Ne değişti ne gelişti

1993 : “Bu anayasa ırkçıdır.”

1995 : “Ölünce kavmini sormayacaklar.”

1997 : "Yarın öleceğiz, Allah bize soracak: Rabbin kim, nebin kim, dinin ne? Ama bize 'Kavmin nedir?' diye sormayacak. Sana sordukları zaman 'Elhamdülillah Müslümanım' de geç."

24 Aralık 2002 : (Rusya gezisinde) “Türkiye'de Kürt sorunu yok. Sorun var diye inanacaksan sorun olur, yok dersen sorun ortadan kalkar. Böyle öngörü ile yaklaşırsan, sorunun içindesin demek. Bak, "Siirt'ten evliyim, huzurluyum" diyorum. Böyle yaklaş olaya. Kürt sorunu var dersek, bu, sanal sorunlar olarak ortaya çıkarılmıştır. Bizim için böyle bir sorun yok.”

2005 : “Türk kökenli vatandaşlar” ve “Kürt sorunu vardır”

-10 Ağustos 2005 (Yer Diyarbakır) : “’Kürt sorunu ne olacak?’ diyenlere sesleniyorum ki, herkesten önce bu benim sorunumdur.”

-8 Ekim 2005 : (Siirt'te) Ülkemde birçok sorunlar var. Doğu sorunu, Güneydoğu sorunu, Kürt vatandaşların kendine ait sorunları vardır. Hangi etnik unsurdan olursa olsun, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Arnavut, Boşnak, ki biz buna alt kimlik diyoruz, üst kimlik Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.

-20 Kasım 2005 : (Şemdinli'de) Türk Türk'üm, Kürt Kürt'üm, Laz Laz'ım, Çerkez Çerkezim diyebilecek. Hepimizin üst kimliği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.

23 Kasım 2005 : (AKP grubunda) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, 73 milyon için sigortadır. Bizi; Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Türk'ü, doğulusu, batılısı, güneylisi, kuzeylisi ile inananı, inanmayanı ile birleştiren bu üst kimliktir. Biz bir mozaiğiz

-28 Kasım 2005 : “Kürt'üm demeyeceksin ha' dersen isyan başlar”

-6 Aralık 2005 : (Yeni Zelanda Gezisinde) : “Bizde etnik unsurlar din bağıyla bağlıdır. Türkiye’deki Kürt kökenli vatandaşların sorunu Türk kökenli vatandaşlar kadardır.”

16 Temmuz 2011 : (Cuma Namazı Çıkışında) : ''Kürt kökenli vatandaşlarım azınlık statüsünde değildir. Biz geldiğimizden bu yana 3 şeyi başardık. Ret politikalarını yok ettik, inkar politikalarını yok ettik. Asimilasyon politikalarını da yok ediyoruz. Dikkat ederseniz seçim öncesi bir ifade kullandım. Bu ülkede artık  Kürt sorunu yoktur. Bu ülkede PKK sorunu vardır. Kürt kökenli vatandaşlarımın da sorunları vardır. O sorunların çözümünde yine en büyük katkıyı bugüne kadar biz verdik. Bundan sonra da biz vermeye devam edeceğiz''

1993’de RP İstanbul İl Başkanı statüsünden 2011 TC Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın değişmeyip, gelişen sürecini yorumsuz, basına yansıyan şekliyle olduğu gibi verdim.

Demokratik Açılım yalanı

Peki, nasıl olur da Kürt sorunu üzerinden bu kadar çelişkili açıklamalar yapabilir RTE? Bir sorun ya vardır, ya yoktur. Ne olmuştur da, 2002’de olmayan sorun 2005’te yeniden var olup, 2010’a kadar oyalandıktan sonra 2011’de yeniden yok olmuştur?

Demokratik açılımdan Kürtler umduğunu bulabilmiş midir? Güneydoğu’da kanayan ve binlerce genci yitirdiğimiz yaramıza tuz mu basılmıştır, kezzap mı atılmıştır?

Kürt sorununun temellerini irdeleyen bir rapor bir kez olsun AKP Hükumeti tarafından hazırlanıp kamuoyuna sunulmuş mudur? Demokratik açılım raporundan bahsetmiyorum bile, RTE kürsüye çıktı, iki üç alkıştan sonra Arınç açıklayacaktır dedi, Arınç çıktı, Başbakanımız çok güzel açıkladı dedi.

RTE için Kürt sorunu gerçekte var mıdır, yok mudur?

RTE’nin ırksal, renksel, dilsel bir meselesi yoktur. Yukarıda da örneklendirdiğim gibi, Molla dedesinin kendisine tavsiye ettiği “Sana sordukları zaman 'Elhamdülillah Müslümanım' de geç." zihniyetini kendisine şiyar edinmiştir. Sonuçta ahirette kavmini sormayacaklardır ona. Kürtlük de, Türklük de hiçbir etnik köken de umurlarında olmadığı gibi, mesele gerektiği zaman gerektiği şekilde kullanılabildiğinde ortaya çıkıp, yok olmaktadır.

Tarihin tüm dünyaya örnekleriyle ispatladığı en tehlikeli oyunu oynayan RTE, onlarca etnik kökenden bahsetmiş ve alt kimlik – üst kimlik tartışmalarına zemin hazırlamıştır. Tahmin edilebilen bir çizgi üzerinde yürümeyen RTE’nin değişen günübirlik politikaları sayesinde uçurumdan intihar eden bir ülke halinde emin adımlarla ilerliyoruz.

Mustafa Kemal’in bakışı

Mustafa Kemal Atatürk, konuya bakış açısını şu sözlerle ele almıştı:

“Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar. Bugün içimizde bulunan Hristiyan, Musevi vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini Türk milletine vicdani arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı gözüyle bakılmak, medeni Türk milletinin asil ahlakından beklenebilir mi?”

Siz söyleyin o zaman, gömlek değişti mi?

 

Yorumlar