Sarıgül, Kılıçdaroğlu'na 'yalancı' diyor

8 aydır Cumhuriyet Halk Partisi’ni “isim çıkmazı”na kilitleyen AKP medyası, parti tabanına ve dışına Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün muhakkak CHP’nin İstanbul adayı olması gerektiğini aşılıyor.

CHP’nin sadece Mustafa Sarıgül ile İstanbul’u kazanabileceği, aksi takdirde seçimden mağlup olarak çıkacağı algısı, yandaş kalemlerce ve AKP ve CHP içerisindeki ABD’ci siyasilerle aylardır ilmek ilmek işleniyor.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu bu toplum mühendislerinin itina ile medya üzerinden verdikleri İstanbul’u dizayn mücadelesiyle mobbinge maruz bırakılıyor. CHP Lideri “Parti örgütü de İstanbullu da Mustafa Sarıgül’ü İBB’nin başında görmek istiyor. Ola ki bunun önünde duruyorsan ya koltuğunu elinden alır diye korkuyorsun ya da partinin kazanmasını istemiyorsun. Çünkü İstanbul’u başka hiç kimse kazanamaz” mealini taşıyan bir diretme ile etki altına alınmak isteniyor.

Aylardır Sayın Kılıçdaroğlu’nun ülke gündemine ilişkin yaptığı açıklamalar haber değeri olarak görülmüyor, Ortadoğu siyaseti üzerinde CHP’yi taşıdığı yeni boyut dahi mezkûr hiçbir medya organında tartışılmıyor.

HALKIN VE CHP’NİN GÜNDEMİ SARIGÜL İLE MEŞGUL EDİLİYOR

Sanki Kılıçdaroğlu’nun ağzından “İstanbul adayımız Mustafa Sarıgül olacak” sözünü alacak olan muhabire ağırlığınca altın vadedilmişçesine, gazeteciliğe dair her şey unutularak, bir ülkenin anamuhalefet partisinin genel başkanı böylesine bir kısır döngüye mahkûm edilen, iğrenç bir habercilik anlayışı ile halkın gündemi sadece ‘Sarıgül’ ile meşgul ediliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk Partili için ağıza alınmayacak bir üslupla ve iftiralarla habercilik anlayışlarını sergileyen yayın organları, mevzu bahis Sarıgül olduğunda bir ellerine yağ bir ellerine bal alarak koyuyorlar noktayı cümlelerinin sonuna.

ÜYELİK BAŞVURUSU + PM KABUL EDERSE  = ADAY ADAYLIĞI

Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde bu kısır döngüyü tek bir sözüyle kırdı, attı. Aylardır üzerinde kurulan baskıya boyun eğmeyerek, Sarıgül tartışmasına son noktayı koydu. Sarıgül partiye katılmak istiyorsa dilekçesini verecek ve PM’nin kararını bekleyecekti.

Öyle Sarıgül’ün kurmaylarından TDH Genel Sekreteri Hasan Aydın’ın dediği gibi “bunlar teknik meseleler, gerekiyorsa dilekçe verilir” diye küçümseyerek üzeri örtülecek bir durum değildi yani mevcut hâl. PM’den af kararı çıktığı takdirde, CHP’li olmayı başarabilirse eğer Sarıgül ve istiyorsa partinin İBB adayı olmayı, tüm partililer gibi o da aday adayı olacaktı. Parti aday adaylığını ve diğer aday adaylarını değerlendirmeye aldıktan sonra kriterlere uygun olarak adayını belirleyecekti.

CHP’Lİ OLMAYAN SARIGÜL’ÜN CHP’LİLERDEN NE ÜSTÜNLÜĞÜ VAR?

Evet, Kılıçdaroğlu bu kadar netti. Kim ne derse desin, şimdiye dek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu partide hiçbir partiliyi diğerinden üstün tutmadı. Ama partililerin emeklerini de hiçe saymadı. Adalet duygusundan siyasetsiz seçmenin bile emin olduğu Kılıçdaroğlu, talip olduğu iktidar yarışında halka ‘partiyi partiden, partilimi vatandaştan ayırmayacağım’ diyerek söz vermiş, henüz iktidar dahi olamadan bu söze sadık kaldığını ispatlamıştı. Sarıgül neden özel olsun ki?

