Erdoğan 2019'da Başkan olacak, hareket-i mer'iyyeye dur de CHP!

OHAL koşullarında yönetilmeye alıştık.

Patlayan bombalara, çocuk istismarına, kadına şiddetin kutsanmasına, hukukun devlet eliyle katledilmesine izin verilmesine, sesini biraz olsun yükselten herkese cezaevinin işaret edilmesine alıştık.

Gazetelerin, televizyonların kapatılmasına, ekranlara sadece Saray’ın silüetinin yansımasına,

“Nolur, alışmayın bunlara” demeye bile alıştık.

Biz ölmediğimiz günleri kâr saymaya alıştırıldık.

Bizim adımıza söz söylemeleri gerekenler; Meclis’e gönderdiklerimiz peki?

Öldürülen insanlığımızın hayaletini Yenikapı’da ararken, katilleriyle karşılaşmadılar mı?

21’inde boğazı kesilerek öldürülen Harbiyeli Murat’ı, Ragıp’ı da gördüler mi orada?

Ya da o acımasız tekmeleriyle öldürdükleri Ali İsmail’e “Emri ben verdim” diyen kimdi, hatırladılar mı?

15’indeki Berkin’in annesini meydanlarda yuhalatanı ya?

“Demokrasiyi kutluyoruz” dediler Kılıçdaroğlu ile birlikte, bir taraflarında Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller, diğer taraflarında ve Mehmet Ali Ağca ve Sedat Peker.

TRT’de bir muhabir çıktı o gün; “Hz. Muhammed bugün Yenikapı’dadır” dedi.

Bir biz gitmedik galiba.

Oraya gitmeyi içlerine sindiremeyen Meclis’e gönderdiklerimiz, “Bu ne biçim şov” deseler de, sesleri pek yüksek çıkmadı.

Erdoğan’ın tavrı netti çünkü: Yenikapılılar demokrattı, Eskikapılılar darbeci ve Fethullahçı.

CHP’ye ihtiyacı vardı; Batı’yı 15 Temmuz’un bir “darbe” olduğuna inandıramıyordu, 38 bin mahkumum serbest bırakılmasını, on binlerce insanın Appstore’dan indirilen bir yazılıma sahip oldukları, yüzlerce gazetecinin “subliminal mesaj” verdikleri gerekçesiyle tutuklanmış olmalarını, yine on binlercesinin isimsiz ihbarlarla ve meşruiyeti tartışmalı KHK’larla açlığa mahkum edilmesini anlatamıyorlardı.

Devlet içerisindeki cemaatçi yapılanmayı neden araştırmadıklarını, onları oraya kimlerin yerleştirdiğini, çalınan soruları kimlerin verdiklerini konuşmuyorlardı ve bunun sorgulanmasından hiç ama hiç hoşlanmıyorlardı.

CHP’ye ihtiyacı vardı Erdoğan’ın.

Başkanlığa ihtiyacı vardı.

367’ye ihtiyacı vardı.

Her şeyi vardı Erdoğan’ın ama yetmiyordu, ihtiyacı vardı hala işte.

“Yenikapı’da olunmalı” dedi ve getirtti ayağına Kılıçdaroğlu’nu.

İlahiler eşliğinde “kurtarılan demokrasi” kutlandı, Genelkurmay Başkanı, Jet Fadıl’dan ev alınsın diye fetva çıkaran sarıklı cübbelinin elini sıktı, Mehmet Ağar asker selamıyla selamladı CHP’lileri.

Bahçeli gitmesin diye muhalifleri polis tankıyla ezen adam, Kılıçdaroğlu’nun da teslim bayrağını en yüksek platformdan salladı o gün.

Muhalefetin ve umudun hayaletiydi o gün Yenikapı’da dolaşan.

Sonrası korkuyla karışık bir sessizlik.

***

SARAY’IN BAŞKANLIK TAKVİMİ

Bugün Yenikapı’da Bahçeli şahitliğinde kıyılan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu nikahının meyvesini nasıl verdiğini anlatacağım size.

Saray’ın Başkanlık takvimini açıklayacağım.

REFERANDUM: 30 NİSAN – BAŞKANLIK VE DAR BÖLGE

Yeni Anayasa görüşmeleri sürerken, muhalefet ve iktidarın uzlaştığı 60 madde vardı biliyorsunuz. Erdoğan zamanında “gelin, geçirelim” demişti ama yanaşan yoktu. Artık gelin nazlanmayacak, 60 maddeye 39 madde daha eklenecek ve 99 madde ile referanduma gidilecek.

