CHP'li belediyelere FETÖ operasyonları yapılacak ve bunun tek sebebi Kılıçdaroğlu!

Baykallı yılları anımsayın.

“CHP’nin sadece sızlandığı, iktidarın icraatlarını AYM’ye taşımaktan başka bir işe yaramadığı, statükonun partisi olduğu, hizip dolu yıllar...”

Ana akımda eline mikrofonu geçiren her gazetecinin dilinde bu sözler vardı.

Karşısına çıkardıkları yaşlı bir CHP’li yönetici olurdu her zaman ve şöyle yanıt verirdi gazetecilere:

“Efendim CHP bu ülkenin sigorta kutusudur. En büyük güvencesidir. Biz olmazsak devlet olmaz.”

“Baykal da hep laiklik diyor canım” denildi. 2000’li yılların başından itibaren yeni cümleler girmişti devreye: “CHP camileri ahır yapmıştı, başörtülü kardeşlerimize ikna odalarında zulüm yapmıştı...”

Politik islam hep mağdurdu, CHP hep halkın uzağındaydı. Cumhuriyet mitinglerinde sarışın teyzelerin “F Tipi örgütlenme” demiş olması, o küçümsedikleri  “laikçi” teyzelerin cemaat yapılanmasına taa o zamandan dikkat çekmiş olması önemli değildi. Onlar “Tehlikenin farkında mısınız” diye sordukça gülüyordu Ahmet Hakanlar, "canım alnı secdeye değen adamlardan bu kadar korkmayın" diyorlardı. Şimdi çaresizce üstü kapalı yaptıkları muhalefet nasıl da trajikomik...

AYNI MENZİLDEYDİLER!

O zaman AKP ile cemaatin arasından su sızmıyordu tabii… Otuz yıldır devletin her kademesine konuşlanan bu İslamcı örgüt, kendi adamlarının kritik noktalardaki mevcudiyetini korumak için elinden geleni yapıyordu. AKP de “dil bilen temiz çocuklar” dedikleri cemaatçilerin önlerinin açılması için ellerinden gelenlerini yapıyorlardı. AKP kadrosuzdu, aynı menzile yürüdüklerini söyledikleri cemaatle devleti paralel bir şekilde yönetmekte bir sakınca görmüyorlardı. Siz bakmayın şu anda haberleri yokmuş, kandırılmışlar gibi yaptıklarına; dünkü yol arkadaşlarını ihraç edip, cezaevine atıp, en ağır işkencelerle insanık dışı muamelelere maruz bıraktıklarına. Dün böyle değildi hiçbir şey. Biz F Tipi örgüt derdik Gülen cemaatine, eski ortakları taktı FETÖ ismini onlara. Bugün yaşanan hukuksuzluklara yüksek sesle karşı çıkmamın nedeni, mesele hak hukuk adalet olduğunda mağdurun kimliğine bakmamamdandır. Yoksa aynı menzile yürüyenlerin kim olduğunu dün de dillendirdik, bugün de dillendirmeye devam edeceğiz.

CHP'DE KASETLE GELEN DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM

O dönem CHP’de meydana gelen büyük bir değişikliği inceleyerek başlayalım tabloyu ortaya koymaya. Baykal’a yapılan kaset kumpasının ardından Kemal Kılıçdaroğlu, Aydın Doğan medyasının yoğun bir desteğiyle CHP’nin başına getirildi.

Baykal döneminin dinginliğinden, hareketsizliğinden sıkılmış ve iktidara susamış olan CHP tabanı, Kılıçdaroğlu’nu; Tuncay Mollaveisoğlu’nun hazırladığı Yolsuzluk ve Yoksulluk programlarındaki performanslarından tanıyıp, Gökçek ile düellosu ile sevdikleri, Şaban Dişli ve Dengir Mir Mehmet Fırat karşısındaki başarısı ile “yolsuzluklara geçit vermeyen dürüst bir hesap uzmanı” imajı ile kendisini kabul ettiren o sakin adamı sevmiş ve bu değişim örgütlerde büyük bir rüzgar estirmişti.

