Soma'nın yükselen yıldız(!)ları: Mustafa İlgar, Nuri Şerifoğlu ve Kolin

Soma’da 301 maden emekçisini yutan kirli ilişkiler ayağının sermaye ve sivil toplum zincirini irdelemeyi sürdürelim.

Soma Linyit Lisesi’nin binasının rant için peşkeş çekilmesinde “imam hatip karşıtları kaybedecek” söylemleri ile karşıma çıkan İmam Hatip Ortaokul Aile Başkanı Mustafa İlgar ile devam edelim.

Mustafa İlgar’ın neden bu kadar ‘dertlendiğini’ anlamak için biraz soruşturdum. Karşıma çok ilginç bağlantılar çıktı. 43 yaşındayken Milli Gençlik Vakfı Soma Temsilciliği Başkanlığı yapan Mustafa İlgar, 1998’de Başbakanlık tarafından yayınlanan radikal İslamcı kesimle mücadele genelgesi mesnet alınarak, Kırkağaç ilçesinde imam hatip lisesi ve Anadolu imam hatip lisesi öğrencilerinin kaldığı okul pansiyonunda yaptığı arama ve öğrencilerden aldığı ifade neticesinde Manisa polisi tarafından gözaltına alınıyor ve hemen arkasından cürüm işlemek için teşekkül oluşturmaktan tutuklanıyor.

Gel zaman git zaman, İlgar Soma SEAŞ’ta elektrik bakım servisi başteknisyenliği görevini üstleniyor. Emekliliğinin ardından ilginç iddialar dolaşıyor. Ben de pek merak ettiğim için kendisine birkaç soru yönelteyim istiyorum. Lütuf buyurur da cevap verirse, hep birlikte öğrenmiş oluruz.

Mustafa İlgar, emekli olduktan sonra elektrik malzemelerini, matkapları, kaynak makinelerini kurumdan götürerek mi ayrılmıştır?

Devletin iş makinesiyle devletin ormanlık arazisini kendi tarlası haline getirmiş midir?

Yanında çalıştırdığı hizmet alımı personeli bu tarlada mesai saatleri içinde çalıştırılmış mıdır?

Devletin pansiyonundan ve misafirevinden çıkan ranza ve yatakları cemaate yakınlığı ile bilinen öğrenci yurduna göndermiş midir?

Ve hepsinden önemlisi, devletin SEAŞ’ına Iğnak Elektrik’ten elektrik malzemesi alımı yaparak batık Iğnak Elektrik’i kurtarmış mıdır?

Iğnak Elektrik’i nereden hatırlayacaksınız biliyor musunuz? Soma Spor Kulübü’ne sponsor olan firmalardan. Daha sonra Iğnak’ın yöneticileri yeniden dizayn edilen yönetimde yerlerini aldılar bile.

Bunların cevabı ‘evet’ ise eğer, dönemin ‘kutsal topraklara gidip yüz sürmüş’ Genel Müdürü Halil Çıtak tüm bu yolsuzluklara göz yummuş demektir.

Halil Çıtak iddia olan usulsüzlükler ve yolsuzluklar dönerken, bir vatandaşın ısrarlı şikayeti neticesinde mi Mustafa İlgar ve meşhur baş şoförü Ramiz Duran’ı emekli edip, 100 milyar ikramiye artı maaş güzelliğine sebep olmuş mudur?

Ya da Mustafa İlgar’ın yanında çalışan ve yaptığı her işten haberdar olan ve sayısız şikayete karşın Metin Alimen’in ceza almaması ve yine kül bakım başteknisyeni olan Ilgar’ın ortağı olduğu belirtilen ‘Şeytan Sülo’ lakaplı Süleyman Çetin için müfettiş çağırılmaması ilginç değil midir?

Önceki yazımda biraz değindim, bugün konuyu biraz daha açtım. Peşini bırakmayacağımdan emin olabilirsiniz fakat.

***

SEAŞ ile devam edelim. Sermaye siyaset ilişkisi SEAŞ’ın Yırca’da hukuksuzca yüzlerce yıllık yüzlerce zeytin ağacını acımasızca katleden Kolin Şirketler Grubu’na peşkeş pazarlığında bir hayli yol alınmış görünüyor.

Kolin’in Soma’daki en büyük amacı Yırca’ya santral kurmak filan değil. Ben size gözlemlerim ve araştırmalarım neticesinde, esas hedeflerini özetlemeye çalışayım.

Kolin’in Soma’daki en büyük amacı santrali alıp, santralin yanında bulunan ve 1980 yılından önce fizibilite çalışmaları yapılmış olan 6. grubun yanındaki santrali yapıp; şalt sahası, Sevişler Barajı’nı (Yağcılı Çayı üzerinde, sulama amacı ile 1977-1981 yılları arasında inşa edilmiş olan baraj) ve Ayıtlı Kül Barajı’nı hiçbir kuruş ödemeden kullanarak, trilyonları cebe indirme mücadelesidir.

Zira Kolin Şirketler Grubu’nun bu hedeflerine ulaşmak üzere olduklarını net bir şekilde görebiliyorum. Yakın zaman içerisinde SEAŞ’ı ‘ziyaret’ edecekler ekipleri ile birlikte. Genel Müdür Nuri Şerifoğlu’nun da santralin peşkeş çekilmesine aracı olmak için elinden geleni ardına koymadığı söylemleri SEAŞ’ı kasıp kavuruyor.

