Cenk Ünver ilk kez konuştu: 'Aykut Erdoğdu kafama silah dayayıp tehdit etti'

CHP’nin Çanakkale’deki Adalet Kurultayı sırasında güvenlik görevlilerinin başına getirttiği Cenk Ünver, Çağdaş Ses’e konuşarak Aykut Erdoğdu’nun kafasına silah dayayarak kendisini darp ve tehdit ettiğini söyledi:

<< Aykut Erdoğdu alkollü bir şekilde içeri girmek istedi. Kendi koyduğu kurala karşı davrandı. Ormanlık alanda kafama silah dayadı. “Ben devrimciyim, benim devrimci arkadaşlarım seni infaz eder. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyerek tehdit, küfür ve darp etti.>>

CHP’nin Çanakkale’de düzenlediği Adalet Kurultayında yaşanan talihsizlikleri kaleme almıştım. Aykut Erdoğdu’nun gazeteme gönderdiği tekzip metninin ardından, meseleyi biraz daha araştırmak gerektiğini hissetmiş ve güvenlik görevlileri Sinem Yurdakul ve Semra Yılmaz’ın imzalarının bulunduğu tutanağın ışığında kendisine darp ve alkol iddialarını sormuş, ancak yeni bir yanıt alamamıştım.

Bunları hatırlıyorsunuz.

Bahsettiğim yazıma istinaden cevap hakkını kullanan bir isim var. Bu isim, olayların odağında olmasına rağmen daha önce hiçbir basın kuruluşuna konuşmadı, hiçbir gazeteye, televizyona demeç vermedi. Bana güvendi, yaşadıklarını kendi penceresinden anlattı.

Evet, Cenk Ünver’den söz ediyorum.

Yani, Aykut Erdoğdu ve arkadaşı Ümit Bey tarafından darp edildiği iddiasıyla kamuoyunun gündemine oturan isim.

Cenk Ünver’e, tutanağın haricinde kalan kısmı, yani ormanlık alanda ne yaşadıklarını sordum. Hepsini anlattı.

Daha önce ifade vermediğini öğrendim. Jandarma komutanıyla konuştuğunu ancak bir partili olarak partisinin daha fazla zarar görmesini istemediği için daha önce sessiz kaldığını söyledi.

Ancak yakın zamanda “Cenk’i parayla susturdular, Cenk Aykut Erdoğdu’na komplo kurdu” gibi lafların ortada dolaşmış olması sebebiyle bana sessizliğini bozduğunu belirtti.

Konuşması için AKP’lilerin kendisine para teklif ettiğini ve reddettiğini söyleyen Cenk Ünver, “Bizim itikatimizde sözde solcu olduğunu iddia edenler gibi davasını satmak yoktur” dedi.

Olayın taraflarının cevap hakkının bakî olduğunu yeniden hatırlatarak, Cenk’in açıklamalarını noktasına virgülüne dokunmadan sunuyorum:

-Herkes konuştu, sen sustun. Kimsin? Kurultlaydaki görevin neydi?

Ben Cenk Ünver. Özel güvenlikten değilim. CHP Genel Merkezi tarafından Çanakale’deki kurultayda görevlendirildim. Güvenlik görevlilerinin başındaydım, VİP kapıda duruyordum. Özgür Özel, Bülent Tezcan, Veli Ağbaba, Aykut Erdoğdu... Kurultayda görevli olan yöneticiler bu isimler. Beni aldılar, güvenlikten sorumlu Jandarma yetkililerinin yanına götürdüler. "Bizim adamımız budur, bu adam kimi alacaksınız derse alacaksınız, alamayacaksınız derse almayacaksınız" dediler. Yetkim ve görevim buydu.

-CHP’li misin?

CHP’liyim. Adalet yürüyüşü sırasında da vardım. Aykut Erdoğdu bu partide 10 yıldır var ama ben 1989’dan beri, SHP – SODEP döneminden beri bu partinin bayrağını astım.

-Çıkan haberleri biliyorsunuz. Aykut Erdoğdu’nun alkollü bir şekilde sizi darp ettiği iddiası... Ortada bir tutanak da var. Ancak siz daha önce konuşmadınız. Bu yüzden benim de kulağıma sizin Aykut Erdoğdu’na komplo kurduğunuz ya da parayla susuturulduğunuz söylemleri geldi. Bizzat size soruyorum. Komplo mu kurdunuz?

Tabii ki komplo filan kurmadım. Ne yaşandıysa anlatacağım. Aykut Bey de çıksın, ben de çıkayım, karşılıklı konuşalım. Madem ki komplo diyorlar. Savcılıktan kamera kayıtlarını da isteyelim, kim kime saldırmış, ne olmuş çıksın hepsi ortaya.

-O kısma geleceğiz birazdan... Aranmanız var mı? Aykut Bey’in dediği gibi, sabıkalı mısınız?

Ece Hanım, Aykut Bey benim sabıkalı olduğumu söylemiş size... Ben sabıkalıysam, aranmam varsa nasıl Meclis’e girip çıkıyorum? Tabii ki değilim.

-Şimdi... Siz neden ifade vermediniz daha önce?

Partim zarar görmesin diye sustum. AKP’liler aracı gönderdiler, yüksek paralar teklif ettiler. Hiçbirini kabul etmedim. Bizim itikâtimizde sözde solcu olduğunu iddia edenler gibi davasını satmak yoktur. Şimdi de sadece size konuşuyorum.

