Soma Kaymakamı: "Yırca'daki süreç kanuna aykırı olsa da olmasa da yürüyecek"

Yırca’da Kolin Şirketler Grubu termik santral yapımı için yaklaşık 6 bin zeytin ağacını kesti. Soma Kaymakamı Bahattin Atçı 10 bin PPM gaz birikimi olan “kül barajı”na zeytin dikilebileceğini söyledi.

Kesimin önüne geçmek isteyen köylüler özel güvenlik yetkililerince darp edildi, biber gazı sıkıldı, coplandı, kelepçelendi ve avukatlar alıkoyuldu.

Köylüler CagdasSes.com’a Soma Kaymakamı Bahattin Atçı’nın bölgeye gelerek, kendilerine kül barajını işaret ettiğini söylediler. Kül barajını köylülere zeytinlik alan olarak işaret edip etmediğini sorduğum Atçı, Uyar Madencilik’in yıllar boyu küllerini dökerek, üzerini kapatmadığı; dolayısıyla Oksijenle sürekli temas halinde olan kömürün yanması sebebiyle 10 bin PPM’e ulaşan Karbonmonoksit gazının ortaya çıktığını ve mühendislerin o bölgede bir insanın iki saat hayatta kalamayacağını kendilerine söylediğini, üzerine toprak dökmek gibi bir çalışmalarının olduğu, kül barajında bir firmanın kül satın aldığını ve kapatılıp kapatılmayacağını bilmediklerini ama oranın zeytinlik alan yapılabilmesi için uğraşabileceğini söyledi.

“Devlet Kolin’e yetkiyi verdi” diyen Atçı, “Yani, zeytin ağacı kesti diye firma yetkilileri ne kelepçelenebilir ne tutuklanabilir ne de savcıya götürülebilir” ve “Devlet buraya termik santral yapmak istiyor, bunun da gereği yapılıyor. Bu süreç iptal edilmediği sürece yürüyecek; kanuna aykırı olsa da yürüyecek uygun olsa da yürüyecek” ifadelerinde bulundu.

Köylülere saldıran özel güvenlik yetkililerinin adliyede hesap vereceğini belirten Atçı, “Gidip güvenlik görevlisine taş atarak, telleri kırarak olmaz bu iş. Ondan sonra Kaymakam sen neredesin, özel güvenlikçi dövdü beni… Özel güvenlikçi bunun kapısına gitmiş değil ki, bu gitmiş firmanın yerine” şeklinde konuştu.

İşte Soma Kaymakamı Bahattin Atçı ile Yırca’daki zeytin katliamına ilişkin gerçekleştirdiğim o röportaj:

-Siz ağaç kesiminin ardından bölgeye gittiğinizde, Yırcalı köylülere “Zeytinlerinizi kestiler ama kül barajına dikelim teklifimi kabul etseydiniz bunlar başımıza gelmezdi” dediniz mi?

Ben köylüye ortak hareket ederseniz her zaman sizin yanınızda olurum, yardımcı olurum dedim. Kül barajına ağaç dikimi olabilir, başka bir yere aktarım olabilir. Söz birliği olursa ben de firmaya köylünün talepleri bunlar derim ama söz birliği yok ve direkt olarak “Termik santral istemiyoruz” diyorlar.

O zaman hukuksal yollardan mücadele edin diyorum, “Hayır, siz de yanımızda olun, birlikte direnelim” diyorlar bana. “Benim pozisyonum buna uygun değil, durdurma kararı, iptal kararı alırsanız zaten biz bunu uygularız” diyorum. Burada acil kamulaştırma kararı alınmış, mahkemenin el koyma kararı ile hazineye, hazine de firmaya teslim edilmiş, firma bu kararla bölgeye girmiş tel çekmiş, şimdi orada ağaç kesimini engelleyin diyorlar bana. Nasıl engelleriz? Firmayı oraya sokmayıp engelleriz. Ama firmaya teslim eden devletin kendisi.

-Ama firmanın ağaç kesme izni yok.

O zaman ne olacak? Jandarma tespit eder, kanundaki müeyyidesi neyse uygulanır. Onun dışında idare olarak firmayı ya da iş makinelerini sokturmamak gibi bir yetkimiz yok.

-Manisa İl Tarım Müdürlüğü’nün siz Soma Kaymakamı’na yazdığı bir yazı var fakat. Jandarma Komutanlığının tutanağına istinaden, sizden zeytin ağaçlarının kesilmesini önlemek için gerekli tedbirleri almanızı istiyor.