Ben de çok heyecanlanmıştım. Ergenekon, Balyoz vs. gibi kumpas davalarla ve politik cinayetlerle oldukça karanlık bir noktaya doğru sürüklenirken ülke, Baykal’ın yeterli tavrı gösteremediğini düşünüyor ve parti yönetim anlayışının düzeltilerek etkin muhalefet ile iktidarın yolunun açılacağını umuyordum.

Ancak öyle olmadı!

“Parti içi demokrasi” diyen Kılıçdaroğlu, hakikaten “partinin hafızası” olduğunu herkesin kabul ettiği ve tüzüğü ezbere bilen, mesele kongrelerde kurultaylarda yarışmak olduğunda herkese kök söktüren bir siyasetçi olan Önder Sav’ı bile tasfiye etti. Partide kendisine muhalif hiçbir sesin çıkmaması için elinden geleni yaptı.

Parti içi demokrasi deyip cinsiyet kotası getirmekle mikrofon başında övünüp, örgütün desteklemediği Mehmet Bekaroğlu’nu -sanki erkekler siyasetteki dezavantajlı grupmuş gibi- cinsiyet kotasından yönetici yaptı. Sağ sevgisi bitmiyordu Kılıçdaroğlu’nun, her seçim sonrası hezimetinde de örgütü suçlamaktan vazgeçmiyor, bir türlü CHP’lilerle arası iyi olmuyordu.

"SAKİN GÜÇ" TEK ADAMLIĞA YÜRÜDÜ!

Sessiz ve derinden yol alıyor, yumuşak söylemlerle partililerin gönlünü fethediyor, “sakin güç” olarak koltuğunun önünde engel teşkil edebilecek herkesi yavaş yavaş Türk siyasal hareketinin uzağında bırakacak hamleleri yapıyordu.

Güçlü genel sekreterlik makamını lağvederek, yüzlerce MYK üyesini değiştirdi. Parti Meclisi’ni ve MYK’yı işlevsiz bıraktı. Bugün aldığı her kararı kendi başına alabilir hale geldi.

KILIÇDAROĞLU AKP'Yİ ZORA SOKACAK HİÇBİR ŞEY YAPMADI

Genel Başkanlık koltuğuna oturduğu günden beri AKP’yi zora sokacak ve etkili olduğunu düşündüğünüz tek bir hamlesi var mı Kılıçdaroğlu’nun? Bir düşünün. Ne dedi, ne yaptı da AKP hükümetini sarstı şimdiye kadar?

Hiçbir şey. Hiçbir başarısı yok!

CHP sayesinde iktidarın herhangi bir baskıcı tutumunun önüne geçilebildi mi? Kılıçdaroğlu 450 km yol yürüdü de milletvekili serbest bırakıldı mı? Hayır.

Üstelik onun AKP’ye destek verdiği yasa yüzünden tutuklanmışken!

Reza Zarrab’ın ABD’deki davada şu bakana “45-50 milyon Euro rüşvet verdim, şu bankadan birkaç milyar dolar para çektim” dediği gün üç beş milyonluk ada belgelerinin peşinde bağırıp çağıran Kılıçdaroğlu’nun siyaseti AKP’yi zayıflatmak noktasında işe yaramıyorsa, güçlenmesi nezdinde yarıyor olabilir mi?

Hadi, hep birlikte düşünelim.

“Göreceksiniz, az sonra! Reklamlardan sonra açıklayacağım! Yeni bölüm haftaya salı!” diye bağırıp çağırmak ne devlet ciddiyetine yakışır ne de sonuca ulaştırır. Çocuk oyuncağına çevirdiler parti yönetimini.

KILIÇDAROĞLU'NUN SAĞ SEVGİSİ

Politik İslamın karşısında durmasını beklediğimiz CHP’nin mevcut genel başkanı sağcılığı ve Amerikancılığı şiar edinen siyasetçileri dış polika, ekonomi gibi hayati noktalarda sorumlu yönetici yaparken, “Sen Alevi değilsin, seni listelere yazamayız” diyen delege ağaları eliyle parti yönetimi mezhepçilik ve hemşericilik odaklı şekilledirilirken; CHP’nin kazanacağı en kritik noktalardaki seçimlere Kılıçdaroğlu'nun talep ve arzusuyla sağcı ve dinci isimlerle yol alıyorsa bu ne anlama geliyor demektir?

KILIÇDAROĞLU'NU ELEŞTİREN HERKES ALEVİ DÜŞMANI İLAN EDİLİYOR

Partide öyle bir algıyı hakim kıldılar ki... Kılıçdaroğlu'nu eleştiren herkes "Alevi düşmanı" ilan edilir oldu. Alevilerin hakkını savunmak için Alevi olmaya gerek var mı? Kılıçdaroğlu Alevi olduğu halde Alevi haklarına dair şimdiye kadar kaç kere konuşmuş? Aleviliğin kültürünü özümsemiş herhangi biri sağcı politka izleyebilir mi? Kılıçdaroğlu hem Alevi hem sağcı olmayı nasıl başarmış acaba? Yine de bu mantıkla AKP'yi sunnilerin, CHP'yi Alevilerin partisi imiş gibi bir toplumsal mühendislik çalışmasına imza atanların başında bu yönetim anlayışının olduğunu görmezden gelmek mümkün mü?

EKMELEDDİN İHSANOĞLU ADAYLAŞTIRILDIĞI İÇİN BUGÜNLERE GELDİK

Ekmeleddin İhsanoğlu ismine tek başına karar veren ve sadece Bahçeli ile yol yürüyen liderdir Kılıçdaroğlu. Kaybetmiştir ve bedelini ödememiştir. Devlet Bahçeli ile hangi kirli pazarlığın yürütüldüğü elbet bir gün ortaya çıkacaktır. Ancak bunun sonucunda gelişen tüm olayların bedelini bu ülke ağır bir şekilde ödemektedir.

Üsküdar’da partili aday meyil yoklamasından birinci çıktığı halde eski müftü İhsan Özkes’i adaylaştırmıştır Kılıçdaroğlu ve kaybedince yine bedel ödememiştir. Üstelik partiden istifa etti müftü, CHP’ye küfrederek!

Suriye tezkeresini geçirerek Türkiye’yi yeni bir dünya düzeninde tehlikeli bir noktaya sokmak isteyen AKP’ye Kılıçdaroğlu “Evet” diyerek destek vermiştir.

Oysa 1 Mart tezkeresi ne büyük bir alın akıydı!

CHP'Lİ ENİS BERBEROĞLU'NUN CEZAEVİNDE OLMA NEDENİ KILIÇDAROĞLU'DUR

Mevcut fezlekelerin üzerindeki dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyen AKP’ye Kılıçdaroğlu herkesten önce destek vermiştir, karşı çıkanlara vekillerine de "Korkmayacaksınız, cezaevine gireceksiniz" diye fırça atmıştır.

Bu destek yüzünden HDP Meclis’ten uzaklaştırıldı ve eş genel başkanları cezaevine gönderildi.

CHP’li Enis Berberoğlu da Kılıçdaroğlu’nun bu desteği yüzünden cezaevindedir. CHP’de fezlekesi bulunan her milletvekili AKP’nin kendisini cezaevine atabileceği korkusuyla muhalefet yapmamaktadır. Kılıçdaroğlu’nun da kendisini korumayacaklarının farkındalar.

Kendileriyle bizzat görüştüğüm için, kendileri bunu bana böyle aktardıkları için ben de size böyle yazıyorum.

“Bu değişiklik felaket getirir, yapmayalım” diyen vekiller disiplinle tehdit edilmiş, bari AYM’ye taşıyalım diyenler Parti Meclisi’nde partiden ihraçla gündeme getirilmiştir.

AKP’ye ölümüne bir desteğin söz konusu olduğunu görüyorsunuz.

