CHP'deki sine-i millet tartışmalarının arka planı: 'zemin kayıyor, koltuk gidiyor'

CHP Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke’ye “sine-i millete dönülecek mi?” diye soruldu.

Şöyle yanıt verdi Parti Sözcüsü:

“CHP olarak bu referandumu tanımıyoruz. Sonuç hayır çıkmıştır. Milyonların iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız. Bu amaçla her türlü yaptırımı da masaya yatıracağız. Her türlü derken buna çekilme de dahildir.”

Hemen arkasından CHP’nin nöbetçi Grup Başkanvekili Levent Gök çıktı ve şu açıklamayı yaptı: 

“Toplumun değişik kesimlerinden CHP’ye böyle bir öneri gelmiştir ama yapılan MYK değerlendirmesinde böyle bir kararın uygun olmayacağı kararına varılmıştır.”

SİNE-İ MİLLETE DÖNÜLMESİNİ KILIÇDAROĞLU İSTEMİYOR

Selin Sayek Böke şahsı namına böyle bir açıklama yapamaz. Sine-i millete dönülecek anlamına gelen bu açıklama Parti Sözcüsü kanalıyla yapıldıktan sonra neden Grup Başkanvekili eliyle reddedildi?

Ayrıca Grup Başkanvekilinin görevi grubu yönetmektir, MYK’da bulunur ama bir MYK üyesi kadar partiyi ilgilendiren konularda yürütme görevi olduğunu söyleyemeyiz. Grup Başkanvekili eliyle Parti Sözcüsü’nün açıklamalarına düzeltme gelince, bu düzeltmenin Kılıçdaroğlu tarafından talimatlandırıldığı konuşuldu Ankara’da. 

HDP’Lİ VEKİLLERİ CEZAEVİNE GÖNDEREN BİRİ %50’YE LİDERLİK EDEMEZ 

Kılıçdaroğlu’ndan da beklediğim ve bu algıyı doğrulayan açıklama geldi zaten:

“Meclis’ten neden çekilelim? Bizi millet gönderdi oraya.” 

Bu açıklamasını okuyunca gerçekten çok sinirlendim. Kılıçdaroğlu’nun CHP’li milletvekillerini

azarladığı Grup Toplantısı’nı hatırlayın. “Milletvekilliği yan gelip yatma yeri değildir. Siz de yatacaksınız, cezaevlerinden korkmayın” diye bağırıyordu. O zaman millet göndermemiş miydi milletvekillerini Meclis’e? 

AKP’nin dokunulmazlık oyununa evet diyen Kılıçdaroğlu, hayır diyen milletvekillerine bağırıyordu bu şekilde. CHP’de %50’ye liderlik edecek isim olarak kurultayı kazanacak olan her kimse, HDP’li vekilleri cezaevine yollayan yasaya ‘evet’ diyen biri olmayacak, bundan eminim. 

Ayrıca Referandum sonrası yaptığı Grup Toplantısı da tam bir faciaydı. Referandum günü yumruğunu masaya vurmaktan imtina eden Kılıçdaroğlu, neden o gün gereken tepkiyi vermediğini de şu sözlerle izah etmeye çalıştı:

“Belki YSK o gün kararından döner diye itiraz etmedik.”

Kararından dönmedi diye YSK’ya trip atsaymış keşke, YSK’nın kararının kesin olduğu hukuken ortada olduğu halde örgütü oyalamak için ilçe başkanlarını ilçe seçim kuruluna göndermekle yorulmazdı hem, trip daha etkili.

Trajikomik ve üzücü.

Mevcut böyle. 

Ben şimdi size işin iç yüzünü ve CHP’nin mevcut yönetimle neden sine-i millete dönemeyeceğini anlatayım. 

Ama bir genel geçer özet sunayım:

OYLAR ÇALINDI MI? YSK HUKUKSUZLUK YAPTI MI? 

Bu kanıyı güçlendirecek oldukça güçlü doneler mevcut. Oy hırsızlığını gösteren onlarca video izledik hep birlikte. Ama ne kadarlık bir oran olduğuna ilişkin net veriler yok. Bunun soruşturmasını yargıya bırakalım. YSK’nın aldığı kararın hukuksuz olduğunu da en iyi Kemal Gözler anlatmış, onun da şu linkteki makalesini tavsiye edeyim bu soruya yanıt olarak.

Meselenin CHP noktasına yoğunlaşayım. 

