Kılıçdaroğlu’nun endişesi 'kasetle gelen' koltuktan olmasın?

İç Güvenlik Yasası çıkartılıyordu, Kılıçdaroğlu endişeliydi.

OHAL ilan edildi, ülke topyekün Cumhurbaşkanı'na bağlandı, fiili Başkanlık gerçekleşiyor, Kılıçdaroğlu hala endişeli.

Binali Yıldırım ile CHP Genel Merkezi’nde görüştüler, Başbakan; “Kılıçdaroğlu endişelerini iletti” dedi.

MHP’nin tutumunu zaten biliyoruz da, devletin tüm savunma sistemi Kanun Hükmünde Kararnamelerle değiştiriliyor ve Meclis pasifize ediliyorken Kılıçdaroğlu neden sadece endişeli?

Genel Başkanlık koltuğu nedeni ile olmasın?

Bu hakikatli günlerde ılımlı muhalefetten sıkıldık. Kılıçdaroğlu’na hak ettiği gibi bir muhalefet örneği sergileyeyim müsadenizle.

Amacım sadece örnek olmak..

KILIÇDAROĞLU DÜN CEMAATİN DEVLETE SIZDIĞINA İNANMIYORDU

Sayın Kılıçdaroğlu;

Siz anlattınız, öğrendik. Bekir Bozdağ’a demişsiniz ki; “Biz CHP olarak yıllarca devlet içindeki cemaatçi yapılanmayı anlattık size. Yargıdaki militanlaşma, vs..”

Bay Bozdağ da demiş ki, “Evet, anlattınız ama anlamadık.”

Buraya kadar harika, hiçbir sıkıntı yok.

Sevgili Kamer Genç hayatta olsaydı, bu konuda size ‘açıktan’ muhalefet eden tek kişi ben olmak zorunda kalmayacaktım.

Zira Kamer Genç, ‘erken seçim sopasıyla’ ve ‘darbeci derler korkusuyla’ sindirdiğiniz milletvekilleriniz gibi korkuya kapılmayacaktı.

Eline ‘deniz fenerini’ alacaktı ve karşınıza geçip diyecekti ki:

“Eyy Kılıçdaroğlu! Sen şunun birkaç yıl öncesinde basının karşısına çıkıp da ‘Yargıda cemaat örgütlenmesi var diyemem’ dememiş miydin? Ben de senin bu lafının üzerine çıkıp da; “Ben Kılıçdaroğlu gibi düşünmüyorum, bugün herkes biliyor ki, Türkiye’de cemaatler ve tarikatlar yargıyı, parlamentoyu, bürokrasiyi ve başbakanlığı ele geçirmişlerdir” dememiş miydim? Sene de 2012 değil miydi Sayın Genel Başkan? Ne çabuk unuttun da Bekir Bozdağ’a hava basıyorsun?” 

Örgüt içinde pek de muhalif bir ses yükselmemeye başladığı için keskin kalemi kuşanmak yine bana düştü.

Nur içinde yat sevgili Kamer Genç.

Yani Kemal Bey... 

CHP yıllar boyunca Fethullah Gülen ve cemaatinin devlet içerisindeki konumlanmasını ve bu konudaki ‘endişelerini’ sürekli Meclis gündemine de, çeşitli platformlara da getirmiş bir parti. 

Bu konuda haklısınız.

Siz CHP’den bağımsız düşünüyordunuz sadece.

Belki siz de kandırılmışsınızdır. 

Kandırıldınız mı Kemal Bey? 

Dün ‘Fethullah Gülen bilgedir, fenomendir’ diyen Muhammet Çakmak’ı PM üyesi, değerli hocaefendilerine övgüler dizen Murat Hazinedar’ı Beşiktaş Belediye Başkan Adayı yapmanızın başka bir izahı mı var yoksa?

*** 

‘O KOLTUĞA OTURAN KUCAĞA OTURUR’

Kılıçdaroğlu’na ‘muhalefet etmek nasıl olur 101’ adlı çalışmamı, ikinci örneğimle sürdürmeye devam edeyim.

Kılıçdaroğlu Genel Başkanlık koltuğuna oturduğunda, o zamanlar Hürriyet’te kalem oynatan Yılmaz Özdil “O koltuğa oturan kucağa oturur” diye yazmış, Baykal’ın kaset kumpasıyla gönderilmesinin bir operasyon olduğuna işaret etmişti.

Biz de sizin rüzgârınıza kapıldık, “parti içi demokrasi geliyor” yalanlarına inandık...

Tam da öyle bir ortam. 

