Kılıçdaroğlu CHP'li vekilleri AKP'nin insafına terk etti

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen AKP'nin teklifine evet diyeceğiz" dedi.

Bir kişi de çıkıp; "Madem ki CHP, AKP'nin dokunulmazlık teklifine Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen bile 'evet' diyecekti, o halde müzakere masasına neden oturdun Kemal Bey?" diye sormadı arkadaş!

Birkaç milletvekili, Genel Başkan'a ters düşmeyi göze aldı ve 'hayır' diyeceklerini gerekçeleriyle ortaya koydu. Ancak bu direniş, örgüt nezdinde kabul görse de diğer CHP'li milletvekillerinin sessiz kalmasını önleyemedi. 

AKP’nin teklifine ‘hayır’ diyeceğini ilan eden milletvekilleri sürekli alanda olan, polis TOMA’larının karşısına dikilen, AKP faşizminin cezaevine gönderdiği aydınların, gazetecilerin, öğrencilerin yanında duran ve örgüt tarfından da takdir gösterilerek ön seçimden çıkarılıp TBMM çatısına gönderilen milletvekilleriydi.

Ancak Kılıçdaroğlu Grup toplantısında, ‘hayır’cı milletvekillerine seslenerek –deyim yerindeyse fırça atarak- Demokrasi mücadelesi kolay değildir. Her şeyin bir bedeli vardır. Ben oturacağım Meclis'te. Eee, ne olacak? Gazeteciler hapse atıldı, gidip hapisanede ziyaret edeyim. Yetmez arkadaşlar. Bu mücadele kutsal bir mücadeledir. Bu mücadele demokrasi mücadeledir. Bu mücadele özgürlük mücadelesidir. Bu mücadele ekmek kavgasıdır ekmek!” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, cezaevinden kendisine yazılan mahkum mektuplarında, Cezaevi Komisyonu üyelerinin ziyaretleri sayesinde seslerini ilk kez duyurabildikleri için teşekkür ve methiyeler yazdığını kürsüden övgüyle anlattığını çabuk unutmuş belli ki.

Cezaevi Komisyonu, yarın “Yok, öyle değil” deseler bile zan altındadır aslında bu açıklamayla.

Sadece Cezaevi Komisyonu değil, aktivizmden beslenen ve alanlardan gelen pek çok milletvekilinin mücadele azmini kıracak cinsten, pek talihsiz bir açıklamaydı bu ne yazık ki.

Üstelik üstü kapalı bir şekilde bu milletvekillerini ‘hapse girmekten, bedel ödemekten korkan insanlar’ olarak gösterdi Kılıçdaroğlı konuşmasıyla.

Milletvekillerini ‘ben korkak değilim, gerekiyorsa cezaevinde yatarım’ demeye mecbur tutan ve demogoji kokan tavrını “Ekmek kavgasıdır bu” edebiyatıyla sürdüren Kılıçdaroğlu’nun bu duruşu; açıkça söylüyorum ki, sadece AKP’ye hizmet ediyor.

Kılıçdaroğlu bir ‘ekmek kavgası’ görmek istiyorsa eğer, ‘partiden ihraç edilmelidir’ raporu Genel Başkanlık katında sümenaltı edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın işten attığı partililerin kavgasına baksın.

Eğer gerçek bir ‘ekmek kavgası’ görmek istiyorsa mevcut Genel Başkan, Bakırköy Belediyesi’nde maaşlarını alamayan 3000 memur ve işçinin mücadelesine baksın.

O işçilerin hakları için mücadele ederken, yanlarında kim vardı dersiniz?

Kendilerini görmezden gelen, seslerine kulaklarını tıkayan Kılıçdaroğlu ve şürekâsı mı vardı?

O işçilerin yanlarında “Siz niye bedel ödemeyecekmişsiniz kardeşim! Ecevit girdi, siz de hapse gireceksiniz” diyen Kılıçdaroğlu ve onun bu sözlerini alkışlayan MYK üyeleri mi vardı?

Hayır, hiçbiri yoktu.

Ekmek kavgası veren o işçilerin yanlarında, Kılıçdaroğlu’nun AKP’nin teklifine kendisi gibi ‘Evet’ demeyen ‘hayır’cı milletvekilleri vardı yalnızca.

O yüzden bu milletvekilleri, Kılıçdaroğlu’nun hayal edebileceğinin bile ötesinde cesaret örneği sergilemişlerdir ‘hayır’ diyeceklerini ilan ederek.

Neden mi?

Anlatayım.

CHP son kurultayında Bülent Tezcan’ın elini rahatlatmak amacıyla, tüzük değişikliğine ilişkin üç maddeyi onayladı, biliyorsunuz.

Maddelerden birisi, bir yıldan önce erken seçim olma durumunda tüm milletvekillerinin kontenjan yöntemi ile belirlenmesiydi.

AKP’nin Anayasa değişikliği durumunda erken seçimin kapıda olduğunu herkes konuşuyor. CHP kulislerinde de konuşulmuyor sanıyorsanız eğer, yanılıyorsunuz.

