kızları götürmüyoruz kahvelere, yarın bankalara gelirsin” dedi. Bölgenin yapısını iyi bilen ve ona göre hareket eden bir strateji ile başlamışlardı kampanyalarına.

Vefa Salman’ın adaylığı sırasında partililerle sohbet ettiğimde “Muharrem İnce bizi toplantı var diye çağırıyor, kendimizi sokakta yürürken buluyoruz”, “Seçimi kazansak da gençlik kolları olarak bir piknik yapsak, ne zaman niyetlensek Muharrem Başkan bizi yakalıyor, alıp yürüyüşe götürüyor” diye ufaktan sitem ediyorlardı partililer. Ama can hıraş çalışmaktan da bir adım geri durmuyorlardı. AKP’yi eşit olmayan koşullarda yenmenin sebebi emek olunca, Yalova da “umut” oluyordu işte.

Ertesi gün, Muharrem İnce’yi meydanda bankaları ziyaret ederken yakalıyorum.

“Eller yukarı, bu bir soygundur” diyerek içeri giriyor, “Siyasetçiler bu ülkeyi soymuyor mu, ben de soymaya geldim işte” diyerek tek tek el sıkıyor. Pek çok kişiye de ismiyle hitap ediyor.

Bankaları tek tek gezdikten sonra da seçim ofisine gidiyor ve soluklanıyoruz. Ben de seçim stratejilerinden, neden ön seçime girmediğine kadar merak ettiğim her şeyi soruyorum. Kılıçdaroğlu ile telefonda görüştüğünde, kendisinden ön seçime girmesini istemediğini söylüyor. CHP Lideri’nin bir televizyonda açıkladığı “CHP’nin hedefi %35” söylemini hatırlattığımda; “Benim hedefim tek başına iktidar olmamızdır, ben yüzde vermem” diyor. Seçim öncesinde parti içi tartışmalara girmeyeceğinin de altını çiziyor. Bense Yalova’da “AKP’yi kaybettiren” seçim stratejisinin peşini bırakmıyorum.

Genel Başkanlık yarışında gerçekleştirdiği kurultay konuşmasında milletvekili delegelere hitaben, “İçinizden 20 tanesi yeniden vekil olabilirse öpsün, başına koysun” cümlesini de cebime koyarak, son kontenjan listelerinde haklı çıktığını görüyorum ve başlıyorum sormaya...

 

CHP 28 Mart’ta seçim kampanyasını başlattı. Ama siz çok daha önce başladınız. Yalova, Genel Merkez’den bağımsız ve farklı bir seçim stratejisi mi izliyor?

Ben 30 yıldır sokaklardayım. İlk kez böylesine farklı bir durumla karşılaşıyorum. Üç kez milletvekili seçildim. Pek çoğunda milletvekili olarak, il başkanı olarak kampanyaların içindeydim mesela. Ama ilk kez bu seçimde farklı bir şey görüyorum. İlk kez ilginin çok ama çok yüksek görüyorum. İnşallah bu Yalova’ya özgü değildir, tüm Türkiye genelinde böyledir. Diğer bölgeleri biliyor değilim, Yalova sokaklarına bakarak söylüyorum ki, Türkiye de böyle ise eğer biz iktidar olduk demektir.

Ama siz dikkat çeken bir parlamenter, aynı zamanda popüler bir siyasetçisiniz. Yalova’da ben de sizinle genel çerçeveyi görebilmek adına sokağa çıktığım zaman insanların sizi çevirdiğini, selam verdiğini, farklı görüşten insanların bile sevgi gösterdiğini görebiliyorum. Seçim ofisinize geldik şimdi, çay içiyoruz. Biraz önce buraya yürürken camdan el sallayarak bozkurt işareti yapanlar oldu, gülüştünüz karşılıklı. Hatta isimleri ile hitap ediyorsunuz karşılaştıklarınıza, durumlarını soruyorsunuz. Başka şehirlerde de adaylarla birlikte seçim kampanyalarına katılarak, gözlemlerimi aktarmaya çalışıyorum ama burası çok başka. Siz siyaseti gerçekten seviyorsunuz, bu belli. Söylenirler ya hani, “yok evime gidemiyorum, çok yoruluyorum”, vs. Bu öyle değil sizin için. “Sokakta gördüğüm başka” dediğiniz olgu, CHP’nin Yalova’daki veya Türkiye’deki genel durumu ile ilgili değil sanki. Siz nasıl yorumluyorsunuz?

Ben emek veriyorum bu işe. Hangi iş olursa olsun emek verdiğiniz zaman karşılığı olur bunun. Siyaseti dürüst yapmaya çalışıyorum, içimden geldiği gibi yapmaya çalışıyorum. Yapmacık hareketlerim yok, doğal, doğaçlama konuşurum. Herkese yakın olmaya çalışıyorum. Ezilenlerin, yoksulların, azınlıkların, dışlananların sorunları ile ilgilenmek istiyorum. Toplumda “az” olanların sesi olmak istiyorum. Milletin de beni bu yüzden sevdiğini düşünüyorum açıkçası.