Aynı menzile yürüyen cemaat - AKP; iki paralel devlet 15 Temmuz’da bir savaş verip, sivil asker pek çok ölümün yaşanması ve OHAL süreci ile büyük bir kırılmanın meydana gelmesi noktasında CHP’nin tutumuna bakalım bir de…

YENİKAPI'DA MUHALEFETİN CENAZE TÖRENİNİ İZLEDİK

Yenikapı sürecini iyi hatırlayın… AKP’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ün “hakimiyet kayıtısız şartsız milletindir” cümlesiyle meydanı süslediği o günü.

Selalar, dualar eşliğinde Genelkurmay Başkanının avucunu göğe açıp, Sedat Peker’in, Mehmet Ağar’ın, Tansu Çiller’in, Devlet Bahçeli’nin ve Kılıçdaroğlu’nun aynı anda aynı duaya “amin” dediği o günü… O gün siyaset sahnesi en büyük kırılmaya sahne oldu.

MUHALEFET BLOĞU YIKILDIĞI İÇİN ARTIK AKP'Yİ ELEŞTİREN HERKES FETÖ'CÜYDÜ

CHP Yenikapı sürecinde camileri ahır yapmamıştı, minareler artık süngü değildi, başörtülü bacılarımız vapurda hiçbir deri elbiseli adam tarafından yerlerde sürüklenmemişti, yeni bir düzen kuruluyordu ve Kılıçdaroğlu o düzende yerini alacaktı.

Ne OHAL engellenebildi, ne de AKP’nin Yenikapı’da kurduğu 15 Temmuz anlatısının karşısında söz söyleyen herkesin FETÖ’cü ilan edilmesinin önüne geçilebildi.

Şöyle bir durup düşünün.

CHP’nin başında Baykal olsaydı böyle olur muydu? CHP yine iktidar olamazdı, doğru. Ancak...

AKP bu denli teslim olmuş bir muhalefet yapısının karşısında bu kadar güçlenebilir miydi? Baykal’ın neden kaset operasyonu ile gönderildiğini daha iyi anlayabiliyor musunuz? Neden Aydın Doğan’ın başka biri değil de Kılıçdaroğlu’nu desteklediğini?

Ben muhalefeti en çok muhalefet görevini yerine getirmediği için eleştiriyorum. Çünkü bu yapı yıkılmasaydı AKP bu noktaya gelemezdi.

KILIÇDAROĞLU “YARGIDA CEMAAT YAPILANMASI YOK” DEMİŞTİ, KAMER GENÇ KARŞI ÇIKMIŞTI

Politik İslama Kılıçdaroğlu’nun asla karşı çıkmadığının farkına varmanızı istiyorum. CHP'nin mevcut Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Gülen cemaatine nasıl bakıyordu peki...

Kılıçdaroğlu Gülen cemaati devlette kök saldığında da dert edinmiyordu. Ve önümüzdeki günlerde bu pervasızlık partinin mahvına neden olacak. Bunu görmemek için kör olmak gerekli.

Şöyle ki…

Kılıçdaroğlu’na sordular bir gün; “Cemaatçi yapılanma var deniliyor devlette, ne diyorsunuz” dediler, “Ben öyle bir yapılanma olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Rahmetli Kamer Genç, elinde deniz feneri ile Meclis’te dolaşır, F tipi örgütle mücadele edilmesini herkesten çok isterdi. O zamanlar milletvekilleri Genel Başkanları aleyhine konuşabiliyorlardı, CHP içerisinde böylesi bir diktatörlük anlayışıyla bir yönetim yoktu. Henüz tek adamlık köklerini salmamıştı. Rahmetli Kamer Genç çıktı ve dedi ki: “Kılıçdaroğlu yargıda cemaat örgütlenmesi var diyemem buyurmuş. O iş öyle değildir. Tarikatler ve cemaatler yargıyı ele geçirmişlerdir. Bugün herkes biliyor ki Türkiye’de cemaatler ve tarikatler yargıyı, parlamentoyu, bürokrasiyi ve başbakanlığı ele geçirmişlerdir.”

GÜLEN HER YERE ADAM YERLEŞTİRMİŞ, SSK GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜ UNUTMUŞ!

