Aykut Erdoğdu'ya birkaç sorum olacak

CHP’nin Çanakkale’de gerçekleştirdiği Adalet Kurultayında Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun ismi önce “alkol yasağı” ardından da “alkollü dayak” haberleriyle birlikte geçmişti, anımsarsınız.

Aykut Bey iki gün önce, kurultay tarihinde yaptığımız haber için tekzip yazısı göndermiş, bugün elime ulaştı. Kendisi ile görüştüğümde bir açıklaması varsa yayımlayacağımı söylemiştim ama bize açıklama yapmak için bir ay beklemeye ihtiyacı varmış demek ki.

Yine de biz, olayın ertesi gün yaptığı açıklamaya yer vermiştik zaten. Bir hadise vuku bulduğunda tarafların açıklamalarına objektif bir bakış açısıyla yaklaşmak ve taraflara eşit yaklaşmak bizim gazetecilik anlayışımızdan oldu, hep. Bunu en iyi okurlarımız bilir.

Ben bu hadise üzerine yazmayı düşünmüyordum ama madem Aykut Bey durumdan bu kadar hoşnutsuz, biraz kurcalamasak olmaz artık. Gazetecilik içgüdülerim öyle söylüyor.

Öyle ya... Parti Meclisi toplantısında Çağdaş Ses’in kendisine iftira attığını, CHP’li yöneticilerin bizlere bilgi aktardığını söylemiş, sitem etmiş, serzenişte bulunmuş.

Bir de ben konuşayım.

Ama şu tekzip işini netleştirelim de, öyle gireyim konuya.

Çok değerli Aykut Bey, gazeteme gönderdiğiniz tekzip metninde şöyle yazıyor:

(...) 29.08.2017 günlü sayısında, “müvekillim zikredilerek, “Kılıçdaroğlu’nun çadırına alınmadı, kavga çıktı” şeklinde mesnetsiz ve tümü ile hedef gösterme ve saptırma amaçlı ifadelere yer verilmiştir.(...)

Bahsettiği haberin linki burada: http://www.cagdasses.com/siyaset/70217/kilicdaroglunun-cadirina-alinmadi-kavga-cikti

Avukatınızın okuma yazma bildiğini zannediyorum Aykut Bey. Zira, haberimizin hiçbir satırında AYKUT ERDOĞDU ismi geçmiyor. Nerede müvekkilinin ismi zikredilmiş?

Tekzip yayımlamasak bizim için hukuki bir bağlayıcılığı yok yani.

Ancak dediğim gibi, ertesi günkü açıklamanızı yayımladığımız gibi, bunu da yayımlayacağız. Gazetecilik anlayışımız bunu gerektiriyor.

İsminizin geçmediği haberi tekzip ederek, hadisenin içerisinde aktör olmayı kabullenmiş bulunduğunuz için bu kısmı atlıyorum. Artık sizi resmi bir şekilde bu hadisenin bir tarafı olarak kabul ederek yazımı kaleme alacağım.

Evet, başlayalım.

Ben Adalet Kurultayına katılmak amacıyla Çanakkale’deydim. Ancak ilk gün kurultayda bulunabildim, uzaklık ve araç sıkıntısı çekmem nedeniyle daha fazla bulunamadım. Kurultaya katılma amacım da çalıştayları izlemek ve kayıt altına almaktı.

Kurultayın üçüncü gecesi, Adalet Kurultayında Aykut Erdoğdu ile güvenlik görevlisi arasında yaşandığı iddia edilen kavgaya dair birkaç kaynaktan bilgi aldık.

Ben güvendiğim kaynaklardan hadiseyi ana hatlarıyla teyit ettim.

Yayın Kurulu ile görüştük, haberi isimsiz yayımlamaya karar verdik.

Ertesi gün haber havuz medyasının da manşetlerindeydi. Ancak onlar haberi Aykut Bey’in ismi ve resmini basarak vermişlerdi.

Aykut Bey haberi yalanladı, biz de açıklamasını girdik.

Ertesi gün Aykut Bey beni aradı ve (mealen) şunları anlattı:

“Ben kimseyi darp etmedim. Alkol de almadım. Genel Başkan ile görüşmek de istemedim. Gece Halk Arenası programından dönüyorduk, benim girmek istediğim bölgeye Cenk denilen adam giremeyeceğimi söyledi. Ben uzatmadım, ben gittikten sonra yanımdaki arkadaş sen genel başkan yardımcısıyla nasıl konuşuyorsun demiş, atışmışlar. Olayın benimle de ilgisi yok.”