KILIÇDAROĞLU BALONU PATLATTI

Yandaş medyanın üfleyerek büyüttüğü Sarıgül balonu 12. katın çamaşır askısına dolaşınca, Sarıgül üzerinden siyasi ikballerini planlayan erk sahipleri Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları karşısında tıpkı Sarıgül gibi afalladı ve hata yapmaya başladı.

Kılıçdaroğlu’nun başarısızlığı üzerine başarı inşa etme heveslisi 13 Hazirancılar benzeri bir tavır içerisine giren ve çeşitli kademelerde de bulunsalar siyasetin daimi kaybedeni olmaya mahkum olan bazı isimler alelacele açıklamalar yapmaya, Kılıçdaroğlu’nun sözlerini boşa çıkarmaya niyetlenen girişimlerde bulundular.

SARIGÜL ADAY OLMAZSA BİZ NE OLACAĞIZ’CILAR...

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili, hepsinden öte Kılıçdaroğlu’nun yanıbaşında İstanbul’u kazanma mücadelesi veren ve şehrin sorunlarına ne denli hakim olduğu yandaş medyaca da çok iyi bilinen ‘Eski İstanbul İl Başkanı’ Gürsel Tekin’in Tuzla’da gerçekleştirdiği ve beş bin kişinin katıldığı rozet takma töreninde yaptığı açıklama ile Kadir Topbaş’ın karşısında CHP’nin bayrağı altında yarışacak isim olma yolunda aday olacağı açıklamasını bayramdan sonra gerçekleştireceğinin sinyalini vermesinin ardından Sarıgül, Sarıgül’ün yakın kurmayları, o kurmaylar ile dolaylı ve birebir iletişim halinde bulunarak politika belirleyen CHP içerisindeki erk sahipleri ve siyasi ikballerini kişilere endeksleyen çare kabızları “Ama efendim, hani #ÇareSarıgül’dü” diye yana döne ağlaşmaya başladılar bile.

90 YILLIK KOCA ÇINAR SARI-GÜLÜN GÖLGESİNE Mİ DÜŞ OLMUŞ?

90 yıllık bir çınar olan ve 60 yıldır tek başına iktidarı görmemiş olmasına karşın bir gün bile olsun kapısını kapalı tutmayan, baraj altı kaldığında tüm partiler tabela indirirken dahi evindeki çayın yarısını bir poşete sarıp ilçe binasına götüren, aylık maaşını hesapladıktan sonra; çoluğunun çocuğunun rızkına aracı olmuş, devletine vergisini, veznesine faturasını ödemiş, kalan harçlığını parti binasının kira parası olarak ayırmış emekçi partililerin omuzlarında bir evlat, başlarında bir ana, yüreklerinde bir sevda ve dimağlarında bir gelecek gibi taşıdıkları Cumhuriyet Halk Partisi’ni çaresiz sananlara karşı, o partinin evlatlarından olan Gürsel Tekin’in Tuzla’dan yaptığı o açıklama ile; “Dün CHP faşist partidir kapatılmaldır deyip, bugün koltuk sahibi olduğunda, otuz dakikalık CHP’li de bir, otuz senelik CHP’li de” diyenler, dün emekçi partililerin direniş bayrağı altında yıllarca kelle koltukta mücadele veren gençlerin bugün hizmet için hazır olduğu gerçeğini neden anlamak istemeyeceklerini bir kez daha yerinden gördüm.

SARIGÜL KILIÇDAROĞLU’NA “YALANCI” MUAMELESİ YAPIYOR

Tekin’in açıklamalarının ardından Sarıgül ifadelerini keskinleştirirken, kurmaylarına “Sarıgül kesinlikle aday olacak” açıklaması yaptırması düştüğü telaşenin en net göstergesi. Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı bölgeler haricinde hiçbir adayın yerinin kesin olmadığını ve Sarıgül’ün adaylığının kesinleştiği yönündeki haberlerin altını çizerek yalan olduğunu vurgulamasına rağmen, Sarıgül’ün “adaylığım kesin” açıklamaları ile Genel Başkan’a “yalancı” muamelesi yapması ise hayli ilginç.