Cemaatin en etkin olduğu yıllarda devletin tüm kadrolarına badem bıyıklılar yerleştirilirken, Fethullah Gülen SSK Genel Müdürlüğü koltuğuna destekçisi olacak birini koymayı unutmuş, Kılıçdaroğlu o koltuğa oturmuş, SSK’yı yönetmiş. Bravo. Gülen’e ilk kazığı, Gülenci olmayan bir hesap uzmanı Gülen’in çok yetkin ve etkin olduğu, 90’lı yılların siyasetini dizayn ettiği yıllarda genel müdürlük koltuğuna oturarak başarmış Kemal Bey. Tebrik etmek gerek.

CHP’DE GÜLEN’E İTAAT EDEN PARTİLİ OLMAZ, MUHAMMET ÇAKMAK’I PM’YE SOKANLAR HESAP VERSİN

Bu partide Fethullah Gülen gibi ilkokul mezunu bir imamın salya sümük ağlaya zırlaya vaazlar verdiği, şer’i bir hukukla yönetilmesini arzu ettiğini söylediği bir dünya düzenine itaat edecek, buna iptila edecek kimse çıkmaz.

CHP’liler çağdaşlığa, bilime ve hakça bir düzene inanır. Kılıçdaroğlu bu partide genel başkan olana kadar cemaatçilerle, tarikatçılarla kimsenin işi yoktu.

Biz Muhammet Çakmak'ı eleştirirken sizin destekçileriniz bize küfürler ediyordu. Twitter'da bu konuyu Çakmak'ın yüzüne vurduğum için beni engellemişti sevgili danışmanınız. Neden kendi anahtar listenizden Muhammet Çakmak’ı aday yaptınız Kemal Bey?

Size kadar bu “Hocaefendisini” dilinden düşürmeyen adamları daha önce yönetici yapmayı bırakın, partiye üye bile yapılamazdı hiçbirisi.

KILIÇDAROĞLU’NUN DANIŞMANI FETÖ’CÜ MÜ?

Kılıçdaroğlu’nun “Benim adayımdır, ben Elazığ’a sevgili danışmanımı gönderdim” dediği Fatih Gürsul’a 10.5 yıl FETÖ’den hapis cezası verildi. 

Bu video Fatih Gürsul'un Youtube kanalından. Kılıçdaroğlu kendi danışmanına çok güvendiğini ve Elazığ'a gönderdiğini anlatıyor. Fatih Gürsul FETÖ’cüyse Kılıçdaroğlu da çıkıp “Kandırıldım” mı diyecek? FETÖ’cü değilse, neden “Benim danışmanıma bu zulüm yapılıyor” diyemiyor, savunamıyor? Böyle ilkesizlik olur mu?

FETÖ’DEN TUTUKLANIP, TAHLİYE OLUNCA FİRAR EDEN ERKAN KARAARSLAN’I CHP’Lİ BELEDİYELERE KİM GÖNDERDİ?

Onlarca CHP’li belediyeye sözde danışmanlık hizmeti veren Erkan Karaarslan’ı özel kaleminiz Tuncay Ceylan mı gönderdi? Görüştüğüm belediyelerdeki yöneticiler “Tuncay abi aradı” diyor. Bakın, bu fotoğrafta özel kaleminiz, bir belediye başkanınız ve pek değerli danışmanınız Erkan Karaarslan yan yana oturmuşlar, tatlı tatlı sohbet ediyorlar.

 

(Belediye başkanlarının hedefe konulmasının bu noktada yanlış olduğunu, en büyük sorumluların ihalelerin Karaarslan'a verilmesi için emri verenlerin olduğunu düşündüğüm için fotoğrafı blurladım) 

Bu karede de CHP Genel Merkez etkinliği olarak yerel yönetimlerle ilgili sunum yapıyor Erkan Paşa. Bu adamı niye soktunuz belediyelere kadar?

SEVGİLİSİNİ CHP’Lİ BELEDİYEDE YÖNETİCİ YAPAN GÖZDE DANIŞMAN

Ortada toplamda 50 milyon TL’lik bir para alışverişi olduğu görülüyor.

