Hükümetin torbasından daha fazla taşeron çıktı

Soma’daki işçi soykırımında hayatta kalan işçiler ve facianın yaşandığı madenin haricinde, başka ocaklarda çalışan maden işçileri, aileler ve sendikalar insanca bir yaşam için sokağa, hak ve eşitlik aramaya çıktı.

Kadınlar ön saflarda, toprağın altından çıkaramadıkları oğulları adına öfke duyuyor ve bir ağızdan aynı cümleleri kuruyorlardı. Bir madenci annesi, “Düşsünler yakamızdan, kölenin bile karnı doyuyor. Biz ise çocuklarımızı aç gömdük” diye haykırıyordu.

Başka bir anne omuzluyordu hemcinsinin acısını ve soruyordu göğsünden kopardığı cümleleriyle: “Ölüm Allah’ın emriyse açlık da mı Allah’ın emri? Yoksulluk da mı Allah’ın emri?”

Öyle ya, fıtratında vardı garibanın ölüm. Zenginin çocuğu ölmüyordu bir maden göçüğünün altında ya da bir tersanede iskelenin tepesinde. Anadolu’da dillendirildiği gibi, “Allah’ın karı bile garibanın evine daha çok yağıyor”du. Ve yırtık çoraplarıyla göz göre göre ölüme yürütülüyordu madenciler. 

MADENLER ERDOĞAN’IN ÖZEL EMRİ İLE İŞLETMELERE DEVREDİLİYOR

Başbakan Erdoğan, tıpkı sızdırılan telefon görüşmelerinde TOKİ Başkanı’na “kupon yerleri bana sormadan nasıl verirsin” diyerek azarladığı konuşmanın ana konusunda olduğu gibi, maden ocaklarının işletilmesi için kamudan işletmeye devrin kendi iznine ve imzasına bağlanması gerçeği kapı gibi önümüzde dururken, Soma’daki işçi soykırımının siyasi faturasını ödeyen tek bir politikacının hala çıkmamış olması utancını şimdilik bir kenara bırakıyor ve kamudan rödovans sistemi ile özel firmalara ihalesizce peşkeş çekilen ocaklarda çalışan işçilerin içler acısı halinden söz etmek istiyorum.

Yerin altında ve üstünde çeşitli taşeronlarca ölümüne çalıştırılan işçilerin aldıkları maaşlar 1200 TL ve 1600 TL arasında değişiyor. Oysa onları çalıştırdıkça prim alan dayıbaşları maaş haricinde aylık 50 – 60 bin Dolar arası para kazanıyor. Birkaç gün önce incelediğim Doç. Dr. Erdinç Yazıcı ve ekibinin hazırladığı “Taşeron İşçisi Gerçeği Araştırması” raporunda taşeron işçinin %8,6’sının 800 TL altında, %41,2’sinin ise 801 – 1000 TL arasında çalıştırıldığı kaydediliyor.

Türkiye’de yükselen taşeronlaşma cehenneminin bu kadar büyümesinin sebebi olarak, işçilerin fikirlerine başvuran ekip, yüksek oranla “ucuz işçilik yaratmak” ve “yandaşlara para / kaynak aktarmak” yanıtlarını alıyor.

 

Kayıt dışı taşeron işçi çalıştırılma oranının 1 milyon 200 bin civarında olduğu sendikalarca belirtilirken, sosyal ve iş güvenliği olmayan işçilerin kapitalizmin vahşi dişlileri arasında sıkışan canlarından damlayan kanlar hep aynı vampirin bardağına dolmaya devam ediyor.

DÜNYADA MADENCİ ÖLÜMÜ SIRALAMASINDA TÜRKİYE’NİN İÇLER ACISI HALİ

Türkiye maden işçileri açısından ölümlü ve yaralanmalı iş kazası oranlarının fazlalığı söz konusu olduğunda dünyada üçüncü sırada geliyor. 2013’te yaklaşık olarak 13,000 madenci madenlerde yaralanırken, 2000 yılından bu yana 1,308 maden işçisi literatürde kaza, vicdanımda ise iş cinayeti olarak tanımlayabileceğim şekilde hayatını kaybediyor.

Bu cinayetler, özel işletmenin kârının artırılması için uygulanan politikaların, maliyette gidilen kısıtlamaların ve tüm risklerin işçilerin üzerine kaydırılmasının doğrudan sonucu olarak karşımızda somut bir şekilde vücut buluyor.