LOĞOĞLU: İSTANBUL’DA ÇARE SARIGÜL

Sarıgül ve kurmayları gibi CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu da Tekin’in adaylık sinyalinin ardından ne diyeceğini şaşıranlardan. Meclis’te gerçekleştirdiği basın toplantısında CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adaylığına yönelik açıklamalarının sorulması üzerine Dış İlişkiler ve Yurtdışı Örgütlenmeler Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, “CHP, çok sesli, çok adaylı, aday adaylı bir parti. Çok gecikmeden CHP’nin artık bu konudaki tavrını, durumunu netleştirmesi lazım. İstanbul bakımından görünen köy kılavuz istemez. Arkadaşlar adaylıklarını açıklayabilir. Ama İstanbul'da ne yapılması gerektiği çok açık. CHP, bunu bir an önce kararlaştırıp, netleştirmesi ve bu kararını da kamuoyuyla paylaşması doğru, yararlı olur” dedi.

ÇARKI ANCAK KILIÇDAROĞLU KIRABİLİR

Haklı olduğu tek konu ise çok gecikmeden CHP’nin artık bu konudaki tavrını, durumunu netleştirmesinin lazım geldiği. Bu handikaptan partiyi çekip çıkaracak ve seçim startını çoktan veren AKP’yi yolda yakalayıp sollayacak çalışmayı başlatacak olan yegane isimse Kılıçdaroğlu.

Gürsel Tekin’in adaylığını açıklamasının bir önemi olmayacağını, İstanbul’da görünen köyde Sarıgül’ün ikâmet ettiğini vurguluyor Loğoğlu.

Bu kanıya Loğoğlu’nun çalışma hayatı boyunca kurduğu “ilginç siyasi ilişkilerden” bağımsız, bir siyasetsiz seçmen gözüyle bakarak nasıl vardığını düşünürsem eğer, ilginç bir durumla karşılaşıyorum.

LOĞOĞLU’NUN MATEMATİĞİ BAHÇELİ’DEN HALLİCE

Gezi Parkı protestolarının başladığı tarihi gün olan 27 Mayıs 2013’te Sarıgül’e ilişkin bir açıklama yapıyor Sayın Loğoğlu.

Bir basın mensubu, “Mustafa Sarıgül’ün CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olacağı ifade ediliyor. Kılıçdaroğlu ile de bir görüşme köprüsünün kurulduğu iddia ediliyor, ne diyorsunuz?” diye soruyor CHP Genel Başkan Yardımcısına ve “Böyle bir görüşme olup olmadığından bilgim yok. Bilgim olmadığı için oldu da diyemiyorum olmadı da diyemiyorum ama İstanbul’un önemi belli. Sayın Mustafa Sarıgül’ün gazetelerde medyada yer alan konumu belli. CHP açısından önemli olan İstanbul’u kazanacak bir adayın belirlenmesidir. Bu o kişi veya bu kişi olabilir ama o belirlenecek kişinin o seçimi mutlaka alması gerekir” şeklinde bir yanıt alıyor.

“Sizce Sayın Sarıgül İstanbul’u alabilir mi?” sorusuna da Loğoğlu, “O sorunun cevabını bilsek mesele zaten bitmiş olabilir. Ama yapılan haberlerde İstanbul’da çok güçlü bir konumda olduğunu görüyoruz” diye yanıt veriyor.

LOĞOĞLU’NUN GÜÇ ALGISI: “HABERLER GÜÇLÜ DİYORSA GÜÇLÜDÜR”

90 yıllık CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı İstanbul gibi bir şehrin aday belirlemesi hususunda adayın “haberlerde ne denli popüler” olduğunu kriter alıyor olabilir mi? Sarıgül’ün İstanbul’da çok güçlü bir konumda olduğunu sadece okuduğu, dinlediği haberlerden biliyormuş kendisi. Ne yazık, trajikomik! Son zamanlarda kendisi ile ilgili daha fazla haber çıktı diye elimizden kaçırmasak bari Sarıgül’ü.

LOĞOĞLU’NUN ANKARA ADAYI GÖKÇEK OLABİLİR Mİ?

Bu denli sığ bir yaklaşım olabilir mi? Mayıs ayında “İstanbul’u kazanır mı bilemiyorum ama haberlerde görüyorum, güçlü bir konumda” diyor, Ekim ayında “Çare Sarıgül” diyor. “Yaklaşık beş ayda ne oldu da Sarıgül ile seçimin kazanılacağı kanaatine vardınız?” diye sorsam “haberlerde duydum” yanıtını alma ihtimalimin bu denli yüksek olması kimin ayıbı bilmem.

