Nedim Şener'e mektup

Nedim Şener'in "CHP neden sokağa çıkmıyor" diyerek CHP'yi suçladığı, Bülent Tezcan'ın da "Tankın üzerine önce ben çıkın dedim" diyerek "CHP'nin darbeci olmadığını" ispata çabaladığı ve Erdoğan'ın deyimiyle "demokrasinin kazanıldığı meydanlar"da 20 yaşındaki askerler kimliği belirsiz milislerce linç edildi. 15 Temmuz'un sabahında olmayan demokrasinin hangi meydanlarda ne yapılarak kazanıldığı sorunsalının yanında, tankların üzerine çıkan AKP'li milislerin Boğaziçi Köprüsü'ndeki olaylar sırasında G3 piyade tüfeklerine el koymuş olmasından endişe ediliyorken; AKP yönetiminin "zulmün karşısında direnme hakkı için halkın ruhsatlı silah almasının önü açılması" yönündeki teşviklerinin, bu milislerin katliam girişimlerinin yasal zırhı olarak hazırlanan bir düzenleme olduğunun farkındayız ve gelişmeleri Çağdaş Ses okurlarına 'endişeyle' aktarıyoruz.

Haber akışını ve analizlerini gerçekleştirirken de devletin ve / veya örgütlerin dilinden uzaklaşarak, 'hukuk'un üstünlüğüne 'hala' inanarak metinlerimizi kaleme alıyoruz. Henüz gözaltı sürecinde olan darbe teşebbüsü soruşturmasına ilişkin, Emniyet kanadında binlerce askere şiddet uygulandığını ve Erdoğan'ın videolarını izlettirerek kanlı atletleriyle işkenceye maruz bırakıldıklarına tanıklık ettik.

Gözaltına alınan 3 bine yakın askerin hepsinin suçlu olup olmadığını nereden biliyoruz? Bu yargılama sonunda da öğrenebilecek miyiz? Sizin de içinde bulunduğunuz korkunç yargılama aşamalarında AKP - Cemaat eliyle katledilen hayatları, Yarbay Ali Tatar'ı unutmadık. Ters kelepçe ile kameralar karşısında isimleri söyletilerek aşağılanan askerlerin birçoğuna "pardon" denilirse (dün olduğu gibi), cemaat medyasının düştüğü duruma düşmek korkutmaz mı sizi? Biraz daha temkinli yaklaşmak gerekmez mi üslubunuzu belirlerken?

Tam da bu yüzden, henüz ifadeler bile tam anlamıyla alınamamışken, darbe teşebbüsünün Gülen cemaati tarafından yapılıp yapılmadığına ilişkin Erdoğan'ın ve hükümetin söylemlerinden başka bir kanıtımız olmadığı için FETÖ kelimesini kullanmaktan imtina ediyoruz mesela Sayın Şener.

Bunun sebebi devlet içerisinde cemaatçi bir yapılanmaya inanmamamız değil, aksine bu yapılanmanın varlığından siz cezaevine girmeden önce bile söz ediyor, buna ilişkin haberler yapıyorduk.

Masumiyet karinesine olan inancımız gereği, Ergenekon soruşturmalarında da cemaat ve AKP medyasının leş dilini eleştiriyor, copy paste hazırlanan iddianameleri, maddi manevi işkenceleri aktarıyorduk.

Çağdaş Ses okurları, gazetemizin yayın çizgisinin darbelerin her zaman karşısında olduğunu ve Gülen cemaatine yaklaşan kısmi muhalefet unsurlarının karşısında "Hepsi aynı gemideydi" yaklaşımını benimsediğini gayet iyi bilmektedir.

Ergenekon'da, Balyoz'da, OdaTv davasında ve diğer kumpas davalarda AKP ile cemaat işbirliği içerisinde tasfiye operasyonlarında tavırlardan tavır beğeniyorken, "Hukuk herkese lazım olacak" dedik ve haklı çıktık.

Kenan Evren'i yalnızca Ufuk Uras'ı mutlu eden bir biçimde yargılayan AKP'den darbe karşısında demokrat bir tavır beklemenin çocuksu bir düş olduğunu hep bildik. Demokrasi mefhumunu Saray eşrafının bunca dilden düşürmemesinin nedeni de hepimizin malumu.

Ancak, idam talebine "halkın isteği, nasıl görmezden gelelim" diyen Saray, Gezi Parkı'na kışla yapılmasını gündeme getirerek; "isteseniz de yapılacak, istemeseniz de yapılacak" diyorsa eğer, sokak çağrısı yapan sulta karşısında "nasıl bir demokrasi" sorusunu yeniden kendinize sormanızı tavsiye ederiz Nedim Bey.

Hala "hukuk" demeye devam edeceğiz, çünkü 20'lik erin kafasını kesen, 10 aylık bebeye tecavüzle tehdit eden barbarlar karşısında savaşacak başka silahımız yok.

Elinde silahıyla sokağa inen ve "vur" emri almış olan askerlerin karşısına "meydana çıkın"çağrısı yaparak silahsız vatandaşları ölüme yürüten Saray'ın çağrısının ve darbenin karşısında durmak mümkünken, sizin söylemlerinizden çıkan mesajda olduğu gibi 'cemaatin karşısında olmak için Erdoğan'ın yanında olmaya gerek olmadığını' biliyoruz.

Aynı zamanda Bülent Tezcan'ın da en az Kılıçdaroğlu kadar, AKP'nin kendilerini 'darbeci' olarak anmalarından korku duyduğunun farkındayız. Hiçbir CHP'linin darbeden yana tavır almadığını ve almayacağını biliyoruz. Ancak, emir aldığı için sokağa inen 20 yaşındaki erlerin boğazını kesen IŞİD kafalı bu milislerden hukuk önünde hesap sormaktan 'darbeci olarak anılırız' korkusuyla vazgeçmemek gerektiğini düşünüyoruz.

Saray'ın talimatıyla sokakta kalmalarına devam edilmesi istendiği ve AKP tabanının demokratik hak ve taleplerinden bağımsız bir şekilde ellerinde silahları ve palalarıyla katliama hazır bir şekilde sokaklarda bekleyen milislerin cinayetlerine yasal yemin hazırlanmak üzereyken, CHP'nin sokak çağrısı yapması sorumsuz bir davet olmaktan çok daha fazlası olurdu.

Sayın Nedim Şener bu gerçeği görememekte misiniz?

Sizi evrensel hukuk değerlerinin ne isminin ne cisminin uğramadığı mahkeme salonlarında yargıladıklarında, zulme maruz bıraktıklarında onurunuzla mücadele ettiniz.

Gazetecilik etik ilke ve değerlerini özümsemiş ilkeli bir gazetecisiniz keza. Son tutumunuza anlam veremediğimiz siz saygıdeğer meslektaşımızın konuya ilişkin beyan ettiği görüşleri üzerine tekrar düşünmesini ve fikirlerinin pek çok insanı etkileyebileceğini bilerek, o sorumluluğu omzundan hiç düşürmeden, yeniden bir fikri muhasebeye girişmesini öneriyoruz.

Ece Sevim Öztürk

Çağdaş Ses Genel Yayın Yönetmeni

Yorumlar