Bu farklılığın başka bir sebebi daha olduğunu düşünüyorum ben aslında. Sosyal medyada aktifsiniz malum, Facebook’ta ve Twitter’da milyondan fazla takipçiniz var. Benim duyumlarıma göre, danışman kadronuz Yalova’da seçim stratejinizi belirlerken bunun nimetlerinden de profesyonel bazda faydalanılmış. Yalova’da check in yapılan yerler yaş gruplarına göre ayrılmış, o saatlerde gençlerin olduğu cafelere gidiliyor, belirli zamanlarda kahvelere.. Köylere bile ayrı bir strateji hazırlanmış. Ben yerel seçimler döneminde yakından takip ettiğimde de partinin sevilen isimlerini, belediye başkanlarını, milletvekillerini evlere tek tek oy istemeye götürmüştünüz il örgütü olarak. Genel seçimde tam olarak nasıl bir strateji izleyecek Yalova, onu merak ediyorum. Yerel seçimlerde AKP’yi yenmenin mümkün olabildiğini gösteren strateji yeniden uygulanabilecek mi?

Seçim maratonuna hızlı başladık, bu doğru. Ama şimdi burada taktiklerimizi, stratejilerimizi “yazılması amacıyla” anlatmayalım, malum rakiplerimiz var. (Gülüyor) Bir köyde yapacağınız çalışmayla, üniversitede gençlerin olduğu bir kafeteryada yapacağınız çalışma aynı olamaz. Kıyafetiniz bile aynı olamaz. Siyasetçi bunların çözümünü yapan kişidir. Yalova’daki tüm kafeteryaları dolaştık, mahalle mahalle kahveleri dolaşıyoruz, esnafı dolaşıyoruz ve her kesim için nasıl bir rota izleyeceğimizi önceden belirledik.

Peki gençler nasıl yaklaşıyor size?

On numara! Az önce arkadaşlarıma da onu söyledim. İlk kez bu seçimde çok farklı, olduğundan daha fazla bir ilgi var.

AKP’nin genel siyasetinin son zamanlarda çıkmaza düşmüş olmasının etkisine mi bağlıyorsunuz peki bunu?

Toplumun bu cendereden çıkması için bir çıkış yolu arıyorlar, AKP’den kurtulmak için umut olarak da CHP’yi görüyorlar diye düşünüyorum.

O zaman çok net soracağım; siz iktidar umudu görüyor musunuz?

Kesinlikle görüyorum. Ben çalışmalarımı ona göre yapıyorum zaten.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu “hedefimiz %35” dedi ama.

Ben yüzde vermek istemiyorum.

Koalisyon tartışmaları başladı mesela.

Hiç bu tartışmaların içine girmenin anlamı yok. Girilmemeli. Tek başımıza iktidar olmak için var gücümüzle çalışırız. Tek söylenmesi gereken de bu olmalı zaten. Gerisi sonra düşünülür. Ama bir siyasi partinin hedefi “tek başına iktidar olmak” olmalıdır.

Peki genel seçimler demişken, hızlı da bir giriş yapalım ve ön seçimi soralım. Siz Yalova’da ön seçim istediğinizi duyurmuştunuz ancak ön seçim olmadı. Nasıl oldu o süreç? İsteyen pek çok bölgeye ön seçim hakkı tanındı da Yalova’da neden olmadı?

Ben Genel Başkanımızı aradım. Kendisine üyelerle yapılacak bir ön seçim istediğimi söyledim. Genel Başkan da “bunun yanlış olacağını”, en doğrusunun benim merkez yoklamasıyla birinci sıradan yazılmam olacağını ve ön seçime girmemi istemediğini söyledi. Ben de ısrar etmedim.

İzah etti mi size bunun “yanlış olmasının” gerekçesini? Neden ön seçime girmenizi istememiş?

Ben Genel Başkan adayı olmuştum, daha önceden seçime girmemiştim. Şimdi girersem sanki beni cezalandırmış gibi, zora sokmuş gibi anlaşılır diye düşündü sanıyorum. Halbuki benim talebimdi ama olmadı, önemli değil.

Ön seçimden çıkamaz mıydınız?

Ön seçim olsaydı da bir şey değişmezdi ki! Çünkü il yönetiminin tümü, ilçe başkanlarının tümü, belediye başkanlarının tümü, il genel meclis üyelerinin tümü, kadın kollarının, gençlik kollarının tümü, 57 belediye meclis üyesinin 56’sı, yani bütün örgüt imza verdi zaten; ön seçim de olsa, merkez yoklaması da olsa biz Muharrem İnce’yi destekliyoruz dediler. O da bir ön seçimdir mesela.

Siz kurultay konuşmanızda da “Genel Başkanı tüm üyelerin katıldığı bir seçimle belirlesek ben kazanırdım” demiştiniz.

Şimdi ben bu tartışmalara girmem. Önümüzde seçim var, partinin de mevcut bir Genel Başkanı var. Ben Genel Başkanımızın Başbakan olması için var gücümle çalışırım. Ben kurultay hesabı yapmam. Bunlar geçmişte kaldı. Şimdi önümüzdeki seçimde CHP’yi iktidar yapmak için var gücümle çalışırım. Parti içi tartışmaların hiçbirisinde olmam. Kurultaydan kurultaya olur o işler. Kurultay sonrasında bükemediğin bileği öpersin, partiyi çatlatmazsın, zarar vermezsin. Siyaset ahlakı bunu gerektirir.

Yorumlar