Neden haberden önce kendisine sormadığımı söyledi, ben de olayın tarafı olduğu için yalan söyleyebileceğini düşündüğümü, bu nedenle kendisinin en yakınları ile görüştüğümü, bu şekilde teyit ettiğimi ve Genel Başkan ile görüşmek istediğini bildiğimi söyledim.

Reddetti.

“Cenk denilen adam sabıkalı, biz bakıyorduk ona. Şimdi bunlar birbirileriyle uğraşıyorlar demesinler... Yoksa kamera kayıtları, tutanaklar var” dediğinde de yayımlamasını rica ettim. “Yandaş basına malzeme vermek istemiyorum daha fazla” dedi, peki dedim.

Uzatmadım.

Cenk Bey’in de şikayetçi olacağını öğrendiğini söyledi ve benden kaynak açıklamam konusunda ricacı oldu, nasıl haberdar olduğumu sordu.

Ancak herkes bilir ki:

BEN KAYNAK AÇIKLAMAM.

Aykut Bey PM’de de bu yüzden biraz gergindi zannediyorum.

Bayram geçti, seyran geçti...

Bizler İstanbul’a döndük...

Konu kapanmıştı ancak merak işte...

Ben de hadiseyi biraz araştırdım.

CHP’nin Adalet Kurultayının güvenliğini, Jandarmanın yanı sıra 18 Mart Özel Güvenlik Hizmetleri ve Dardanel VİP Özel Güvenlik hizmetleri sağlıyordu.

18 Mart Özel Güvenlik Hizmetleri’nin sahipleri ve yöneticileri Fatmanur Güder ile İbrahim Ekim’di.

İbrahim Bey ile görüştüğümde, o gece Dardanel’in nöbetçilerinin bulunduğunu ve kendilerinin olayla bir ilgisi olmadığını söyledi.

Hadisenin vuku bulduğu geceye ilişkin Dardanel VİP firmasının sahibi ve yöneticisi Muhammet Aktaş konuştuğumda ise mealen şunları anlattı:

“Evet o gece bizim çocuklar nöbetçiydi. Zaten tuttukları tutanağı okudunuz, hadiseyi ne gördülerse yazmışlar. Olayın bizimle bir ilgisi yok, kendi aralarında yaşadıkları bir hadise. Bizim tecrübemiz ortada, elemanlarımızı yerleştirdik. CHP yönetimi bizim çocukların başına Cenk Bey’i koymuş. Kavgayı da Cenk Bey’le yapmışlar.”

Ancak ortada Cenk Bey yoktu.

Malum, Aykut Bey Cenk Beyin kendisinden şikayetçi olacağını söylemişti. “Kendisiyle konuştunuz mu” diye sorduğumda da “onunla konuşacak hiçbir şeyi olmadığını” belirtmişti.

Şimdi iki güvenlik görevlisi kadının tutanağı üzerine konuşalım biraz da... (Tutanağı da yazının altında paylaşacağım. Oradan tamamını inceleyebilirsiniz.)

Güvenlikçi kadınlar da mealen diyorlar ki:

Gece 3-4 arasında Aykut Bey’in aracı geldi. O saatten sonra araç girişi yasaktı diye Cenk Bey’e haber verdik. Cenk Bey camdan gelen kişilerle konuştu. Gece yasak olmasına rağmen kapıyı açmamızı söyledi. Araç giriş yaptı. 15 ya da 30 dakika sonra sonradan bizim, şoför olarak öğrendiğimiz bir kişi geldi. Cenk Bey’i yakasından tutarak “sen kim oluyorsun da milletvekilinin aracını içeriye almıyorsun” dedi. Cenk Bey karşılık olarak ben görevimi yapıyorum dedi. Kişi hakaret ve küfür etmeye devam etti. Cenk Bey 'ben Aykut abiyi arıyorum' dedi. Şoför sen kim oluyorsun abi diyorsun dedi. Cenk Bey “Bana hakaret edemezsin, kamera var, görüntüleri yarın çıkartacağım” dedi. Şoför ana avrat küfür etmeye başladı ve Cenk Bey de fazla dayanamadı kavga etmeye başladılar. Biz, iki narkotik görevlisi ve narkotikten sivil polis kavgayı ayırdık. Sonra Cenk Bey sandalyeye oturdu yüzünde hafif darp izi vardı. 15 dakika sonra Aykut Erdoğdu ile şoförün uzaktan geldiğini gördük. Cenk Bey onları görünce alan dışına çıktı. Milletvekili kapıya gelip bize 'nerede o' diye bağırdı. Sonra alan dışına çıkıp Cenk beyi aramaya başladı. 15-20 dakika sonra milletvekili ve şöförü geri dönüp giriş yaptı. Aradan 15 dakika sonra Cenk Bey dudakları kan içinde darp edilmiş bir vaziyette geri geldi. Telefonunu ve eşyalarını alıp çıktı.”

