Melike Doğru uzun zaman sonra görüntülendi

Soma Spor Kulübü, T. Maden İş Sendikası, Adalet ve Kalkınma Partisi, AKP’li Soma Belediyesi, Soma Kömür işletmeleri İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Soma Spor Kulübü ile iş adamları üzerinden çevrilen kirli ilişkiler aracılığı ile maden emekçisinin kanına nasıl ekmek doğrandığını anlattığım yazı dizilerine ilişkin yöneticilerden küfür, madencilerden teşekkür içerikli telefonlar ve mailler alıyorum.

Soma’da, Manisa’da ve Ankara’da oluşan tedirginliği anlıyorum. 301 can, tıkırında işleyen sömürü sisteminin çarklarına çomak soktu yitip giderek.

Anlayamadığım tek bir şey var fakat.

CHP Soma Eski İlçe Başkanı Kadir Bilir arıyor ve yazıya ilişkin olarak küfürler ve tehditler yağdırıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun yazımı Meclis gündemine taşımasına ilişkin sinirlenmiş olabileceği olarak yorumladığım, “Bu partiyi ne size ne de Kürtlere bırakmayacağız” ifadeleriyle Spor Kulübü’nün yeni yönetiminde yer alan AKP’li isimlere dikkat çektiğim yazımı silmesi için Yayın Kurulu Başkanımıza tehditler savuruyor.

Kürt düşmanlığını, AKP sevdasını geçiyorum ve Manisa’da sürekli karşılaştığım bu durumu şaşkınlıkla karşılayarak, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki bu yapıya anlam veremiyor ve partiye üzülüyorum.

2014’teki yerel seçimlerde CHP üyesi vatandaşları partinin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Özgür Özel kazanamaz diyerek, örgüte güvenmeyerek; AKP’nin karşısında MHP’ye oy vermeleri için yönlendiren, CHP’li olduğunu söyleyerek maden emekçisinin karşısında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin avukatlığını yapmaktan ar etmeyen bu kamburu atmalı artık Manisalılar sırtlarından.

Dediğim gibi yazı konuşuldu, tartışıldı. Olumlu ve olumsuz pek çok geri dönüş oldu. Kulübün yeni Başkanı Sinan Vardar aradı öncelikle. “Çok okunan bir sitesiniz sanıyorum, sabah beri 100 kişi aradı beni” diye girdi söze. Kulüp yönetiminde yer alan, AKP’li il yöneticilerini, mezarlıklar müdürünü, vs. saydığım isimleri tanımadığını söyledi.

Menteşe Köyü’ndeki kaplıcanın işletmesini devraldığına yönelik duyumumun doğru olmadığını belirtti. Darkale köyünde otel yapacağını da yazmıştım, doğruladı bunu. “Turizm getireceğim Soma’ya. Orayı restore ettirip, Somalılara hediye edeceğim” diyor. Yönetimin geçici bir yönetim olduğunu vurguluyor, “Şirket zor durumdaydı, kulübü götürecek durumları yoktu. Ben de sosyal bir duyguyla Soma’ya gittiğimde bana bunu teklif ettiler ben de kabul ettim. Siz de Soma’da faydalı olacak isimleri söyleyin dedim. Ben zaten profesyonellerle çalışacağım. Ayrıca kongre kararında kulübü A.Ş. yapma kararı aldım. Kulübü Süper Lig’e çıkaracağım” diye anlattı. Projelerinden bahsetti.