Bu yeni maddelerin arasında Başkanlık ve dar bölge sistemi olacak. Barajın %7’ye düşürülmesi sayesinde, AKP’nin seçim kampanyasını “15 Temmuz kahramanları demokrasiyi böyle kazandı, işte %7” sloganları ile süsleyecek.

MHP’DE 27 ERDOĞAN’IN CEBİNDE

“MHP’de 27 kişi cepte” diyor Erdoğan, bu hesabı yaparken. Fazlasını katmıyor bile matematiğine. Bahçeli zaten “Evet” diyecek.

30 Nisan’da referanduma gidilecek ve ilk “güvenoyu” alınmış olacak. Mevlit okutulacak demokrasinin ruhuna o gün.

Yenikapı yadedilerek.

GENEL SEÇİM: KASIM 2017

Muhalefetin bu yapısı ve dar bölge sistemi ile AKP’nin 367’yi bulmaması imkânsız. Bunu bilen Erdoğan, yeni Anayasa’yı sıkıntısız ve gürültüsüz bir şekilde geçirebilmek için Kasım 2017 takvimini hayata geçirecek.

YEREL SEÇİMLER 2018, BAŞKANLIK 2019

Anayasa’nın tamamını değiştirdikten sonra 2018 yılına yerel seçimleri sığdırmayı planlayan Erdoğan ve yakın çevresi, 2019’u da Başkanlık seçimlerinin yapılacağı yıl olarak seçti.

1919’dan yüz yıl sonrasını...

İşte Saray’ın Yenikapı’dan beri kurduğu senaryoyu yazdım size.

Bunu sadece benim yazmamın nedenini merak edenlere söyleyeyim; artık gazetecilere “yazmasınlar” diye para veriyorlar çünkü.

***

YENİKAPILI KILIÇDAROĞLU MU DUR DİYECEK ERDOĞAN’A?

Kim değiştirebilir bu düzeni?

Milli irade söyleminin, “hakimiyet milletindir” cümlesinin anlamı dışında kullanıldığını ya da demokrasinin böyle bir şey olmadığını kim haykırabilir erk olanın karşısında?

Kılıçdaroğlu mu?

Erdoğan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı’nda Genel Sekreter olması için kulis yaptığı isim olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu karşısında adaylaştıran ve Bahçeli ile Erdoğan’ı omuz omuza Cumhurbaşkanı yapan Kılıçdaroğlu mu?

Yenikapı’da bu senaryonun yürütülmesi için kürsüde kendi yazdığı manifestoyu okuyan Kılıçdaroğlu mu?

“İmam Hatipler neden kapatılacakmış, biz İmam Hatipleri kuranlarız” diyen Kılıçdaroğlu mu?

CHP’nin Malatyalı gençlerini 10 Ekim’de Ankara’da yadetmek yerine, Türk Ocakları ile birlikte İslam’ın sorunlarını konuşmak için belediye panelinde boy gösteren Kılıçdaroğlu mu?

Dün “Başkanlığa hayır” derken, bugün “ABD tipi bir Başkanlıksa tartışabiliriz” diyen Kılıçdaroğlu mu?

MİT’in verdiği listeyle CHP’yi dizayn etme projesine “Tamam, liste versinler bakarız” diyen Kılıçdaroğlu mu?

Kim dur diyecek bu senaryoya, hangi CHP dur diyecek?

“Mış” gibi bir muhalefete mahkum edilen CHP mi?

Yoksa 2019’u hedef alan Erdoğan’a 1919 ruhuyla cevap verebilecek bir CHP mi?

CHP’DE MUHALEFET BİRLEŞMEK ZORUNDA

Buradan son kez sesleniyorum:

Hareket-i mer’iyyeyi* bırakın ve gerçekten harekete geçin.

Kimsenin haddine değildir CHP’lileri darbecilikle ya da cemaatçilik yapmakla suçlamak!

Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki...

Erdoğan’ın Başkanlığına hayır diyebilmek için tüm muhalefet bir araya gelmek ve Kılıçdaroğlu’na hayır demek zorunda.

Hareket-i mer’iyyeye dur de CHP!            

 

(Hareket-i mer’iyye*: Gerçekte olmadığı halde, var imiş gibi görünen hareket)

Yorumlar