İnanç özgürlüğü diyerek bir babanın öz kızına şehvet duymasına da mı karışmayalım?

 Yıl 2016.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi sitesinde bir meczup soruyor:

“Öz kızını öperken şehvet duymanın nikaha etkisi olur mu?”

Diyanet dayıyor hemen fetvayı:

“Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil.”

“Bu soruyu soranın esnest eğilimleri olabilir, araştırılsın” demiyor, ilgili kurumlara IP numarasıyla soruyu soran kişiyi şikayet etmiyor, soruyu ciddiye alıyor ve sapkın bir dil kullanarak fetva veriyor Diyanet.

Konu gündeme taşınınca fetvayı siliyor, iki saatliğine de siteyi bakıma aldım edebiyatı yaparak kapatıyor. (Fakat arcihvada Google ön belleği koruma altına alındığı için bu linkten soruyu ve cevabı görebilirsiniz)

***

Resmi Gazete’de 2006/1 Sayılı Başbakanlık’tan bir genelge yayımlanıyor.

Genelge diyor ki, “kamu kurumlarında çalışanlara Cuma namazı saatinin mesai saatine denk gelmesi durumunda, mesai kaybı olmaksızın izin verilir.”

Herkes elini vicdanına koysun şimdi...

Başbakanlık eliyle deniliyor ki, “Biz sadece Müslümanların devletiyiz. Biz gayrımüslümlerin ya da ateistlerin devleti değiliz. Biz laik bir devlet değiliz.”

***

Biz AKP’yi de biliyoruz, zihniyetini de biliyoruz.

“İnanç özgürlüğü” diye gözümüze gözümüze soktukları aslında yıkmak istedikleri laik düzen.

Bunu söylediğim zaman ya “sol olduğunu iddia eden” bir kitle tarafından laikçi teyze ilan ediliyorsunuz ya da havuz medyası tarafından 28 Şubatçı.

İkisi de değilim kardeşim. Benim inancım kimseyi ilgilendirmediği gibi, kimsenin inancı da beni ilgilendirmez.

Ben benim inancıma, inançsızlığıma, etnik kökenime kör bakan, laik bir devlet istiyorum.

Bugün bizi ensest ilişkiyi makul gören Diyanet’in fetvasının kucağına itenler de 7 Haziran’da Hayır’dan başka bir şey bilmeyen ve AKP ile flörtleşmekten öteye gidemeyen muhalefetten başkası değil.

CHP ne dedi seçim kampanyasında?

Gelin, oy verin, gitsinler!

İnsanlar geldiler, oy verdiler.

Ne yaptı peki CHP?

AKP gitsin diye mi uğraştı?

Hayır, AKP ile koalisyon kurabilmek için istikşâfi istikşâfi flörtleşti.

CHP’nin mevcut Genel Başkanı Kılıçdaroğlu yatır yatır gezdi, “Seçimde her sandığın başına birer imam koyalım, imamlar güvenilir adamlardır” dedi.

Bakın avukat demedi, hakim demedi, yahu noter bile demedi, “imam” dedi, imam!

Kılıçdaroğlu’nun algısı şu: “Bu milletin değerleriyle kavgalı bir parti değiliz biz. Ama Erdoğan CHP camileri ahır yaptı diyor ya, bizi dinsiz algılıyorlar” filan.

Diyanet’in ensest ilişkiyi destekleyen fetvası Müslümanlar için ne kadar utanç kaynağıysa, bu açıklamalar da CHP’liler için o kadar utanç kaynağı.

Fethullah Gülen’den söz ederken hala “Hocaefendimiz” diyen Murat Hazinedar’ın “CHP’nin içinde siyasi ensest var” sözlerine soruşturma açacak mısınız Sayın Kılıçdaroğlu?

Hüseyin Aygün, “Kılıçdaroğlu bana Gülen cemaatini eleştirmen AKP’ye yarar dedi” diye konuştu. Var mı buna bir cevabınız?

Kılıçdaroğlu’nun tavrının bu kulvarda ilerlemesi sebebiyle, diğer yöneticilerden de benzer açıklamalar geliyor.

“Her CHP’li evde ayakkabısını giyerken besmele çeker” denildiğinde gayrımüslim CHP’lilere de ayıp olmuyor mu?

Hiçbir CHP’linin kimsenin inancı ya da inançsızlığıyla derdi yok ki. Neyin telaşı bu? İkna odalarının hesabını veremeyen Nur Serter’e hep birlikte karşı çıkalım. Soralım Deniz Baykal’a da “Niye bu isimlerle yol yürüdün” diye.

Başörtüsüyle üniversite kapılarında ağlatılan kızları yine biz savunmadık mı?

“Deniz Baykal çok fazla laiklikten bahsediyor, vatandaş antipatik buluyor” edebiyatı yüzünden AKP’den çok AKP’ci davranan bir CHP var karşımızda.

Klişedir, mlişedir ama yüzde yüz doğru bir saptamadan söz edeyim size:

“CHP bu ülkenin sigorta kutusudur.”

Deniz Baykal niye laiklik, laiklik diye bastırıyordu yahu? Laik devlet filan tehlikede değil artık, yok çünkü öyle bir devlet. Riyad’la flört eden devlet var, Alevilere kamu kurumlarında iş vermeyen, kapısının işaretlenmesine engel olmayan, fişleyen bir devlet var.

Koyun elinizi vicdanınıza. Kutlu Doğum haftasında yaptığı konuşmayı kaç kişi hatırlıyor Deniz Baykal’ın? Hadi eleştirelim Baykal’ı ama hakkını da teslim edelim, bugün teslim edelim! Üç yıl önce CNN Türk’te “Ortadoğu mezhep savaşına sahne olcak, bu kötü dış politikamız yüzünden Türkiye de bu savaşın içine çekilecek. Mezhep ayrılıkları kan akıtacak, kan” diye bas bas bağırdı adam.

Bugün Ortadoğu’da ipleri kopma noktasına getiren hadiyese bakalım şimdi de. Suudi Arabistan’da Şii din adamı Nemr, Suudi rejimine karşı olduğu gerekçesiyle idam edildiği sırada, Riyad’ta bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Suriye konusunda işbirliği yapalım” diyordu.

Haklı çıkmadı mı Baykal?

Yarın okullarda kimi öğretmenler dersi yarıda kesip, “Tamam çocuklar ben Cuma namazımı kılmaya gidiyorum. Kimler geliyor” diye sorduğunda sınıfta kalan Alevi’nin hakkını da CHP korumak zorundadır, Hristiyan’ın hakkını da.

Burada çıkıp tüm Cumhuriyet Halk Partililer “Bu neyin genelgesi arkadaş!” diyerek, “amasız” bir şekilde tepki ortaya koymalıdır.

Her mevzuda “Aman yanlış algılanırız, aman Baykalcı zannediliriz, aman biz camileri ahır yapmadık” edebiyatına sığınılacak diye “İnanç özgürlükleri bizim kırmızı çizgimizdir” muhabbetine dayanırsak...

O zaman bu soruya da yanıt vermek zorunda kalırız:

Diyanet’in fetvasına göre, “İnanç özgürlüğü diyerek bir babanın öz kızına şehvet duymasına da karışmayalım mı?”

Yorumlar