Sayın Genel Başkan Yardımcısı Beyaz Tv izlemeye devam ederse Kılıçdaroğlu’na “CHP’den Ankara’ya Melih Gökçek’i adaylık teklifi götürelim. AKP’nin onu aday yapmama ihtimali konuşuluyordu Meclis kulislerinde. Haberlerde de çok güçlü bir konumu varmış” talebiyle gitmesinden korkarım. Sarıgül de pek sever zaten Gökçek’i, her fırsatında dillendirmekten çekinmez. Yadırgayacağını sanmam zaten.

Şaka bir yana, konuya siyasetsiz seçmenin penceresinden uzaklaşıp, Faruk Loğoğlu’nun politik duruşunu ve yıllardır ilişkiler ağını koparmadığı uluslararası temasları noktasından baktığımızda manzara biraz daha iç gıcıklayıcı bir hâle bürünüyor.

AMERİKANCI LOĞOĞLU’NDAN İLGİNÇ AÇIKLAMALAR

Aralık 2011’de yanındaki heyetle birlikte ABD’de kırk noktada gerçekleştirdiği temasın ardınan bir basın açıklaması gerçekleştirmişti Loğoğlu. ABD ile CHP’nin ilişkilerinin balayında olduğunu ve kendilerini “ABD’li dostlara” anlatma çabasında koşturduğunu, Anti-Amerikancı olmadıklarını vurguluyordu gazetecilere yaptığı açıklamada.

LOĞOĞLU: “CHP OLARAK AKP’NİN SURİYE POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”

Biz gazeteciler Amerika’ya gidince farklı konuşan siyasilere alışığız lâkin CHP’li Loğoğlu’nun açıklamaları, belirli sebeplerce yandaş basının dikkatinden kaçırılan cinstendi. AKP’nin Suriye politikasına destek verdiklerini söylemişti Loğoğlu. Esad gitsin ama kan dökülmesin, füze savunma sistemine tamam ama radar olmasın şeklinde neye ve kime hizmet ettiği aşikâr cümlelerle çıkmıştı karşımıza.

“KÜRECİK’TEKİ ABD ÜSSÜ İSRAİL’İ KORUMASIN DEMİYORUZ, AKP YALAN SÖYLEMESİN DİYORUZ!”

Yine Parti Meclisi’nden ve Meclis sıralarından arkadaşı Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın defalarca kez önüne giderek ‘Burası ABD üssüdür, bu topraklarda yeri yoktur, Sinan’ın Kadir’in emperyalizmin uşaklarınca düşürüldüğü yerdir’ diye haykırdığı Malatya Kürecik’teki ABD üssü için, ABD topraklarına giderek “Radar henüz NATO’nun değil, ABD’nin. Amerikan yetkililer bize bu radarın ABD’yi, ABD’nin müttefik ve partnerlerini koruyacağı hususunda beyanatlarda bulundu. ABD’nin partneri ise İsrail. Bizim İsrail’in korunmasına itirazımız yok. Ama AKP yalan söylüyor, bunu böyle anlatmıyor. Biz radara değil, AKP’nin yalan söylemesine itiraz ediyoruz” açıklamalarında bulunan isimdir Faruk Loğoğlu.

DARBECİ LİDERE ŞİŞLİ’NİN ANAHTARINI VEREN SARIGÜL...

AKP’nin Ortadoğu’yu kana bulayan Amerikan projesinde başı çekme mücadelesinde kanayan bir yara haline gelen Suriye politikasına CHP’nin destek olduğunu söyleyen resmi ağız olan Faruk Loğoğlu, Başbakan Erdoğan’ın ve AKP’li hiçbir yetkili hakkında tek bir eleştiride bulunmayan, Fethullah Gülen’e her daim sevgi ve saygılarını sunan, Kadir Topbaş’ı sevgiyle öpen ve ABD’nin desteği ile darbeyi gerçekleştirerek Gürcistan’da başa gelen Saakaşvili’ye “Yılın demokrasi adamı” ödülünü veŞişli’nin anahtarını teslim eden Mustafa Sarıgül’e İstanbul’un anahtarını teslim etmek istiyor.

Amerikancı siyaset güdenlerin hedefi malumumuz da, “iki üç sene daha koltukta kalayım” düşüncesiyle Türkiye’nin gündemini kitleyenler ve İstanbul’un geleceğini ABD’ye anahtar teslim peşkeş çekenler bilerek ya da bilmeyerek şeffaf bir itibar ve kirli çıkarlar için çocuklarımızın yarını adına söz sahibi oluyorlar ya, kahrolmamak elde değil.

 

Yorumlar