MHP Bilal'i almaya giderken hilali böyle verdi

MHP’liler...

Dün...

“367’ye takılma kardeşim” dediler, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı seçtirmek için oturuma katıldılar.

(Ahmet Sever’in kitabından öğreniyoruz ki; Gül, Bahçeli için o günü hatırlayarak ‘yeri başkadır bende’ diyormuş. Öyle ki, çatı adaylarını ararken Gül’e gidip “sizi istiyoruz” bile demişler)

“Kesintisiz eğitim de neymiş” dediler, 4+4+4’ü güle oynaya Meclis’ten geçirdiler.

“Dindar nesil garip mi kalsın” dediler, alkollü içkilerin perakende satışına sınırlama getiren yasaya el kaldırdılar.

Gezi direnişinde “Kandil başrolde” dediler, Erdoğan hükümetini "statik gerekçeler" gösterek desteklediler.

“Eski tüfekler gerçekte işçilerin hasmıdır” dediler, AKP'nin 1 Mayıs Taksim’de kutlanmasın kararına iki elleri havada 'evet' dediler.

Milli refleksin biricik teminatıyız” dediler, Suriye’de AKP eliyle beslenen teröre yasal zemin sağlamak için tezkereye “evet” dediler.

Bugün...

İsmet Yılmaz için “Sıvışma Bakanı” dediler, AKP’nin adayı Meclis Başkanı olsun diye geçersiz oy verdiler.

“Saray’a gideni partiden atarız” dediler, tam kadro el pençe divan sarayın merdivenlerini beklediler.

“Terörle işbirliği yapanlarla aynı adayı desteklemeyiz” dediler, terörün araştırılmasını isteyen partinin önergesini reddettiler.

“Versin Bilal’i, alsın iktidarı” dediler, Demirtaş’ın da dediği gibi; Bilal’i almadılar ama hilali verdiler.

MHP, AKP'nin eski sevgilisi gibi. CHP ile flörtleşmesini kafaya takmıyor, sadakatten ayrılmıyor; "Elbet benim olacaksın" edasıyla hakkının teslim edilmesini bekliyor.

***

Dünkü Meclis oturumundaki gelişmeleri anlayamayanlar için formülleştirdim.

Şöyle ki:

***

Tarihe not:

“Faşizm, tarih boyunca ellerini hiç barışa ve hayata kaldırmadı. Savaş ve ölüm için kalkan elleri "umutla" kıracağız.”

***

Şimdilerde siyasetin loser’larından olsa da; “Yok canım, Sayın Başbakanımız Erdoğan o heykeller için ucube dememiştir” diyen dönemin Eski AKP’li Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ı hatırlarsınız.

Erdoğan’a Günay’ın bu sözleri sorulduğunda “Hayır, tam da öyle demek istedim. O heykeller ucubedir” demişti.

Bir meslektaşım, nereden aklına estiyse Arınç’a sormuştu Günay’ın başına gelen talihsizliği. Arınç da hafif bıyık altından gülümseyerek; “Allah kimseyi Ertuğrul Günay’ın durumuna düşürmesin” demişti.

“Düşene gülme, bir tekme de sen vurma kızım” diye öğütlerdi annem hep, bir bildiği varmış elbet.

Erdoğan’ın bir toplantıda “Kızlı erkekli aynı yurtlarda kalınmasını doğru bulmuyorum” dediği iddiası kulisleri kasıp kavururken, iddia yine acar bir meslektaşım tarafından Arınç’a sorulmuştu.

Arınç da cevaben; “Yok canım, Sayın Başbakanımız kızlı erkekli aynı yurtta kalınması meselesi için ‘doğru bulmuyorum’ dememiştir” demişti.

Erdoğan; “Yoo, öyle dedim. Doğru bulmuyorum” deyince, Arınç günlerce eve kapandı da; “Ben tutanak kâtibi değilim, hükümet sözcüsüyüm” demekten ileri gidemedi.

İstifa edemedi.

Ne kadar üzücü olsa gerek, bunca yıl siyasetin içinde olan ve ahlaki değerleri her şeyin üzerinde tuttuğunu söyleyen, muhafazakâr bir siyasetçi için.

Allah kimseyi Bülent Arınç’ın düştüğü duruma düşürmesin.

Niye hatırlattım bunları şimdi?

Kendisinden özür bekleyen “Bir kadın olarak susmuyorum” da, biraz can sıkayım dedim galiba.

Arınç’lı bu satırların arasında “bol dekolteli ve yolda yürürken kahkaha atan kadın efektini” de bulabilirdiniz, tabii 31 gençten sonra gülmeyi başarabilseydim.

***

Günün sözü:

Şafak Pavey: "Bizler varlıklarımıza bir şeyler katmak için değil varlıklarımızla bir şeyler katmak için Meclis'teyiz."

Günün sorusu:

Levent Gök: "İktidar hava operasyonu yapıyoruz, diyor; IŞİD'in kazdığı hendekleri izliyoruz. Siz ne iş yapıyorsunuz?"

Günün serzenişi:

Osman Baydemir: "İster kardeşliğime inanın, ister inanmayın! Rabbim şahittir ki, bütün dünya iktidarları bin kere; bir askerin, bir polisin, bir gerillanın, bir sivilin yaşam hakkına binlerce kez kurban olsun."

Yorumlar