Partili yöneticiler ve milletvekilleri sandığa katılım ne kadar yüksek olursa hayır oylarının artacağının bilincinde olarak vatandaşa “Oylarınıza biz sahip çıkacağız. Çalamazlar, merak etmeyin” diyorlardı. Bu açıklamlar risk içerse de gerekliydi. Zira partinin Doğu’da ve Güneydoğu’da neredeyse hiç olmadığını söyleyebilirim, ki nerede kaldı oylara sahip çıkmak?

Evet kazandı ve CHP dedi ki: “Oylar çalındı, YSK bile çalındı.”

ÖRGÜTTEN GELEN YOĞUN TEPKİ

Haliyle örgütte inanılmaz bir tepki mevcut oldu. Genel Merkez’in telefonları kilitlendi, milletvekillerinin odalarına şikayet telefonları yağdı. Beni arayan orta anadolulu bir ilçe başkanı Kemal Bey’in telefonunu isteyip; “Ben örgütü tutamıyorum, neden oyumuza sahip çıkmıyorsunuz diye üstüme geliyorlar. Genel Başkan bir şey yapmak zorunda” dedi. O derece yoğun bir tepki var. 

Referandum süreci boyunca Kemal Bey’in hatalarına sessiz kalan örgüt yönetimi 8. yenilginin ardından seslerini oldukça yüksek dillendiriyorlar diyebilirim. Ki bu dalganın karşısında milletvekilleri de duramayacaklarınının farkında.

Referandum sonrası görüştüğüm onlarca CHP’li milletvekili genel olarak Parlamenter faaliyetlerin temsiliyet noktasına çekildiğini söyleyediler. Hepsinin ortak görüşünü şu cümlelerle özetleyebilirim:

“Meclis’te “hiçbir işe yaramıyoruz”. Nereye gitsek bize ‘denize dökmek’ gafı yüzünden tepki gösterdiler. Örgütten gelen telefonlara bakamaz olduk.”

Genel Başkan’a yönelik eleştirilerimi bilen ama asla katılmayan bir milletvekili de dün arayarak “Bu iş böyle yürümeyecek. Artık size hak veriyorum. Referandum öncesindeki tartışmamızı unutunuz” dedi. 

ÜSKÜDAR’I KILIÇDAROĞLU KAYBETTİ, BİZ KAZANDIK

Salı günü Parti Meclisi, Cumartesi günü de kapalı grup toplantısı olacak. Kılıçdaroğlu’nun tek başına karar alma alışkanlığını hatırlattığım ve Kemal Bey’den başka hiçbir adayı desteklemediğini bildiğim ‘örgütçü’ başka bir milletvekiline yorumunu sorduğumda Üsküdar hatırlatması yaptı bana:

“İrfan’ı biliyorsun. (İrfan Karacan 2014 yerel seçimlerinde Üsküdar’da meyil yoklamasına girmiş ve birinci seçilmişti. Aday olması gerekiyordu, ancak Kılıçdaroğlu’nun iradesiyle adaylığı engellendi, İhsan Özkes adaylaştırıldı.) İrfan Üsküdar’da aday olması gerektiği halde, İmamı getirdi Kemal Bey. İrfan solcu bir avukattı, olmaz dedik. İmam uygundur, doğru karar dedik. Hem Üsküdar’ı kaybettik hem de İmam gece gündüz partiye sövüyor. Bunun hesabını bile sormadık şimdiye kadar. Parti Meclisi’ndeki arkadaşlara söylüyorum, Kemal Bey’i görünce kendim de söyleyeceğim. Üsküdar Hayır dedi işte. Yetmedi mi sağı dayattığımız bu insanlara? Bizim de hatamız oldu. Ama Genel Başkan o. Beceremiyorsun işte, bırak diyeceğim.”

CHP YSK’YA HUKUKSUZLUĞU İÇİN Mİ KARŞI ÇIKIYOR? 

Tabi ki. Ama sadece o değil. CHP’nin yandım Allah YSK’yı suçlaması muhalefet tarafından “Kılıçdaroğlu başarısızlığını YSK’yı suçlayarak ama hiçbir adım atmayarak gizlemeye ve örgütü oyalamaya çalışıyor” diye yorumlanıyor. 

Hiçbir somut adım atmadan, ‘bu sonuç meşru değil’ deyip, sadece Tweet atan milletvekilleri için de ‘Bu Kemalci, bu Alici, bu Velici’ yorumları yapılıyor. CHP’de Kurultay çanları çalmaya başladı bile diyebilirim.