Evet, öyle bir yazı yazıldı. Ben o yazıyı Jandarma’ya gönderdim, İlçe Tarım Müdürlüğü’ne gönderdim. Ama bu gerçekçi bir yaklaşım değil. Tarım Bakanlığının imzasıyla ve Bakanlar Kurulu’nun kararıyla Soma’da Kolin Termik Santrali için acele kamulaştırma yapılıyor. Zeytinin kesilmesinin önlenmesi diye bir yaptırım iradesi idarede yok. Ben dedim ki, bu yazının gereğinin yapılması için karakol kuracaksınız o zaman. Dediler ki, “Bizim yanımızda da kesse bizim yapacağımız şey kanunun müeyyidesini uygulamak.” Yani, zeytin ağacı kesti diye ne kelepçelenebilir ne tutuklanabilir ne de savcıya götürülebilir. Sadece suç duyurusu yapıldı, ona da savcı takipsizlik kararı verdi; suç değildir dedi.

-Peki, bu yazı geçersiz mi kılınıyor bu durumda size göre?

Geçersiz kılınma değil, Tarım İl Müdürü’ne de söyledim… Madem kendilerinin onayı yok, böyle de bir karar almışlar, buna karşı iptal edilmesi için bir dava açmışlar mı? Ben İl Müdürü’ne; “Bakın, bu yazıyı yazıp bize gönderiyorsunuz da, kendiniz niye gereğini yapmıyorsunuz?” dedim. Ben de tarımcılara verdim yazıyı, alın önleyin dedim. Ne tedbir istiyorsanız isteyin, Jandarma’yı gönderelim. Zaten Jandarmayı tarımcılarla beraber gönderiyoruz. Burada Kaymakamlığın görevi koordinasyon görevidir. İlçe müdürünün eline verdim yazıyı, al gereğini yap, dedim; biz sadece kesilirse gereğini yapabiliriz dedi.

Bunlar dozer getirdi, Jandarma da “Ben sokmuyorum dozeri” dedi diyelim mesela. Jandarmaya dava açarlar, Jandarma bunun cevabını veremez. Çünkü Bakanlar Kurulu kararınca teslim edilmiş, alın çalıştırın denmiş. Tarım diyor ki, burada zeytincilik faaliyeti var. Zeytincilik faaliyeti için bunlar kamulaştırılmadı ki. Devlet buraya termik santral yapmak istiyor, bunun da gereği yapılıyor. Bu süreç iptal edilmediği sürece yürüyecek; kanuna aykırı olsa da yürüyecek uygun olsa da yürüyecek. Aynı 3. Köprü gibi, anlatabiliyor muyum?

-Biraz önce “Yani, zeytin ağacı kesti diye ne kelepçelenebilir ne tutuklanabilir ne de savcıya götürülebilir” dediniz. Peki, Kolin özel güvenlik yetkililerinin zeytinleri kesebilmek için Yırcalı köylülere yönelik olarak darp, biber gazı, cop, kelepçe, avukat alıkoyma gibi uygulamaları kaydedildi. Bunlara ne diyeceksiniz?

Özel güvenlik kendi yetkisini aşan bir fiil içerisinde bulunmuşsa bunların hepsinin hesabını Adliyede verir. Yani adamı bıçaklayabilirdi de. Ne yaparsa cezasını çeker. Bütün köylülerin ifadelerinin en düzgün şekilde alınmasını ve savcının önüne koyulmasını istedik. Yanımda bir köylü var şu anda, bu köylü firmayla anlaştı. Kamulaştırma bedeli üzerinden başka bir meblağ daha aldı. Sen niye firmayla anlaştın diye arabasını parçalamışlar, köylüler tarafından darp edilmiş. Bana geldi, “Kaymakamım, ben şimdi suç duyurusunda bulundum. Can güvenliğim kalmadı, beni hain ilan ettiler, bana yardım edin” dedi.

-Peki, kül barajıyla ilgili tartışmaya yeniden dönersek; bu bölge yoğun metan gazı birikiminin bulunduğu ve kömür yanmasının hala devam ettiği biliniyor. Toprakların da verimsiz olduğunu, ağaçların kesildiği kendi ovalarında sulama imkanlarının da olması sebebiyle kanserojen madde birikiminin bulunduğu bölgede zeytinciliğin mümkün olmadığını söylüyorlar.

O kadar değil, vatandaş bize oradan çok kül geliyor dedi. