Soma'da yiten 301 madencinin katillerini tanıyalım mı?

Soma’da meydana gelen işçi soykırımının yaşandığı Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait olan Eynez’deki maden ocağında baca ustası olarak çalışan Gökhan Kocabıyık ile faciaya dair görüştüm.

Facianın “geliyorum” dediğini raporlar ve tutanaklar bir bir ortaya çıkarsa da, ölümü acı bir nefes gibi her gün soluyarak madene inenlerin ağzından dinlemenin korkunç olduğunu belirtebilirim. Bir de savaşta bile karşılaşılmayacak bu havayı solumayı tasavvur etmeye çalışınca...

Arama kurtarma ekipleri ile birlikte maden ocağında birlikte çalıştığı arkadaşlarını kurtarmak için giren Gökhan, 50 – 60 cesedin aynı anda kömür bantlarının üzerinde kaldığını, cesetlerin ağızlarından ve burunlarından kan geldiğini gördüğü anı unutamadığını, madencilerin cansız bedenlerine sanki yaşıyorlarmış gibi, oksijen maskeleri ile yeraltından çıkarıldıklarını şaşkınlıkla izleyişini anlatırken yeniden o anları yaşatmış olmanın verdiği üzüntü ve boğazımda birer düğüm halinde tüketerek sorduğum cümlelerle yakalamaya çalıştım çaresizliği yüreğinden.

AŞIRI SICAKLIĞI ÖNLEMEK İÇİN SOĞUTMA ÇALIŞMALARI YAPILDI

Su birikintilerinin sebebinin, Eynez’de çalışan her madencinin anlattığı “aşırı sıcaklık” sorununa çözüm bulabilmek amaçlı yapılan soğutma çalışmalarının eseri olduğunu belirtti Gökhan.

Gökhan facianın öncesinde, A2 mekanize bacalarının sürülmesi sırasında delik açma işlemi sırasında tesadüfen işittiği “uğultu benzeri” sesten şüphelenerek metan ölçer istediğini ve aşırı derecede metan gazı bulunduğunu fark etmiş ve orada pano oluşturulmuş.

FACİADAN ÖNCE PANOLARDA AŞIRI METAN BİRİKİMİ FARK EDİLDİ

D panosunda da yaklaşık 2-3 yıl önce karatumba ile kömür çıkarımı esnasında ciddi bir metan geliri ile karşılaşınca, orası da panoya çevrilmiş, havalandırma sağlıklı seviyeye getirildikten sonra üretime devam edilmiş.

B panosunda meydana gelen yangını fark ederek, şefi haberdar ettiğini ve yangına müdahale ettikleri anlatıyor Gökhan. K panosu da aynı şekilde, defalarca yangın gerçekleşmiş ve kontrol altına alınıp üretime devam edilmiş. Karatumbalarla kömür çıkartılmasının daha çabuk olduğu için, üzerlerinde baskı kurulduğunu söylüyor.

TABUT KADAR ALANDA İŞÇİLERE KENDİ MEZARLARINI KAZDIRDILAR

S panolarının en sıkıntılı bölge olduğunu belirtiyor. Dizlerin üzerinde sürünerek ilerlenebileceğiniz, dar bir bölgeden bahsediyorum. Defalarca yetkili amirlere belirtiliyor, “Bu bölgeyi kapatalım” diyorlar. Fakat, amirin “Orayı kapat, burayı kapat. Nereden kömür çıkartacağız” tepkisi ile karşılaşıyorlar. Üretim sekteye uğramasın diye hiçbir önlem almıyorlar. Bölgeye kül – su işlemi uygulamıyorlar. Aynı zamanda dar S panolarının bulunduğu bölgenin üstünde nefeslik de yok. Böylece yangının çıkardığı karbonmonoksit gazı olduğu gibi S panolarının içine doluyor ve bölgede bulunan maden emekçilerinin hepsinin göz göre göre ölümüne sebebiyet veriliyor.

Madencilere üretimin arttırılması için baskı kuran kişinin İsmail Adalı olduğunu belirtiyor Gökhan. “Kaç kişi söylemişti ona, bu panoları kapatalım diye ama bizi hiç dinlemedi” diyor.

ÜRETİM SEKTEYE UĞRAMASIN DİYE ACİL DURUMDA DAHİ BANTLARI DURDURMADILAR

İsmail Adalı gibi Halil Sarı’nın da üretim baskısını yapan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. çalışanlarından olduğunu belirtiyor. Bantlarda meydana gelen acil durumlarda emniyet telinin çekilerek bantların durdurulması, yani onların dili ile “üretimin sekteye uğratılması” gerektiği halde, Halil Sarı’nın buna izin vermediğini anlatıyor. Bantların durdurulmadan müdahalesinin hayati tehlike arz ettiğini bildiği halde, bantları durduran işçinin yevmiyesinden kestiğinin altını çiziyor. “İşçilerin beş dakika nefeslenmelerine bile izin vermezdi” diyor.

Madenleri müfettişler denetlemeye geldiklerinde, yeraltına anti-grizu telefonların gönderildiğini, müfettişler ayrıldıktan sonra ev tipi telefonların geri yerleştirildiğinden bahsediyor Gökhan.

“İŞİN İLERLEMESİ ESASTIR ÇÜNKÜ”

Tahkimat malzemelerinin tedarikinde sorunlar yaşadıklarını ve tahkimatı “hakkıyla” yerine getiremedikleri zamanlar olduğunu belirtiyor ve güvenlikçilerin bunu bildiği halde görmezden geldiğini vurguluyor; “işin ilerlemesi esastır çünkü” diyor.

“SADECE BİR GÜN EĞİTİMİN ARDINDAN MADENE İNDİRİLDİM”

İşe başlamadan önce sadece bir gün eğitim gördüğünü anlatan Gökhan, eğitimin ardından pek çok içeriğini bilmediği kağıdı okumadan imzalattıklarını belirtiyor.

Gökhan bugün hayattaysa ve bunları anlatabiliyorsa, bunun tek sebebi 16:00 – 24:00 vardiyasında çalışıyor olması. Facia ocağa geldiğinde gerçekleşmişti çünkü. Öncesinde “geliyorum” dediği ise çok açıktı.

Gökhan bunların hepsini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu müfettişlerine de anlattı. Sizlere taşeron mantığının, adı da sanı da değişse de işçiyi nasıl “aynı hırsla” öldürdüğünün belgesini sunuyorum.

 

Yorumlar