Tıpış tıpış sandığa gitmediler

Recep Tayyip Erdoğan, MSP Beyoğlu Gençlik Kollarında başlayıp Milli Türk Talebe Birliği’nde süregelen siyasi hayatına Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. ve seçilmiş ilk Cumhurbaşkanlığı sıfatını henüz ekledi.

Ülke siyasetinde aktif bir şekilde söz sahibi olmaya başladığı ilk günden bu yana artarak süregelen başarısını daim kılmasının sebepleri net bir şekilde hiçbir siyasal parti tarafından hala analiz edilmiş değil.

SEÇMENİ KÜÇÜMSEYEN ANLAYIŞTAN UZAKLAŞILMALI

AKP neden artan bir oy oranıyla iktidar oluyor?

Erdoğan neden bu kadar çok seviliyor?

İlk zamanlar hayli popüler olan “Bunlar makarna dağıttığı için alıyor bu oyları”, “Oyları çalıyorlar” şeklindeki bahanelerle bu büyük başarıyı kaba taslak bir somutluğa indirgemeyi, her şeyden önce seçmene saygısızlık olarak görüyorum.

Seçmen de böyle görüyor.

Kendilerini anlamayan liderlerin yönettiği partilerin sergiledikleri politikaları benimsemiyor, işaret ettikleri adaylara oy vermek istemiyorlar.

MUHALEFETİN TEK SÖYLEMİ: “ERDOĞAN KARŞITLIĞI”

Proje üretmekten ve söylem geliştirmekten gittikçe yoksunlaşan muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanlığı seçimi politikasının ana temasını “Erdoğan karşıtlığı” üzerinden yürütmelerini anlayabiliyorum.

Fakat yerel seçimler bile bu propagandalar ile yürütülmesini anlayamıyorum.

Düşünebiliyor musunuz, Cumhuriyet Halk Partisi gibi 90 yıllık köklü geçmişi olan bir siyasal organizasyon, tüm politikalarını tek bir ismin karşıtlığı üzerinden örgütlüyor ve bu doğrultuda geliştirdiği söylemlerle halkın karşısına çıkıyor.

Ve hep kaybediyor.

CHP penceresinden irdelemeye devam edelim seçim sonuçlarını.

Çok ciddi bir kesim sandığa gitmedi, gittiyse boş oy verdi.

CHP’nin bu oyu da analiz edeceğine ihtimal vermiyorum ama biz edelim.

CHP’nin boykotçu tabanı, sizce kime ve neye tepki gösterdi?

Genel Başkan Yardımcılarının ismini asansördeyken duyduğu, PM üyelerinin televizyondan öğrendiği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylaştırılması süreci sizce doğru muydu?

KILIÇDAROĞLU’NA “KRAL ÇIPLAK” DİYEN KİM KALDI?

Baykal’ın son Genel Başkanlık döneminde şahsına müthiş yetkiler vereceğini düşünerek geçirdiği tüzüğün kaymağından yeni yönetim faydalandı.

Genel Başkan’ın karşısında net bir şekilde “yanlış yapıyorsunuz” diyebilecek tek bir MYK ve PM üyesi kalmadı. Karşısında tek bir “kral çıplak” diyen yokken, her kararını tek başına alan Kılıçdaroğlu, hayatının en büyük siyasi kumarını Ekmeleddin İhsanoğlu’nu adaylaştırıp, “tıpış tıpış oy vereceksiniz” söylemleri ile kredisinden kullanarak, tabanına seslendi.

Çatı aday ile yola çıkılıp, Erdoğan gücünün karşısında kazanılabilecek tek isim “İhsanoğlu” olarak aktarıldı.

Böyle bir kararı Kemal Bey neden verdi, bu sorumluluğun altına neden tek başına imza attı?

Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kendisine kim önerdi?

Bunları net bir şekilde açıklamalıdır.

“AKP İLE AYNI ZİHNİYETTEYİM” DİYEN EKMELEDDİN İHSANOĞLU..

Seçimin iki gün öncesinde Yön Radyo’da yaptığı konuşmada “Ben AKP’li kardeşlerim ile aynı zihniyetteyim. Partileri bölünmesin istiyorlarsa bana oy versinler” diyen İhsanoğlu..