Bilmeyenler için hemen söyleyeyim, Erkan Karaarslan dedikleri isim CHP’nin FETÖ imamı diye haberlerde duyduğunuz, şaibeli bir adam. İddianameyi okuduğumda dudağım uçukladı. Eşine yazdığı mektupta “başım dik, devrimci selamlarımla öpüyorum” seni derken, Aydın Belediyesi’nde işe yerleştirdiği sevgilisi için arkadaşından ricacı olup “Onu en son Aydın’a genel sekreter yardımcısı yapmıştım. Sen ona benim için her pazartesi bir çiçek gönder. Tabii bu çiçekte benim adım yazmasın. Ona göndereceğin çiçeklerde yazacakları sana gönderiyorum. Bunları yazarsın. Birinci hafta: Beş yıldır olduğu gibi bu haftaya da seninle başladım, iyi haftalar canım benim, İkinci hafta: Kaderimsin, Üçüncü hafta: Sevdiğinin düşmanlarına inat bu hafta daha güçlü ol, canım benim..” diyor.

Cezaevinden yazılan mektubun basına servis edilmesi yanlış. Ancak Erkan Karaarslan eşine yazdığı mektubu kendi sitesinden yayımlayabildiği ve özel kabul etmediğine göre, etik olmayan ilişkilerle CHP’li belediyeye yönetici yaptığı sevgilisi için yazdığı satırların haber olması da özel bir mesele olmayacaktır.

Bu arada Karaarslan ifadesinde her şeyi inkar ediyor. Ancak tapelerdeki konuşmalar, “içilen ÇORBAlar” çok can sıkıcı! İnkar ediyor etmesine de, önce tuhaf bir şekilde cezaevinden tahliye ediliyor, sonra yeniden yakalama kararı çıkartılıyor. Tabii Erkan Karaarslan bu arada firar ediyor.

ADİL ÖKSÜZ'LE AYNI OTELDE KALINILMIŞ!

İddianame Karaarslan’ın CHP’li belediyelerden finans desteği sağlayarak Gülen cemaatine para aktardığı üzerine kurulu. İlişkiler ağı anlatılırken Erkan Karaarslan’ın da yönetim kurulunda olduğu MERULAŞ AŞ.’de görevli olan belediye yöneticisinin Crowne Plaza otelde Adil ÖKSÜZ’ den önce dört gün kalmış olmasına kadar tutanaklara da yer veriliyor, kurduğu firmalar aracılığıyla sevgilisine gönderdiği paralara kadar bahsediliyor. Ortada ciddi bir şekilde soruşturulması gereken ilişkiler ağları var.

Ve bu durumun CHP’de yaşanıyor olması rezillik.

ERKAN KARAARSLAN İTİRAFÇI OLDUYSA...

Erkan Karaarslan’ın itirafçı olduğunu düşünüyorum. CHP’li yöneticilere Karaarslan’ın adını sorduğumda buz kesiliyorlar ve konu üzerine yorum yapmak istemiyorlar.

Bir adam bir belediyeden ihale alır, iki belediyeden alır, üç belediyeden alır. Onlarca belediyeden ihale alıyorsa o belediyelere Genel Merkezden telefon gitmek zorundadır. Bunun başka türlüsü mümkün değil.

Bu telefonu açan açık söylüyorum haindir.

CHP’yi düşürmek istediği durum ortadadır. CHP’yi terörle ilişkilendirecek bu hamleler ancak ve ancak bu partiyi marjinalleştirip, yarın öbür gün operasyonlar olduğunda da toplum nezdinde itibarsızlaştırarak desteğini çekmeye yarayacaktır.

CHP'YE KARAARSLAN OPERASYONU YAPILABİLİR

Uzun bir dönemdir yandaş medyada CHP'li milletvekillerini terörle ilişkilendirme çabalarının boşuna olmadığını görmek gerekiyor. CHP Genel Merkezi’nden giden telefon yüzünden Erkan Karaarslan’dan danışmanlık hizmeti satın alan CHP’li belediyelere operasyon yapılırsa eğer:

BUNUN VEBALİ KILIÇDAROĞLU’NUN BOYNUNADIR!