ITUC SOMA’YA HEYET GÖNDERİYOR

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu 3. Kongresi toplantısında da bu saydığımız unsurlara benzer bir şekilde gerekçelere değinilerek, Soma’ya bir heyet gönderme kararı alındı. ITUC, 6(d) nolu acil kararında “We commit to end the practice of subcontracting, which leads to the violation of workers’ rights” ifadelerine yer vererek, Türkiye’de taşeron uygulamasının acil bir şekilde sonlandırılması gerektiğine, holdinglere ve hükümete uyarılarda bulunarak dikkat çekti.

(Sharan Burrow madenci baretiyle kürsüde Türkiye’de taşeronlaşma ile ölümlerin nasıl paralel olarak arttığını anlatıyor.)

Ucuz işçilik yaratarak kendilerini var eden kapitalizme, yandaşlara para aktararak da sistemlerini devam ettiren sermayedarlara hizmet eden yeni statükonun neferleri, Zonguldak’ta, Soma’da, Afşin Elbistan’da, Tuzla’da ve Türkiye’nin borçlandırılarak evine ekmek götürmeye mecbur bırakılan ve kimsenin çalışmayacağı koşullarda iş yapmak zorunluluğu ile çarka mahkum edilen işçilerin haklarını savunmak en başta sararmamış sendikalara, sonra ise TBMM’nin değerli milletvekillerine düşüyor.

SOMA’YI ARAŞTIRACAK KOMİSYON İLK TOPLANTISINI YAPTI

Soma İlçesinde Meydana Gelen Kaza Başta Olmak Üzere Maden Kazalarının Araştırılarak Bu Sektörde Alınması Gereken İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tedbirlerinin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu ilk toplantısını yaptı. Haftaya Soma’ya gidilmesi kararına varıldı. CHP Manisa Milletvekili Sakine Öz divanda muhalefet milletvekillerinden kimsenin bulunmaması tartışmasına ilişkin olarak “Bu acının ardından çalışmalara iyi başlamadık” açıklamalarında bulunmuş olsa da, ben muhalefet milletvekillerinin komisyonun sağlıklı bir rapor oluşturulması hususunda baskıcı olacağına inanıyorum.

CHP’Lİ HAYRDAR AKAR’DAN TAŞERONLAŞMA KARŞITI KANUN TEKLİFİ GELDİ

Madende yeraltında taşeron işçi çalıştırılmasının önüne geçilmesi için verdiği kanun teklifini Soma’daki işçi soykırımının ardından toplanan Genel Kurul’da CHP’li vekillerin mücadelesi ile görüşmeye aldırmayı başaran CHP Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, bu kez de “maden sektöründe taşeronlaşmanın önlenmesi” amacıyla bir kanun teklifi hazırladı.

Soma’da yaşanan ölümlerin araştırılmasına ilişkin olarak CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in teklifini reddederek işçi soykırımının siyasi sorumluluğunu ellerinde bulunduran AKP’li milletvekillerinin bir telaşe ile kabul ettiği Akar’ın önergesinin görüşülmesi sırasında olduğu gibi, bu teklifin de Genel Kurul’da reddedilmeyeceğini umut ediyorum.

HÜKÜMETİN TORBASINDAN “DAHA FAZLA TAŞERON” ÇIKTI

Hükümetin hazırladığı torba yasa kanun tasarısı içerisinde Türkiye’de kanayan bir yara olarak işçi sınıfının önünde duran taşeronlaşma gerçeğinde iyileşmeye gidileceği söylemleri iktidar yetkililerince dile getirilirken, tasarının içeriğine bakıldığında durumun hiç de işçi lehine olmadığını ilk bakışta görmek mümkün oluyor.

Taşeron çalıştırılmasına izin verilmeyen işlerde taşeronlaşmanın önünün açılması, kamuda taşeronda çalışan işçilere kadrolarının verilmemesi gibi işçinin değil, yine sermayenin yanında yer alan düzenlemeleri, tıpkı referandumda olduğu gibi işçinin önüne süren AKP, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde kamuoyunun karşısına reformlarla çıkar gibi yapıp, onu var eden patronların çıkarları için Genel Kurul’a mesai yaptırmaya devam ediyor.

Taşeron cehennemine dönüşen ülkemizde, kârı insan faktörünün önünde tutan her türlü sistemle mücadele edenlerin gücünün direnişle artacağına olan inancımı bir an olsun kaybetmiyorum.

Sofraya getirilebilsin diye ölünen ekmek boğazlarda düğüm, Soma’da yetim kalan 432 çocuk günebakanlar gibi boynunlar bükük kalmayacak yarın.

 

Yorumlar