Adnan Menderes’in mezarında gözyaşları içerisinde “Türkiye'yi dikta rejiminin tasallutundan kurtaran adamdı Menderes” diyen İhsanoğlu,

“Türkiye Özal’ı çok özlüyor” diyen İhsanoğlu,

Babasının Mehmet Akif Ersoy’un arkadaşı olduğunu her yerde ballandıra ballandıra anlatmasına rağmen, Ersoy’un mezarına gidip de İstiklal Marşı’nın dizelerini okuyup, “Bu dizeler Akif’in ‘Çanakkale Şehitleri’ şiirinden herhalde’” diyen İhsanoğlu,

Ne CHP’nin ne de MHP’nin dokusu ile uyuşan bir profile mi sahipti?

Gülen cemaati mensupları içleri çok rahat bir şekilde İhsanoğlu’na oy verdi fakat CHP’nin ilkelerini yaşam felsefesi haline getiren Cumhuriyet Halk Partililer, kendi kurdukları rejimi dikta rejimi olarak adlandıran bir ismi kendi kurdukları Cumhuriyet’e neden reis seçecekti?

İhsanoğlu AKP ile aynı zihniyette olduğunu söylerken,

İhsanoğlu’nun AKP ile arasının bozulma sebebi sadece dış politikadaki ufak bir bir nüans farkı sebebiyken,

Cumhurbaşkanı olacak bir İhsanoğlu’nun Türkiye’nin özgürlükler ile ilgili sorunlarında Erdoğan gibi hareket etmemesi için tek bir geçerli sebep var mıydı?

“Ben tüm partilere eşit mesafedeyim” diyen İhsanoğlu’nun ismi çatı aday olarak değil de, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından AKP’ye potansiyel Genel Başkan olarak dillendirilseydi..

Garipser miydiniz?

İhsanoğlu gibi bir isim adaylaştırılmasaydı ben Erdoğan’ın aday dahi çıkmayacağını düşünüyorum.

HDP, Rıza Türmen “aday olsaydı desteklerdik” demişti.

AHMET NECDET SEZER DE SANDIĞA GİTMEDİ

CHP’li Ensar Öğüt’ün seçim çalışması sırasında yolunu kesen bir köylü “CHP’nin içerisinde bir tane adam bulamadınız mı da bunu getirip dışarıdan aday yaptınız” diye çıkıştı.

Kaç kişinin sesi oldu o köylü, biliyor musunuz?

“Hikmet Çetin adaylaştırılamaz mıydı” diyerek, isyan ediyor görüştüğüm boykotçu CHP’liler.

Hepsi “Bizlere saygı duyulmadı. Orada altı ok yoktu ki. Liderlerin yanlışına biz imza atmadık, atmak da zorunda değildik. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı olması için parti olarak koltuk değneği yapıldık” diye isyan ediyorlar.

Sandığa gitmeyen partilileri bu başarısızlığın sebebi olarak gösterenler, seçmenin iradesine tıpkı “makarna, kömür, yazlıkçı” siyasetinde yaptıkları gibi hakaret etmektedirler.

BOYKOTÇULARA SEÇİMİN BAŞARISIZLIĞI YÜKLENMEK İSTENİYOR

Takım tutar gibi parti tutmayan siyasal parti üyeleri ve sade vatandaşlar, kendilerini temsil etmeyen adaylara oy vermemeyi tercih ederek siyasi tavır takınmışlardır.

Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de sandığa gitmeyerek, tepkisini ortaya koymuştur.

Ortada büyük bir başarısızlık ve Erdoğan’ın büyük başarısı vardır.

MERKEZ SOLU HEDEFLEYEN HDP

CHP’nin son süreçte merkez soldan uzaklaşarak oluşturduğu boşluğu doldurmak için yola çıkan HDP’nin bölge siyasetinden uzaklaşarak Türkiye siyasetine açılabilmesi için gerekli zemin de Demirtaş’ın söylemleri ile hazırlanmıştır.

Yani kendi adaylarıyla yola çıkanlar da bu seçimden başarıyla ayrılmıştır.

En büyük kaybeden de ülke olmuştur.

CHP SOMA’YA ÖZEL ÖNEM VERMEK ZORUNDA

CHP Soma’da 13 Mayıs’ta işçi soykırımının meydana geldiği Soma’da, madenciye verilen sözlerin tamamına yakını tutulmamışken, Başbakan müşaviri Yusuf Yerkel’in madenciye attığı tekme hala ortadayken, Somalıyı markette sıkıştırarak tokatlayan liderle başa baş alınan oy oranının sorgulamasını çok iyi yapmalıdır.

Bakalım özeleştiri de olacak mı?

 

Yorumlar