Gezi direnişi - 1

1-   SOSYAL MEDYA

Gezi Parkı’nda başlayan direnişi ‘Polise taş atan ve ortalığı ateşe veren, kamu malına zarar veren marjinaller’ şeklinde basite indirgeyerek anlamını yok etmek isteyen, buna uygun algı yönetimi yaratarak halkın direnişe desteğini kırmak isteyen hükümet yanlılarının uğraşları sosyal medya sayesinde boşa çıkıyor.

Ana akım medyanın görmezden gelmeyi bırakarak Türkiye’nin her yerinde direnen vatandaşların demokratik hak arama eylemlerini marjinal gösteriler şeklinde lanse eden ve polisin pek çok noktadaki faşist saldırılarını sanki vatandaş tarafından polise yapıyormuş gibi gösteren haberlerinin karşısında şahsi telefonları ile kaydedip sosyal paylaşım ağları üzerinden yayınlayan vatandaşların fotoğraf ve videoları büyük oyunu bozuyor.

 

Polisin metrekareye yüzlerce gaz fişeği kapsülünün düşürdüğü alanları sabahlara kadar imece usulü temizleyerek, ‘sana taş atana sen gül at’ nasihatinin gereğini yerine getirerek polisin müdahalelerine karşın çiçekler uzatan, polis barikatlarının önünde kitap okuyan, TOMA’lara göğsünü gererek gitar çalan direnişçilerin varlığı görmezden gelinirken, kendisini polisin ifade ettiği gibi ifade etme yöntemini seçen ve 61 Anayasası’nın başlangıç hükmünde yer alan ifadeye göre suç sayılmayıp, bugünkü Anayasa’nın suç saydığı ‘vatandaşın zulme karşı direnme hakkı’nı kullandığını söyleyenlerin başvurduğu zulüm ile mücadele yöntemini salt ekranlara taşıyıp, ‘Bak, bunlar marjinal’ denildiğinde inandırıcılıktan uzaklaşan medya, Cumhurbaşkanı’nın 2011 senesinde Twitter üzerinden de dediği gibi iletişim teknolojilerinin eriştiği bu güç karşısında hiçbir kapalı rejimin uzun vadede ayakta kalması mümkün olmadığı gibi yerini vatandaşın doğru ve yanlış bilgiyi kendisinin ayırt ettiği sosyal medyaya bırakıyor.

Sosyal medya üzerinden örgütlenen yüzbinlerce vatandaş, polisin saldırı noktalarını, yemek ve sağlık yardımlarının sağlandığı yerleri, biber gazından sığınabilecekleri barınma alanlarını anı anına paylaşıyor ve yayınladıkları fotoğraf ve videolarla maruz kaldıkları şiddeti belgeliyor ve oluşturdukları gönüllü muhabir ağı ile iktidarın sert yumruğu altında ezilen ana akım medyaya gazetecilik dersi veriyor.

Gezi Parkı’na kendi kütüphanelerini inşa eden bu gençler, kapitalizmin akranlarını hapsettiği AVM’nin karşısında kazanan güç olduklarını gösteren bu fotoğrafı yine Twitter üzerinden paylaşıyorlar.

Başbakan Erdoğan’ın ‘Hakara makara yapıyorlar’ diyerek küçümsediği Twitter’ın başına bela açtığını itiraf ettiği bugüne kadar geçen süre, milli mücadeleyi yaşayan Anadolu topraklarında hüküm sürmek isteyen emperyalist güçlerin yayılmacı politikalarını uygulayabilecekleri kolay bir sömürge alanı olarak görüp ‘Hasta adam’ olarak niteleyerek küçümsedikleri bir devletin mücadeleyi halklarıyla birlikte vererek küllerinden yeniden doğduğunu ve emperyalizmin karşısında savaşarak galip çıkan tek millet olabilmeyi başardığını görerek geri dönmek zorunda kaldıkları süreci anımsatıyor bana.

Liderler kibre bulanıp, etrafında oluşan görünmez duvarların üzerinde yükselmeye başladıklarında; kendilerine basamak olan emek ve emekçileri, onların beklenti ve taleplerini görmezden gelmeye ve kendilerini tek başlarına o koltukların daimi sahipleri olduğunu sanmaya başladıklarında, hataya düşmeleri kaçınızlmaz oluyor.

Hatanın kasta dönüştüğü noktada kendiliğinden gelişen bir mücadele, yerden göğe yükselen bir rüzgarla şamara dönüşüyor ve acı bir şekilde ulaştığı yüzde gerçeği yankılatıyor.

Gün gelip, devran döndü galiba.

Meydanlar yine haklı çıktı görünüyor.

#occupyturkey

-

Yorumlar