1 Kasım erken seçimlerinin üzerinden bir yıl geçmeden erken seçim olması durumunda ne olacak peki?

Bu tüzük maddesine dayanarak önseçim yapılmayacak.

Tüm milletvekili aday listelerini Kılıçdaroğlu ve o kim isterse onlar belirleyecek.

Kılıçdaroğlu kimi isterse “milletvekili yazacak”, kimi istemezse “yazmayacak”.

Bu durum “Ben önseçimden geliyorum, benim irademe ipotek koyamazsın” kararlılığını yıkan bir durum.

Haliyle pek çok milletvekili “ya beni yeniden aday yazmazlarsa” diyerek Kılıçdaroğlu’nun hayati bir konuda partiyi uçuruma sürüklemesine sessiz kalmak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Hatta konuya ilişkin görüşlerini aldığım Fikri Sağlar, bu durumun tehdit aşamasına geldiğine işaret etti ve meseleyi bir adım öteye taşıyarak şöyle konuştu:

“Parti yönetimi erken seçim kozunu oynuyor... 'Seni milletvekili yaparım' sihirli sözünü gündeme getiriyor el altından. Belediye başkanlarını da ben seçeceğim diyerek partide yeni bir disiplin gibi... Bunu niçin söylüyor? Artık demokratik bir parti anlayışından uzaklaşmanın görüntüsü bu ne yazık ki. Bu daha kötü bir durum.”

Fikri Sağlar o gerçi...

Şimdiye kadar hiçbir Genel Başkan’ın iki dudağının arasına bağlamamış siyasi ikbâlini ve ideallerini. Örgüt de vekillerinin arkasında kapı gibi durmuş; listeler delmiş, listeler yapmış. Partide seven sevmeyen herkes, onun arkasında duran örgüt gücünü bilir ve bu bağımsızlığına saygı duyar.

Ben de onun bu onurlu tavrını saygıyla selamlıyorum.

‘Hayır’ oyu vereceğini ilan eden tüm CHP’li milletvekilleri bilsinler ki, tarih onları “cesurlar” olarak anacak.

Tarih onları “koltuk pazarlıklarında ülkeyi faşizme teslim etmeyi reddedenler olarak” anacak.

Tarih onları, oval ofisin veremediği “ekmek kavgasını” omuzlarken fotoğraflanan kareleri basarak anacak sayfalarında.

Oyunun rengini henüz belli etmeyen ya da tercihen etmeyecek olan CHP’nin saygıdeğer diğer milletvekillerine sesleniyorum...

Kılıçdaroğlu CHP’nin Genel Başkanı’dır, evet. Ancak hata yapmıştır. Hiçbir CHP’linin arkasında durmayı başaramamıştır, belki de tercih etmemiştir, bilemiyorum. Onun da kararını ancak tarih verecek.

Ancak... Kılıçdaroğlu hayatı boyunca bir gün hapis yatmadığı halde, sizleri AKP’nin insafına terk etti.

“Hapis yatacaksınız siz de kardeşim” diye hepinizin yüzüne bağırarak, Parlamento’ya ne amaçla halk tarafından gönderildiğinizi görmezden geldi.

Bu saatten sonra atacağınız adım sadece sizin değil; çocuklarınızın, bizim çocuklarımızın, yarınların gidişatını değiştirecek.

Sizlerin yaka paça polis zoruyla Meclis’ten gönderildiğinizin haberlerini yapmak istemiyoruz.

Sizlerin insana dair tüm değerleri savunan kurucu iradenin, yokluktan bir ülke yaratan aydınlanma devriminin devamı CHP’nin temsilcisi olduğunuzu bir an olsun unutmamanızı istiyoruz.

Gidin..

Örgüte gidin, insanlarla konuşun. Hangisi “hapis yat kardeşim” diyecek size? Kemal Bey’den başka kim diyecek?

Hangi partiliyle konuşsam isyan ediyor!

Sizin kararlı bir duruş sergileyerek o maddenin Meclis’ten geçmesinin önüne engel olmanız en büyük arzuları.

Hepimizin öyle.

Değerli milletvekilleri..

Köşemden pek çoğunuzu eleştirdim, yanlış bulduğum uygulamalarınızı, söylemlerinizi, ilişkilerinizi kaleme aldım.

Kimilerinizle tartıştık, kimilerinizle mahkemelik olduk.

Ancak her biriniz, antiemperyalist bir mücadeleden doğan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kıymetli vekillerisiniz.

Örgütün iradesini hiçe sayan, milletin iradesini hiçe sayan ve o iradeyi parmaklıklar ardına tıkmak isteyen AKP faşizminin ve Saray’ın sultasının karşısında her CHP’li sonuna kadar duracaktır, bundan emin olun.

Size erken seçim sopasını göstererek örgütü ve kişiliğinizi yok sayan zihniyete değil, sizi o Parlamento’ya değerli bir amaç için gönderen parti üyelerine güvenin.

“Anayasa’ya rağmen ‘evet’ diyeceğiz. Yoksa AKP bunu kara propaganda malzemesi yapar. Zaten Anayasa Mahkemesi’nden de geri döner” görüşünü hiçbir örgüt toplantısında hiçbiriniz savunamazsınız.