Meydanlarda onun başına ne geçireceğimi biliyorum, bunun boynuna ne geçireceğimi biliyorum diye ahkâm keseceğine, CHP Genel Başkanı olarak hayati konuları gündeme getirmesi gerekirken bir aydır eline her geçirdiği evrakı sallayarak “yolsuzluk yolsuzluk” diye bağıracağına, kendi boynuna hangi vebali geçirdiğini anlasın ve bu ülkeye dair biraz bile olsa borcu olduğunu düşünecek kadar vicdanı kalmışsa kurultayda aday olmasın.

Zira kongrelerde kasaplık yaparak delege listesi yazan yöneticileri onu yeniden genel başkan yapacak kudreti kendisine yeniden sağlamıştır, buna eminim.

AKP KILIÇDAROĞLU KALSIN DİYE ELİNDEN GELENİ YAPACAKTIR!

2019’a kadar koltukta kalmak için elinden geleni yapacağına da eminim. AKP de o kalsın diye elinden geleni yapmaya devam edecektir. Nasıl ki MHP’deki muhalifler kazanmasın diye MHP Genel Merkezi’nin önüne TOMA’ları yığdılar, CHP’de Kılıçdaroğlu’nun riske düştüğünü anladıkları anda da olacak olan o.

Zaten 2019’da kaybettikten sonra CHP’nin başında kimin olacağı da mühim değil, kimin milletvekili olduğu da, belediye başkanı olduğu da. Ancak yeni dönemki hiziplerini devam ettirmek isteyenler koltuklarını muhafaza için ölümüne mücadeleye devam ediyorlar. Tek gündemi kurultay delegesi olarak Parti Meclisi'ne girip yerel seçimde belirleyici olmak olan insanların söz sahibi olduğunu görün.

TEK ADAM KURULTAYINA TEK ADAY KONGRESİ YAKIŞIR

CHP Kadıköy ilçe kongresine tek adayla gidiliyor. İnsansız kongre. KHK'larla yönetilen ülkenin "küçük olsun benim olsun" zihniyetinden kurtulamayarak KHK gibi genelgelerle yönetilen anamuhalefet partisinin en çok oy aldığı Kadıköy'deki halini görün, anlayacaksınız.

Kılıçdaroğlu her yerde kadın aday istediğini söyler ya... Tüzük "çarşaf liste" demesine rağmen en antidemokratik yöntem olan "blok liste"yi delegeye oldu bitti ile dayattılar. Kadın adaya imza verenleri fişleyip geri çekilmesine neden oldular. Mahmut Tanal'a sorun, şahittir yaşananlara, o size anlatacaktır.

3-4 Şubat’ta gerçekleşecek olan bu kurultayda yeniden aynı genel başkanla yol yürünülecekse eğer, 2019’da İlhan Kesici gibi CHP’den daha önce istifa etmiş sağ kökenli bir ismi aday yapıp, tüm hayır bloğuna dayayacak ve AKP’ye son iyiliklerini yapacaklar demektir..

Baykallı yılları anımsayın.

“CHP’nin sızlanmaktan başka bir icraatının olmadığı, iktidarın icraatlarını AYM’ye taşımaktan başka bir işe yaramadığı, statükonun partisi olduğu, hizip dolu yıllar...”

“CHP’nin bu ülkenin sigorta kutusu olduğu yıllar…”

Muhalefet yine sızlanmaktan başka bir işe yaramıyor. Meclis'ten çekilebilirler mi? Hayır! Statüko ise bugün başkaları.. Ancak ortada ne AYM kaldı ne de CHP. CHP’nin bu ülkenin sigorta kutusu olduğunu söyleyen o “yaşlı oldukları için kızdığımız, hizipleriyle gençlere yer vermiyorlar” diye eleştirdiğimiz yöneticiler de 70 yaşında 450 km yol yürümeyi başaran bir siyasetçi tarafından tasfiye edildiler bile.

Ne yazık ki onlar haklı çıktılar, sigorta kutusu çoktan yandı.

Yazık diyorum bu ülkeye, başka da bir şey söylemiyorum...

Yorumlar