İşçilerin E-Devlet şifrelerini Hak-İş'e toplu üye yapmak için topluca alan patronu da gördük

Burcu Tekstil çalışanı üyesi işçilerin patron tarafından e-devlet şifreleri toplu bir şekilde alınarak HAK-İŞ’e üye yapılmak istendi. Bu hukuksuzluğa karşı çıkan işçilerden Mesut Yaycı işten atıldı. PTT Başakşehir Müdürü hukuksuzluğu kabullendi, Düzce’de, Büyükçekmece’de ve Küçükçekmece’de işçiler yüze yakın suç duyurusunda bulundu.

Şaka değil, işi bu kadar ileri vardırabildi patron cüretkârlığı. Bunun bir üst seviyesi kölelik, daha azı değil.

İstanbul’da ve Düzce’de oğul Murat Delibalta ve baba Nihat Delibalta tarafından işletilen Burcu ve Örma tekstil firması çalışanlarına patron tarafından HAK-İŞ’e üye olunması için kurulan baskılar, Düzce’deki işletmede TEKSİF’in örgütlenmeye başlaması ile ayyuka çıktı.

CagdasSes.com’a konuşan Burcu Tekstil çalışanı Mesut Yaycı, HAK-İŞ’e üye olmak istemediği için patron tarafından küfürler eşliğinde işten atıldığını anlattı.

Yaycı’nın anlattıklarına göre, işletmede çalışanları bir araya toplayan patron Murat Delibalta, “Düzce’de örgütlenen TEKSİF’teki “solcular” İstanbul’daki işletmeyi de karıştırmaya çalışıyorlarmış. Siz bunlara itibar etmeyeceksiniz. HAK-İŞ’te örgütleneceksiniz. Bakın yoksa, olur da TEKSİF’le çalışmaya karar verirseniz, ben bu firmayı kapatırım. Hepiniz de işsiz kalırsınız” diyerek ekonomik tehditte bulunuyor.

İşçi Mesut patrona kafa tutuyor, “Siz bizim hangi sendikaya üye olacağımıza karışamazsınız. HAK-İŞ bize üç ayda bir ikramiye hakkımızı vadediyor mu? Siz bir ikramiye veriyor onu da 12 aya bölüyorsunuz. Örgütlenmek bizim en doğal hakkımız ve istediğimiz sendikal yapı içerisinde istediğimiz biçimde var olabiliriz” diye çıkışıyor.

Yazıyor patron Delibalta Mesut’u kafasına. Çıkıyor toplantıdan. Derken TEKSİF temsilcileri geliyor işletmeye, giremiyorlar işletmeye. İşçi Mustafa çıkıyor, temsilcilerle görüşüyor dışarıda. Dönmek istiyor işine, almıyorlar Mustafa’yı geri. Tüm çalışan işçileri topluyor Mesut, “Haydi arkadaşlar, gidelim! Mustafa’yı alalım içeriye. Bizim arkadaşımız Mustafa, yüz üstü bırakmak olur mu” diye çağırıyor tüm işçileri yanına. Tek bir fire vermeden bırakıyorlar işi, gidiyorlar dışarıya Mustafa’yı almaya. Alıyorlar da. “Pardon” diyor şef, “Neden almayalım Mustafa’yı içeri, yanlışlık olmuş. Mustafa’yı içeride dövmesinler diye içeri almadım”. Tabi bir hayli tartaklanıyor Mustafa.

Mustafa giriyor, Mesut çağırılıyor bu kez şefin odasına. “Sen bunların çıbanbaşı mısın” diye çıkışılıyor Mesut’a. Mesut tersleniyor; “Mustafa’yı kimse dövemez. Ben bu çocuğun arkasındayım. Bu kadar işçi de benim arkamda. Siz bizim e-devlet şifrelerimizi bizden izinsiz bir şekilde, postaneden toplu halde almışsınız. Bu suçtur” diyor. Tedirgin oluyor şef, müdürü çağırıyor. Müdür Tekin Çakar’a da aynılarını anlatıyor Mesut; “Benim e-devlet şifremi karıma bile vermezler, siz nasıl oluyor da topluca şifrelerimizi alabiliyorsunuz” diye hesap soruyor. “İçeride adamımız var. Siz birer birer gidip de yorulmayın diye aldık” deniliyor.