Savundurtmaz bu partinin onurlu üyeleri!

“Anayasa Mahkemesi’nden geri döner” sözünün hukuki olarak da başlı başına aldatmaca olduğunu en iyi sizler biliyorsunuz.

Yönetimin maddeyi eşitlik ilkesi ya da benzeri bir gerekçeyle Anayasa Mahkemesi’ne götüremeyeceğini de biliyorsunuz.

Bireysel başvurursanız (ki görüştüğüm Anayasa Hukuku Profesörlerinin hepsi aynı görüşü verdi, başvuramazlar diyor) ne duruma düşeceksiniz?

Kim savunacak sizi?

Henüz fezlekesi olmayan ve yeni bir düzenlemeye kurban gitmemiş bir milletvekili dostunuz sizi cezaevinde ziyaret edebilecek mi Kılıçdaroğlu’nun “Meclis’te yan gelip yatarak, cezaevi ziyaret ederek olmaz” mealindeki konuşmasından sonra?

Hanginize sahip çıkacak Kılıçdaroğlu?

Erdal Aksünger’e sahip çıktı mı?

50 milyon vatandaşın kimlik bilgileri sızdırıldı...

Normal bir ülkede hükümet düşüren bu gelişme, kendisinin politik kabiliyeti sayesinde CHP’nin üzerine yıkıldı.

İlk açıklamayı yapan Sayın Erdal Aksünger “Sızdırılan bilgiler çok geniş kapsamlı. Bizde o kadar bilgi yoktu” derken, Kılıçdaroğlu çıktı; “Bizim elimizde anne kızlık soyadı var. Sızdırılan bilgilerde o kadarı yoktu” dedi.

Kaçınız Erdal Aksünger’in durumuna düştünüz? Az mı değerliydi Sayın Aksünger, ‘bazılarından da’ bu tarz bir muameleye maruz bırakıldı?

CHP kimlik hırsızı değildir!

Ancak, Kılıçdaroğlu bu çelişkili açıklamasıyla partiyi nasıl bir zan altında bıraktı, Davutoğlu’nun elini nasıl rahatlattı, farkında mısınız?

Size sahip mi çıkılacak sanıyorsunuz?

Ne olacak siz gittikten sonra?

AKP’nin stepne lastiği olan MHP, aynı şekilde tavır almaya devam edecek.

HDP olmayacak, CHP’nin ‘baş ağrıtan’ milletvekilleri olmayacak.

Hakkari’nin, Şırnak’ın tamamı boşaltılacak.. Ara seçimler derken, bir bakmışız Başkanlık kapımızda.

Kalan milletvekilleri, “Yeni bir düzenlemeyle 14 ay beni de Erdoğan’a hakaretten cezaevine atarlar mı” diye düşünmeden kürsüye çıkamayacak.

Ben gazeteciyim.

Geçen gün İHH’nın Kocaeli’ndeki yetim çocuklara yaptığı etkinlikte(!) çocuklara garip kıyafetler giydirilip, ellerine oyuncak kaleşnikof verdirilip, cihat çağrısı yaptırılmasını haber yapıyorum; Can Dündar’ı ve Erdem Gül’ü tutuklayan hakim tarafından haberime erişim engeli veriliyor ertesi gün.

Mahkeme kararında da mealen deniliyor ki; “çocuk istismarı ve Atatürk aleyhinde işlenen suçlar varsa kaldır diyor kardeşim o linki siteden.”

“İyi de, ben işlemedim o suçu, haberleştirdim. Sen savcıya dedin mi kardeşim burada bir suç isnadı var, soruşturma aç diye? Hayır. O zaman haberi engelleyeyim.”

Böyle de bir hukuk işte.

AKP’li Galip Ensarioğlu’nun “bizim” dediği yargı sisteminin, kumpas davaların kucağına atıyor Kılıçdaroğlu’nun ‘evet’i sizi.

Yarın ben cezaevine atılırsam, ahvâlimi anlatacağım, sesimi duyurmalarını isteyeceğim milletvekillerine göndereceğim mektubu Çankaya’ya değil, Silivri’ye göndermesi için vereceğim avukatıma.

Faşizmin yaygınlık ve şiddet minvalinde bir azalma olmayacağına göre, cezaevindeki sizlerin de bir yardımı olmayacak hiçbirimize.

Daha önce de bu uyarıyı yapmıştım...

Ve biliyorum ki, hepiniz benden daha iyi biliyorsunuz.

Bana anlattıklarınızı, ‘yazma’ dediklerinizi birbirinize anlatın.

Ve nihayetinde çıkın kamuoyuna anlatın artık.

Neden ‘hayır’ oyu vereceğinizi, neden ‘evet’ demek istemediğinizi anlatın.

Size gösterilen “erken seçim” sopasını anlatın.

Kaybedecek hiçbir şeyiniz yok bu saatten sonra.

‘Evet’ derseniz bu ülke muhalefetini kaybedecek ancak.

‘Hayır’ derseniz herkesin yarınını kurtaracak umudu hala Parlamento içinde tutacaksınız.

Tarihin sizden beklediği budur. 

Yorumlar