Şimdi tutanağı da okuduk...

Ben sorularımı sorayım... Aykut Bey de dilerse ister kamera görüntülerini yayımlasın, ister sorularıma yanıt versin, ister vermesin, dilerse dava açsın. Kendi bileceği iş.

Bu da benim bildiğim iş: soru sormak.

Aykut Bey;

  • Cenk Ünver’in sabıkalı olduğunu belirtip, bana “işsiz kalmasın dedik, biz yerleştirdik” demiştiniz. Güvenlik görevlilerinin de size “abi” olarak hitap ettiğine şahitlik ettiğini öğrendiğimiz Cenk Ünver ile ilişkiniz nedir, ne zamandır tanışıyorsunuz?
  • Cenk Ünver’i VİP kapı sorumlusu olarak kim görevlendirdi? Kendisini kim önerdi? Güvenlik firmaları ile ilişkisi olmayan Cenk Ünver maaşını / ödemesini nereden alıyordu?
  • Sizin şoförünüz olmadığı halde aracınızı kullanan ve Cenk Ünver’e küfrederek, “yüzünde hafif darp izi” olmasına neden olan Ümit Bey kimdir, neden sizin adınıza kavga ediyor? Ümit Bey’e darp gerekçesiyle açılan bir soruşturma oldu mu, olmadıysa neden olmadı?
  • Ümit Bey'e açılan bir soruşturma olmadıysa, "kendi aramızda hallederiz" diyerek mi mesele çözülmek istenildi?
  • Bana gönderdiğiniz tekzip metninizde yaptığım haberi "milletimize umut olan adalet anlayışını itibarsızlaştırılmak" amacıyla yayımladığımızı söylüyorursunuz. Millete umut olan adalet anlayışı, yaşanan darp hadisesinin ardından meseleyi "kendi imkanlarınızla çözmeye çalışmak", konu haber olduğunda da bağırıp çağırmak mıdır?
  • Kavganın ardından “nerede o” diyerek bağırdığınız ve Cenk Ünver’i aramaya koyulduğunuz tutanak altına alınmış. Sizi gören Cenk Ünver alanı terk etmiş. 15 dakika sonra siz ve Ümit Bey dönüş yapmışsınız. Sonra tekrar Cenk Ünver gelmiş ancak bu kez dudakları kan içinde, darp edilmiş. Buradan ikinci kez darp edildiğini, bana sadece hadisenin ilk kısmını anlattığınızı ve bu kısımda haklı olduğunuzu anlıyoruz. Ancak bu kez aklımıza şu soru düşüyor:
  • Açıklanabilecek tek bilinen kamera kaydı Ümit Bey'in gerçekleştirdiği ilk darp hadisesine ilişkin olduğuna göre,  ikinci kez darp edildiği tutanakla zapt altına alınan Cenk Ünver'i Ümit Beyle birlikte kameraların görmediği bir alanda darp mı ettiniz Aykut Bey?
  • Ümit Bey'in kendisiyle kavgasının ardından hafif yaralıyken, siz aramaya çıktıktan sonra ağzının burnunun kan içinde olmasının nedenini nasıl açıklayabilirsiniz?

Ben de sizler kadar bu sorunun yanıtını merak ediyorum.

Aykut Bey gibi, Cenk ve Ümit Beyler ve ismi geçen herkesin yanıt hakkı köşemde bâkîdir.

 

1) Erdoğdu’nun cevap ve düzeltme metni: http://www.cagdasses.com/guncel/70980/aykut-erdogdunun-cevap-ve-duzeltme-metni

 2) Mezkûr tutanak:

Yorumlar