Müdür patrona telefon açıyor ve patron Delibalta geliyor. İşçi Mesut beklemekte. “Sen kim oluyorsun” diye bağırarak giriyor odaya Murat Delibalta. “Mesut” diyor İşçi Mesut; “E-devlet şifremizi alamazsınız, suç işlediniz” diyor patrona. Patron gür sesiyle “S.ktir git buradan” diye hakaret ederek İşçi Mesut’u kovuyor. Çıkıyor Mesut.

“Çok yüreklisin, herkes yapamazdı bunu, helal olsun” diyorum, “Üç kuruş paraya çalışıyoruz zaten ablacım, genciz, illa çıkarırız ekmeğimizi taştan, olsun. Onursuzca yaşamayı mı seçseydik” diyor.

İŞTEN ATILAN İŞÇİYE TEHDİT TELEFONU

Burcu Tekstil’de 1,5 sene çalışan Mesut, bir küfürle hakkını aradığı için işten atılıyor ve 3.300 TL tazminatı hesabına yatırılıyor. “İmza filan da atmadım” diyor. Şef tarafından aranıyor ve “Murat Delibalta senin çıkışını fazlasıyla yatırdı. Davacı filan olma. Çocuğun var, işine bak” diyerek açıkça tehdit ediliyor. Fakat İşçi Mesut yürekli çocuk, gidiyor Büyükçekmece Başsavcılığı’na ve “Bu adamlar bizim E-Devlet şifrelerimizi bizden izinsiz aldılar” diyerek patron Delibalta ve yamağı Alper Budak hakkında şikayette bulunuyor.

Yine Mesut gibi şikayet dilekçesi verenlerden birisi de hala işletme çalışanlarından İşçi Demet. Demetle konuştuğumda, Küçükçekmece’deki savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, karakola şikayete gittiğinde tesadüfen E-Devlet şifrelerini toplu halde işletmeye veren Başakşehir PTT Müdürü Bülent Kaya ile karşılaşmalarını anlatıyor.

Bülent Kaya’ya “Nasıl verirsin bu şifreleri, senin yetkinde mi” diye soruyor Demet. Özür diliyor Bülent Kaya; “Sendikal amaçla olduğunu bilseydim vermezdim. Şimdi zaten bizde şifreler, kasamda duruyor” diyor.

Elinde bir de ses kaydı var, deşifresininin dökümüyle birlikte hukuki yollardan hakkını arıyor, onu hukukunu savunmayacak HAK-İŞ’e mahkum etmeye çalışan patrona karşı Demet de diğer arkadaşları gibi.

Bu arada patron haber gönderiyor Demet’e, “Demet zaten bir senelik işçi. Ne kadar istiyorsa söylesin, çıksın gitsin işten” diye. “Sen ne haber yolladın” diye soruyorum, “Onun parası onun olsun, ben emeğimin peşindeyim, istemez dedim” diyor.

Önce hukuksuzca uygulamalara imza atıp, sonra da düzenledikleri yasalarla hukuğu kendilerine uyduran hükümetin işçi hakları konusunda Referandum’da verdiği sözleri yerine ne denli getirdiği ortada.

Patronun küstâh cüretkârlığına karşı işçi sınıfının onurlu mücadelesi asırlardan beri sürdü, sürmeye de devam edecek. Yürekli işçiler emekleri için ekmeklerinden oldukça, yeryüzü sofrasında Güneş bölüşülecek parça parça.

Bize düşense saçılan aydınlıktan tabaklar sunmak size kalemlerimizle. TEKSİF işçilerinin mücadelesini yakından takip ettiğimizi duyurarak, tekstil emekçilerinin Soma’daki madenci kardeşlerinin mücadelesine yolladıkları selamı da söz verdiğim gibi yazımın sonuna ifadelerle birlikte ekliyorum.

Ekmek hak edenin, zafer direnenlerin, umut yol yürüyenlerin olsun.

 

Yorumlar