Soma'nın Superman müfettişlerinin "göremediği" işçi tutanağını bir de benden okuyun

13 Mayıs’ta Soma’da meydana gelen işçi soykırımının ardından, denetimde birinci dereceden sorumlulukları bulunan ve bu sorumluluğun yerine getirilmediği savcılığa sunulan ikinci bilirkişi raporunda da “asli kusurlu” olarak tespit edilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri için soruşturma izni verilmemesinin nedenlerinin Bakan Faruk Çelik tarafından imzalanarak anlatıldığı raporu satır satır inceledim.

Raporu hukuki ve teknik olarak açıklamanın zaman kaybı olacağını belirteyim öncelikle. Raporda Bakan Faruk Çelik tarafından sunulan tek gerekçe, “Firma eksiklikleri gizlemişse, benim müfettişlerimin insanüstü yetkileri yok ki ne olduğunu görsün” şeklinde özetlenebilecek kadar özensiz bir biçimde sunulmuş ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla hazırlandığı çok net olan mesnetsiz ifadelerle dolu.

Bir müfettişin hakkıyla denetimini tamamlayabilmesi, Türkiye'de Superman'in meziyetleri ile aynı ihtimalde ölçülüyor raporda yani.

Fakat altını çizmek istediğim husus, Bakanlık tarafından hazırlanan raporda müfettişlerin denetime gitmeden önce firma yetkililerini haberdar ettikleri şikayetine ilişkin verdikleri cevap.

Raporda “Göstermelik denetim iddiası tamamen soyut bir iddiadır” deniliyor. Anti-grizu malzemenin her denetimde söküp çıkarılmasının zaman ve işçilik bakımından maliyetli olacağı için “akla uygun bulunmadığı” gerekçesiyle bu iddia da reddediliyor. Buna gerekçe olarak da hiçbir bilgi ve bulguya rastlayamamış olmalarını gösteriyorlar.

Eksik bulmak istemeyen bulmaz.

Eğer ki o müfettişler firmada eksik bulmak istemediyse de bulmaz, eğer ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı kendi müfettişlerinde eksik bulmak istemediyse de bulmaz.

Bulmak istememiş olabilirler mi acaba?

Bu mantığa göre maliyetli diye hiçbir firma suç işleyemez.

Ayrıca bilgi ve belge yok diyorlar ya..

Ben sunayım bilgiyi ve belgeyi.

(Konuya ilişkin ve ifade tutanaklarının tamamını içeren yazımı buradan okuyabilirsiniz)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde çalışan İş Başmüfettişi Yaşar Korkmaz, İş Başmüfettişi Aysel Ertürk, İş Başmüfettişi Vedat Badanacı, İş Müfettişi Yardımcısı (Yetkili) Ali Kıvanç Çukurlugöz ve İş Müfettişi Yardımcısı (Yetkili) Tevfik Görkem Atgın Soma Vergi Dariesinde, facianın ardından onlarca maden emekçileri ile görüşerek facianın oluş biçimine, çalışma koşullarına ve denetimlere ilişkin ifadelerini aldılar.

Teftiş kuruluna ifade veren işçilerden Gökhan Kocabıyık, müfettişlere “Yeraltında normalde ev tipi telefonlar kullanılır. Ancak müfettişler gelmeden önce bu ev tipi telefonlar anti-grizu olanlarla değiştirilirdi. Müfettişler gelmeden bize haber ulaşırdı ve gereken önlemleri alırdık. Müfettişler geldiğinde onların teftiş edecekleri güzergah uygun hale getirilirdi. İşin yürümesi ve daha çok üretim için iş güvenliği göz ardı edilirdi. Tahkimat malzemelerinin tedarik edilmesi noktasında sorun yaşar ve tahkimatı hakkıyla yapamadığımız yerler olurdu. Bunu emniyetçiler görürlerdi ancak bir şey demezlerdi. Çünkü işin ilerlemesi esastı. İşe başladığımda 1 günlük eğitim gördüm. Bu çapta bir maden için bu eğitim son derece yetersizdir. Eğitimin ardından elimize bir kağıt verilir ve okudum yazdırılıp, imzalatılır. Celal Bayar Üniversitesi’nde de 1 günlük eğitim aldım” ifadelerinde bulundu.

Bu ifadeler Bakanlık tarafından kaydadeğer bilgi olarak sayılmıyor herhalde. Çünkü Bakanlığın “aklına uygun değil” diye düşünüyorum.

Soma’daki faciayı araştıran Meclis Araştırma Komisyonu, savcılıktaki işçilerin ifadesine dahi hala ulaşamamış durumdayken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerine verilen işçi ifadelerine ulaşmış mıdır, merak ediyorum.

***

Facianın sorumlularını tek tek ortaya koyan savcılığa sunulan ikinci bilirkişi raporunun ucunun hükümet yetkililerine dokunmasından mıdır bilinmez, Komisyon Başkanı AKP’li Ali Rıza Alaboyun’un bilirkişi raporunu ciddiye almadığını göstermek için “Bilirkişi facianın nedenlerini ortaya koyamamış, biz bilirkişiden daha çok biliyoruz” ifadelerinde bulunması ve Komisyonun dört aydır yaptığı incelemeler ve görüşmeler neticesinde daha fazla bilgiye sahip olabileceğini düşünebiliriz, değil mi?

Ama öyle değil işte.

Soma’daki faciadan sağ kurtulan iki işçiyle 7 Ağustos’ta gerçekleştirdikleri görüşme sırasında, Komisyon Başkanı Alaboyun işçi İbrahim Genç’e “Geventepe şey mi, Işıklar mı?” diye soruyor.

Prof. Bahtiyar Ünver de Geventepe’nin Işıklar ocağı olmadığını, Darkale’nin yanında ve aynı firmaya bağlı olarak çalışan bir ocak olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Bilirkişiden daha çok bildiğini iddia eden AKP’li Komisyon Başkanı, Komisyonun dört aylık birikimine rağmen bu kadar basit bilgiden dahi haberdar olmuyor.

1500 sayfa yazacaklarını söylediği raporu kimin yazacağını merak ediyorum doğrusu.

*Tutanakta Gökhan Kocabıyık'ın soyadı yanlışlıkla Gökhan Değirmenci olarak işlenmiş. Ancak tutanağın içerisindeki ifadeler içerisinde Gökhan Kocabıyık'ın ismi doğru geçiyor. Gerçi İş Müfettişlerinin "yanlış yapma" ihtimalleri "akla uygun" olmadığı için bu dipnotum da "soyut iddia" olarak kalabilir.

Yorumlar