Ben Vardar’ın samimiyetine inandım. “Beni oraya getiren çizmesini çıkarmaya çalışan çocuk” diyor. Hepimiz aynı ezilmişlikle izlemiştik, toprağın altından çıkarılıp da sedyeye yatırıldığında çizmesinin sedyeyi kirletmesinden endişe eden maden emekçisinin temiz kalmışlığını. “Mahmut abi çıkmadı, beni bırakın, onun karısı hamile” diye haykıran diğer genç işçiyi... Sinan Vardar, en iyi bildiği iş ile Somalılara moral ve destek sunmak istemiş. İnanıyorum. Benim de tek arzum madencinin kanına ekmek doğrayanların düzenlerinin nasıl işletildiğinin ortaya çıkması. Vardar’ın elinden öyle bir mücadele gelir, benim de elimden böyle. Vardar’ın talihsizliği, facianın meydana geldiği ocağın sahibi Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’nin ismi her türlü şaibeye bulaşmış çalışanlarının oluşturduğu kulübün üzerinden bu sosyal çalışmayı yürütmeye girişmiş olması. Fakat kulübü A.Ş.’ye çevirip, vakıf üzerinden yönetimi sağlayacak olması kulübün anlattığım “müteahhit kadrosu”nun canını hayli sıkmış diye duyuyorum. Firmanın sevilen müteahhit dostlarından Aziz Kır çekilmiş bile kulüp yönetiminden.

***

Soma Kömür İşletmeleri İdari ve Sosyal İşler Müdürlüğü görevini yürüten, firmanın Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun eşi, Soma Belediyesi, Soma Kömür işletmeleri İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin müteahhit Aziz Kır’a yaptırdığı Melike Doğru Sosyal Tesisleri’ndeki camlar aşağı indirilince yönetim tarafından tabeladan ismi silinen, AKP’nin birinci sıra kontenjan listesinden seçilerek Belediye Meclis Üyesi olan Melike Doğru’nun Soma’dan ayrılığı biliniyordu.

Doğru, faciadan sonra yürütülen soruşturmada Ramazan Doğru’nun cezaevine alınmasının ardından “Patronlar kocamı kurban seçtiler. Soma’dan ayrılmak zorunda kaldım. Öncelikle eşimin cezaevindeki ihtiyaçlarını karşılayıp daha sonra avukatlarımızla da görüşerek konuyla ilgili bir açıklama yapacağım” demiş ve sessizliğe gömülmüş, nerede olduğuna ilişkin de bir açıklama yapılmamıştı.

Araştırmalarım sonucunda Doğru’nun İzmir Dikili’de olduğunu öğrendim. Melike Hanım, çocuğu ile birlikte İzmir Dikili’deki Öz Kebapçıoğlu Restaurant’ta yemek yerken görüntüleniyor.

Dikili’de sessiz bir hayat süren Doğru’nun gayet iyi bildiği bu saydığım isimler kulüp dizayn edip, rantı yönetmeye devam edebiliyorken, sadece kendi kocası Doğru’nun cezaevinde olması, soruşturmaya hiçbir Bakanlık personelinin dahil edilmemesi, müfettişlerin soruşturulmaması, “deliller hala toplanmadı” denilerek iddianamenin hazırlanmayarak yargılamanın keyfi bir şekilde uzatılması gibi pek çok olumsuz gelişmeye karşı yorum yapmadan bekliyor olması şaşırtıcı. Kendisi cevap vermek isterse eğer, köşem açıktır.

Şu bir gerçek ki, Soma’da bir yanda pervasızca sömürülen emek, Ramazan’da gelecek yardımlarla hayatlarını idame ettirmeyi hayalleyen geride kalmış gözü yaşlı aileler, hasta çocuklar, geleceğinden ümitsiz gençler ve kocalarının mezarları başında oruç ağızla ağlayan eşler; diğer yanda da acı ve gözyaşı üzerine beton inşa eden, kömür üreten, rantı yönetenler var.

Başbakan Erdoğan’ın dün Deniz Feneri’nde yardımların nasıl “hiç edildiğini” gerçeğinin araştırılmasına izin verilmediği yardımların, yine aynı kasalara akmasını önlemek için “AFAD harici hiçbir yere yardım yapmayın” diye net talimat vermesi ve AFAD aracılığı ile yapılan yardımların Soma yerine Somali’ye ulaşması gerçeğini göz önüne aldığımızda, yardım edecek insanların ailelere bireysel olarak ulaşmalarını ve yardımın ulaştığından emin olmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü devletin iki maaş sözü verdiği, firmanın “neredeyse yarım maaş” ödediği maden emekçileri yoksulluğun pençesinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Sizler tarafından “unutulmamaya” ihtiyaçları var.

Yorumlar