-Biz kamp alanına girerken Jandarma bizi didik didik aramıştı. Aranmanız olsaydı orada ortaya çıkardı değil mi?

Biz orada sürekli jandarma ile birlikteydik, narkotik de vardı. Genel Başkanımızın korumalarıyla da irtibatlıydık sürekli. Herhangi bir suçtan aranmam olsa böyle olması mümkün mü? Beş parti yöneticisi yerleştirmiş beni kapıya sonuçta.

-Adalet yürüyüşünden de sizin Genel Başkanın yanında olduğunuz pek çok fotoğraf karesini görüyorum.

Ben partiliyim aynı zamanda. Adalet yürüyüşünde de Genel Başkanımızın kapısının önündeki kişiydim yani. Partinin yönetim kademesini geneli itibariyle tanıyorum, onlar da beni tanıyor.

-Haberimde geçen ayrıntıları sorarak başlayayım. Olayın ardından Genel Başkan aradı mı sizi?

Evet, aradı. Kendisi bu yaşananlardan ötürü büyük üzüntü duyduğunu belirtti. Sağolsun.

-İfade vermemen için sana baskı yapan CHP’li yöneticiler olduğunu duydum. Bu doğru mu? (İsim vererek soruyorum)

Hayır, doğru değil. Bu saydığınız isimler benim için çok değerli isimler. Sadece yardımcı olmak istediler.

-Evet... O gece neler yaşandı? Bir de senin ağzından dinleyelim.

Gece 03.30 sularında Aykut Bey’in arabası geldi. Ben de çadırda yatıyordum, uzanmıştım. Çünkü gündüz de güvenliklerin başında duruyorum, gece de duruyorum, yorgundum hâliyle. Oradaki güvenlik görevlisi kızlar beni kaldırdılar, “Abi bir araç geldi, kendisinin genel başkan yardımcısı olduğunu iddia ediyor” filan dediler, “içeri alalım mı?” diye sordular. Ben de gecenin bi yarısında kim gelmiş dedim, karanlık tabii, önce çözemedim. Araç yaklaşınca baktım, Aykut Bey’le şoförü.

-Neden gelmiş? Genel Başkan’ın bulunduğu yere doğru mu geçmek istiyordu?

Evet. Gecenin 03.30’unda içeriye kimse giremez. Araçla hiç giremez. Bu kuralı koyanlar bunlar, beni de kuralı uygulayayım diye kapıya oturtmuşlar. Adını demin saydığım beş yöneticinin aldığı kuraldan bahsediyorum size.

-Sizin kendisini içeri sokmamanız gerekiyordu yani.

Tabii ki. Bana orada bir görev verildi. Denildi ki, “kardeşim saat 23:00’ten sonra buraya ben bile gelsem almayacaksın”. Akif Hamzaçebi Meclis Başkanvekili olduğu halde, kurala uyuyor ve arabadan iniyor, yürüyor. O halde sen de arabayla giremezsin. Üstelik içmişsin, alkollüsün yani.

-Alkollü müydü?

Alkol almış, gelmiş. Neyse, Aykut Bey’le bir samimiyetim de var; “Abi, bu saatten sonra araç almıyoruz.” dedim ama yine de kapıyı açtırdım. Bu kuralı ben koydum, benim koyduğum kuralı bana nasıl uygularsın” gibi bir tavır koydu. Ben de “Abi sen nasıl istiyorsan öyle olsun” dedim.

-Karşı çıkmadınız yani.

‘Hayır’ bile demedim. Olay bu “abi” kelimesinden çıktı zaten. Yanlış anlamayın Ece Hanım, kimse kimsenin anasına avradına küfredemez. Bunlar gitti, on dakika sonra şoförü Ümit geldi, “Sen vekile nasıl ‘abi’ dersin?” dedi. “Git, bak işine. Canımı sıkma” dedim. “Gitmezsem ne olur” dedi, küfretti. Kamera görüntülerinde hepsi var. Ben onu ittim, o da bana birkaç tane yumruk salladı. Sonra da çarşı pazar karıştı. Buraları tutanakta da gördünüz zaten. Gerisi tutanakta geçmiyor. On dakika sonra Aykut Bey’i aradı, o da geldi. O da saldırmaya başladı.

-Tutanakta göremediğimiz kısmı merak ediyorum ben. Sonrasını anlatır mısın?

Sonrası şu... Olay büyüdü, Aykut Erdoğdu ormanlık arazide kafama silah dayadı. “Ben devrimciyim, benim devrimci arkadaşlarım seni infaz eder. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” dedi. Darp etti. 17 yıl kick boks yaptım ben Ece Hanım. Yine de karşılık vermedim. Küfürler, tehditler... Biz ne devrimciler gördük. Kendisini o koltuğa oturtturan Önder Sav’a yaptığını da biliyoruz, Deniz Baykal’a yaptığını da.. Onu bırakın, örgüte yaptıklarını da biliyoruz. Ben ona hala Bey diyorum, hakaret de etmiyorum. İçince ikinci bir kişiliğe büründüğü ortada. Kabadayıvari bir vatandaş haline geliyor.

-Sonrasında görüştünüz mü Aykut Bey’le?

Ben bunu kendisine de söyledim, benim hiçbir mesajıma cevap vermedi, telefonlarıma çıkmadı. Görüşmedik. Kabul ederse görüşmeyi, ben hazırım. Kimseden korkum yok evelallah.

 

Yorumlar