***

SEAŞ ve özelleştirme demişken, Türkiye’nin Yalova’dan sonra en meşhur Kaymakamı Bahattin Atçı, santral özelleşecek diye santraldeki hurda yerine geçen ancak hurda olmadığı belirtilen boruları istetmiş. Sayın Atçı, o boruları neden istettiniz? Kamunun malı olan ve hurda olmayan o boruları isteyen birileri mi var? Hani diyorum ki, evveliyatında yine Kaymakam istemi ve Genel Müdürün olur imzasıyla ‘hurda’ muamelesi yapılarak sökülen 13 kilometrelik bant ve taşıyıcılarının peşkeş çekildiği firmayı da biliyoruz. Takipteyiz Sayın Kaymakam, içiniz rahat olsun. Biz de sizin gibi Soma’yı düşünüyoruz. Soma Grubu’nun ve Kolin Şirketler Grubu’nun sözcülüğünün haricinde işleri de vardır muhtemelen Kaymakam’ın diyoruz, maksadımız size yardımcı olmak.

***

Santralin Şerifoğlu geldiğinden beri bitmek tükenmek bilmeyen inşaat işlerini bir sonraki yazıya bırakarak, Nuri Şerifoğlu’nun ‘özelleştirme’ aşkından bahsetmek istiyorum biraz. Gittiği her kurumu özelleştirmeden dönmeyen (ki kendisi yakın çevresine ‘Benim kaderim bu’ diyor) Nuri Şerifoğlu, AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın ve Semerkant’çı yapının takdirle izlediği Soma’nın yükselen ‘yıldız’larından.

Şerifoğlu’nun icraatlarını yakın tarihten incelemek istersek, perdeyi Uyar Madencilik penceresinden aralamamız gerektiğini belirtelim. Dönemin Uyar Madencilik yönetimi, sigorta ve vergi borcunu ödemek için SEAŞ Genel Müdürlüğü’ne yazı yazıyor. Ancak birkaç müdür durumun “böyle çözülmesini” kabul etmiyor ve hemen akabinde dolaylı yoldan; 2 trilyonluk teminat bozdurularak ELİ üzerinden kömür santrale getiriliyor.

Bu sürecin nasıl işlediğini daha önce müfettişlerin incelediği Uyar Madencilik evraklarından aktarmıştım. Bu mesele yüzünden AKP Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi ile Nuri Şerifoğlu’nun arası açılıyor. Hatta iddia odur ki, Tanrıverdi Şerifoğlu’nu koltuktan göndermek için hayli bir uğraş veriyor fakat yine AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın koruma duvarına çarpıyor. Semerkant tayfasının desteği de yadsınamayacak boyutta tabi, bu da etmen oluyor Şerifoğlu’nun tahtının sağlam kalmasında.

Aynı durum Eski Genel Müdür Halil Çıtak döneminde de yaşanıyor. O zamanki müdür Selahattin Topuz. HÜSTAŞ Madencilik (şimdiki adı İMBAT Madencilik) sigorta, vergi borcunu ödemek için santrale kömür vermek istiyor ve Selahattin Topuz tarafından bu talep de kabul görmüyor.

Derken SEAŞ’a verilmesi planlanan kömüre bakmak için teknik ekip numune almaya gidiyor. İncelemeler soncunda kömür 300 kalori bile çıkmıyor. Çünkü SEAŞ’tan madene basmak için kül alan ve Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Eski Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun da zamanında çalıştığı firma olan HÜSTAŞ, aynı külü tekrar SEAŞ’a borç karşılığı satmaya çalışıyor. Yine iddia odur ki, Selahattin Topuz’un bu oyunu reddetmesinin ardından, Hilmi Güler’le birlikte helikopterdeyken, “Beni burdan gönderirse bu madenin sahibi gönderir, sakın siyasetçiler ve sendikacılar biz gönderdik derse inanmayın” diyor. Hakikaten de görevden alınıyor ve Halil Çıtak Genel Müdür olarak atanıyor. Atamayı hemen izleyen saatlerde İMBAT’ın kömürleri santrale dökülmeye başlıyor tabi. Bu şeffaflıktan nasibini almamış ilginç süreci yöneticileri anlatsa da dinlesek.

***

Uyar Yapı’nın Soma Merkez’de Park Altı Cami’nin yanında yaptığı evlerin betonunu Erdenler Beton döküyor. Yapı denetim firması tarafından kanun gereği numune alınarak, analize gönderiliyor. Analiz sonuçları olumsuz neticelenince yapının yıkılması gerektiğine işaret ediliyor. Bu yapılan binalar içinde Eski SEAŞ Genel Müdürü, şu anda da SEAŞ’ta Yönetim Kurulu Üyesi olan Halil Çıtak’ın da dairesinin içinde bulunduğu binaları kurtarmak için Soma Belediye Başkanı Hasan Ergene devreye girmiş midir dersiniz? Bina sahipleri nasıl oluyor da bu evlere hiçbir şey olmamış gibi yerleşerek ikamet etmeye başlamış olabilirler?

Bu sorulara hakkıyla yanıt alabildiğimiz gün bu ülkede bir şeylerin değişebileceğine dair umutlarımız yeniden yeşerecek.

Yorumlar