Yılmaz Özdil’e bir mail attım; “Ayıp ediyorsunuz” diye...

“Zaman geçsin, çok değil. Hak vereceksin” dedi bana.

Zaman geçti, hem de çok değil.

Hak verdim, özür diledim Özdil’den.

‘BAYKAL’I KAYDEDENLER ERDOĞAN’I DA KAYDETTİ’

Bu anektotun ardından Nisan 2016’ya dönelim.

Kaset komplosu ile CHP Genel Başkanlığı görevinden istifaya zorlanan Deniz Baykal, Ahmet Hakan’ın programına çıktı ve “Kaset komplosunu ancak Erdoğan ve Kılıçdaroğlu aydınlatabilir” dedi.

Neden dedi?

Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu...

Siz Erdoğan’ın gözlüğünü takarak, (sözü geçen) kaseti izlerkenki görüntüsünün video kaydınız izlediğinizi anlattınız.

Bizim bildiğimiz; bu videodan bir Erdoğan haberdar, bir siz haberdarsınız.

Bu videodan haberdar olduğunuzu ve izlediğinizi gittiniz Baykal’a söylediniz. Baykal da suç duyurusunda bulundu.

Televizyona çıktınız ve "Ben Başbakan olsam, bana o kaseti izletenleri derhal görevden aldırırdım" dediniz. 

Buradan anlıyoruz ki, size kaseti izletenler, Başbakan’ın görevden alabileceği cinsten bir kurumda görevde olan vatandaşlar.

-O kaseti size görevdeki MİT’çiler mi izletti Sayın Kılıçdaroğlu, yoksa cemaatçi diye teşkilattan atılan MİT’çiler mi izletti?

-Neden hangi tarihte izlediğinizi açıklamıyorsunuz?

-Madem Başbakan olsanız bu isimleri görevden alırdınız, neden bugün isimlerini vermiyorsunuz?

Bu adamların Erdoğan’ın talimatıyla Baykal’ı izlettirdiğini düşündüğünüzü, bir siyasetçinin daha kasetinin olduğunu ve bunu da videoda duyduğunuzu belirttiniz.

Sonra da Hürriyet’te çıkan bir haberi gösterdiniz ekrandan...

Erdoğan’ın, Baykal’a bu kumpası kuranlar için MİT’e talimat verdiğini söylediği bir haber var elinizde.

‘Yalan!’ dediniz; “Yalan söylüyor! Erdoğan'ın kasetle ilgili MİT'e talimat vermediğini bana en üst düzey yetkili söyledi. Bize talimat gelmedi dedi.” 

O MİT yetkilisi doğru söylemiştir, kaseti izlediğiniz için buna inanıyoruz. Ancak kimdir Kılıçdaroğlu bu ‘En üst düzey MİT yetkilisi?’

Hakan Fidan mı?

Ayrıca, siz o kaset operasyonunun üstüne o koltuğa oturan şahıs olarak, kumpasa uğrayan Genel Başkan hakkında MİT ile kaset muhabbeti mi çeviriyorsunuz?

-CHP’yi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün makamını düşürdüğünüz durumun farkında mısınız?

Bakın, özet geçeyim.

Baykal’ı gizlice kaydedenler, Erdoğan’ı da kaydetmişler, siz de o görüntüyü izlemişsiniz. Baykal’ın sayesinde öğrendik bunu. 

Dün bu görüntüler sebebiyle Baykal koltuğundan oldu, ve siz o koltuğa oturdunuz.

-Siz bu kumpasın faillerini biliyorken ‘Erdoğan da biliyor, o açıklasın’ diyerek o koltukta oturmayı nasıl içinize sindiriyorsunuz?

-Aynı vatandaşlar Erdoğan’la kanlı bıçaklı olunca mı geldiler size Kemal Bey?

-Geldiler de; ‘Alın bu görüntüleri, kumpasın faili Erdoğandır, kullanın bu kayıtları mı’ dediler?

-Siz nasıl bu kirli siyasetin, bu kirli muhabbetin içerisinde buldunuz kendinizi?

Eğer ki, size o kaseti izletenlerin isimlerini kamuoyuna açıklamazsanız;

Yılmaz Özdil bugün yeniden haklıdır. 

***

Muhalefet böyle yapılır Kemal Bey.

“Kilicdirigli’nin mihilifit yipimiyir ilmisindin indişiliyim” demiyoruz biz.

Hesap soruyoruz.

Korkumuz yok çünkü.

Bu sessizliği başka bir duyguya bağlayamıyoruz...

Yorumlar