AKP kazandı, emek kaybetti

1 Mayıs Alanı’nın yasaklanması ile AKP’li İçişleri Bakanı Muammer Güler’in hayalet direktifleri ve İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun yönetiminde ‘kanlı’ bir 1 Mayıs bayramını daha henüz gerimizde bıraktık.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ve CHP PM Üyesi Ercan Karakaş, Beşiktaş’taki İlçe binalarına yürürken polis tarafından gaz bombalı saldırıya uğradı, ambulansın içine gaz bombası atıldı.

İzmir’de 1 Mayıs yürüyüşü sırasında EMEP’lilerin saldırısına uğrayan Halkın Kurtuluşu Gazetesi okuru İbrahim Kutluay bugün hayatın karşısında direnemeyerek gözlerini yumdu.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) üyesi Serdal Gül Şişli Bomonti tarafında polisin saldırısına uğradı.

Ataması yapılmamış öğretmen Meral, tıpkı Dilan gibi kafasına isabet eden gaz bombası kapsülü ile ağır yaralandı, komadan henüz çıktı.

Taksim’e yürümeye çalışan kitlelere polis tazyikli su ve biber gazı ile saldırırken, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, “1 Mayıs konusunda teşekkürü hak ediyoruz” açıklamasını yapıyordu.

Recep Tayyip Erdoğan’a, Muammer Güler’e, Hüseyin Avni Mutlu’ya ve Bekir Bozdağ’a bunun için teşekkür etmeyen ‘nankörler’ ise Taksim’deki müdahaleyi Mersin’de protesto etmeye niyetlenince aynı muameleye maruz bırakıldı.

Açıklama henüz bitmemişti ki, 17 yaşındaki Dilan Alp’ın kaldırım taşının üzerine yığıldığı görüntüler servis edilmişti ajanslara.

İnsanları Taksim’de inşaat çukuruna düşmekten kurtaran AKP hükümeti, çukurun yanı başında, başlarından aşağı gaz bombaları yağdırmış, gencecik bir kızın hayatına kastetmişti.

* * *

Dilan’dan iyi bir haber beklerken herkes, henüz silinmemişken hafızalarda Dilan’ın düştüğü kaldırımın soğuk taşlarındaki kan lekesi, Vali Mutlu’dan açıklama geldi.

Dilan marjinaldi, ‘tam bir radikal örgüt üyesi’ idi. Emindi bundan Mutlu, ‘Kayıtlarımızda var’ diyordu büyük harflerle. Ve ne acıdır ki, ekliyordu kendinden emin bir şekilde, haklılığına inandığı her halinden belli olan bir ses tonuyla; “Yaptığımız hiçbir eksik ve yanlış işlem yoktur.”

Vali’nin sözlerini neresinden tutsam elimde kalıyor!

MARJİNAL

Dilan’ın babası düşüyor aklıma. “Benden heves etti, bilgim dahilindeydi, ben de izin verdim 1 Mayıs’a katılmasına” diyordu çatlayan sesiyle.

İşten atılan Hey Tekstil işçisiydi, hakkını arıyordu uzun zamandır. Vali, her ne kadar anlamını bilmese de toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan aykırı kimseler marjinal olarak tanımlanır. Hak aramayı çoktan unutan toplumun içinde Dilan’ın babası hak aradığına göre, o da marjinaldir.

KAYDI VAR ELİMİZDE, FİŞLEDİK!

Dilan’ın örgüt üyesi olduğunu, ellerinde kaydının sabit olması ile ifade ediyor Vali. Dilan yargılandı mı? Dilan’ın yasadışı örgüt üyesi olduğu hükümle sabit kılındı mı?

Hayır. Sen Vali misin, hakim misin, cellat mısın?

Velev ki Dilan örgüt üyesi, sana mı kalmış cezasını vermek? Hukuk devletinin Valisi ‘kaydı elimizde’ diyor. Fişledik yani diyor açıkça hem de hiç utanmadan, çekinmeden.

Hepsini geçin, unutun. Hiç mi sevdiklerini kaybetmedi bu insanlar? Ete kurşun girince, bıçak kemiğe değince, bir genç kızın kafası kaldırıma düşünce hiç mi yürekleri cız etmez?

Nasıl evlerine gidip, iştahla gömülürler yemeklerine, severler çocuklarını kan bulaşmamış saçlarından?

Hiç mi üzülmez, ağlamaz, bir insanı tanımadan sevemez, insan olamazlar?

Nasıl bu hale gelebilir ki yeni doğan masum bir bebek? Ne canavarlaştırabilir onu böylesine?

1 Mayıs’ta kaybeden sadece ‘Emek’ değil, insanlık da oldu.

Bakanı Güler, Valisi Mutlu...

Bu gidişle Vali Mutlu en kısa sürede Bakan Güler’in koltuğunu ele geçirir, demedi demeyin.

* * *

Sırrı Süreyya Önder'in muzip ‘Gaz şenlikleri’ açıklamasından başka BDP’lilerin sesi pek çıkmadı. Hükümeti kızdırmıyorlar artık, maaaaşallah.

Yüksekova'da, Hakkari’de, Diyarbakır’da 1 Mayıs coşkuyla, halaylarla kutlandı. Demek ki bu barış ülkenin her yerine aynı anda gelmiyormuş.

BDP’nin politik tavrı ise süreçte partinin gidişatından rahatsız olup da savunma ihtiyacı hisseden az sayıda kalan sosyalist partililerin omuzlarında kaldı. Onların da vazgeçmesi an meselesi gibi görünüyor.

1980 sonrasında üzerinden panzerle geçilen örgütlü toplum ise Taksim’e çıkmayı başaramayarak emperyalizm karşısında ne kadar güçsüz kaldıklarını bir kez daha ispatladı.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 1 Mayıs konusunda teşekkürü hak edenin AKP hükumeti olduğunu söyleyerek aslında işçi sınıfı ile alay etti.

Muammer Güler bu ülkeye nasıl İçişleri Bakanı olduğunu tüm İstanbulluya bir kez daha hatırlattı.

DİSK ise 1 Mayıs Alanı’na çıkmaya niyetlenip, niyetinden pek bir kolay vazgeçti.

İşçisinin sağcı, sendikacısının yandaş, örgütlenmenin suç olduğu ülkenin 1 Mayıs’ı da böyle oluyor işte.

* * *

Necmettin Giritlioğlu; direnişin ve mücadelenin adını koyanlardan sadece birisi. 26 yaşındaydı, YİS Genel Başkanı olup grevi başlattığında.

Tarih 22 Ağustos 1970.

Aynı günün sabahı rafineriye gelen Sovyet teknisyenlerine grevci işçiler tarafından içeriye girmeyecekleri bildirildi.

Teknisyenler geri döndüler.

Bu arada teknisyenleri getiren arabanın şoförü ile işçiler arsında çıkan tartışmaya müdahale eden Giritlioğlu, patronların adamı olan şoförün açtığı ateşle vuruldu.

Kanlar içindeydi ve son sözü, “Beni boşver, cebimde işçilerin evrakları var, al onları kan bulaşmasın” oldu.

1 Mayıs Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü, 68 ruhunu kalbinin derinlerinde taşıyan, direnmesini ve mücadele etmesini bilen tüm emekçilere kutlu olsun.

 

 

Yorumlar