Kemal Bey referandum gecesi milyonlarca insanı YSK’nın önüne yığabilecek çağrıyı yapmadı ve kaybetti. Tabi biz hayır oyu veren her yurttaş da kaybetmiş olduk. Adım adım tarih yazıldı... Bu saatten sonra yapılacak her sokak çağrısı koltuğu kurtarmak uğruna vatandaşları tek tek iktidara yem etmek demektir. Şiddetle karşı çıkıyorum. 

CHP’NİN YENİ LİDERİ KİM OLACAK?

İsmi geçen, şu anda konuşulan olası Genel Başkan adaylarını henüz yazmayacağım. Çünkü CHP’nin çok daha önemli bir sorunu olduğunu düşünüyorum. 

Zira gelecek olan lider yalnızca %25’in değil, %50’nin lideri olacaktır, olmak zorundadır. Tekin Bingöl her ne kadar “Bu seçimin tek kazananı Kılıçdaroğlu’dur” dese de, su bir kere bulandı ve hiçkimse önünü göremiyor. Yine de o zeminin kaygan olduğunu bildikleri için açıktan destek vermeyi bırakın, destek istendiğinde bile muallak konuşuyorlar.

HERKESE MYK ÜYELİĞİ TEKLİF EDİLİYOR

Mevcut Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve Kılıçdaroğlu olmadan siyasi hayatını sürdüremeyecek olanlar bu sarsıntının en kısa sürede atlatılabilmesi için tüm Parti Meclisi’ni MYK’ya çevirmenin derdinde galiba. Zira en az yarısına MYK üyeliği teklif edilmiş gibi duruyor : )

Kemal Bey geldiğinden beri MYK’sına aldığı isimlere bir bakın, teker teker... Kaç tanesi siyasette aktif ve güçlü bir pozisyonda varlığını sürdürüyor? Kim güçlenmiş, kim zayıflamış? MYK’yı “adam öğütme makinesi” olarak gören bu yönetim anlayışı, her Genel Başkan adayını MYK’sına aldıysa şimdiye kadar (İnce hariç, o reddetmişti MYK teklifini) çok demokratik olduğundan değil, ekarte etme arzusundan. Şimdiye kadar başarılı oldu ama bu saatten sonra bu mantık tutar mı bilmem.

CHP NE YAPMALI?

Bu partinin en yetkili organı Kurultay’dır. Sine-i millete dönmek dahil olmak üzere, her türlü ihtimali mevcut kurultay delegeleri değerlendirmeli ve parti yönetimi ivedilikle uygulamalı. Bu karar mevcutta TEK ADAM olan Kemal Bey’e dayatılmayacak kadar önemlidir.

MYK üyelerine hatırlatmadan geçemeyeceğim, her türlü kararı tek başına alan ve zaten antidemokratik olan tüzüğü defalarca çiğneyerek partiyi yöneten bu anlayışla %50’lik blok yönetilemeyeceği gibi, tüzük ve program değişikliği olmadan MYK’da mevcudiyetinizin de bir anlamı olmayacağını biliyorsunuzdur.

CHP KÜRTLERİN VAR OLDUĞUNU HATIRLAYARAK İŞE BAŞLAMALI

CHP Kürtlerin var olduğunu yeniden hatırlamak zorunda. Yıllarca ülkeyi bölecek diye vaveylâ edilen Kürtler, ülkeyi bölünmekten kurtardı. Zor koşullar altında, olağanüstü şartlarda HAYIR dediler. Ve Kürt sorununun çözümünde, Kürtlerin desteklediği HDP’nin Genel Başkanlarını cezaevine gönderecek hukuk dışı Anayasa değişikliklerine evet diyen Kılıçdaroğlu’nun anlayışı ile %50’ye liderlik edilemeyeceğini belirtmiştim.

Şimdi Kürtlerin stratejik olarak aldığı pozisyonu, ideolojik bir zemine dönüştürebilecek bir program, tüzük ve lider değişikliğiyle adım atılmak zorunda.

CHP Diyarbakır’ın, Hakkari’nin verdiği mesajı almak zorunda. 89’da yazılan Kürt raporunun çok daha gerisinde bulunan parti, yeni bir rapor yazarak tespiti ortaya koymak ve kitle partisi olmayı, AKP’yi taklit etmek sanmayan bir zihniyeti kuşanarak kapsayıcı olmak zorunda.

CHP’ye çok fazla iş düşüyor.

Gözüm Salı günkü PM toplantısında ve Cumartesi günkü kapalı grup toplantısında olacak.

Ayrıntıları yine kaleme alacağım.

Yorumlar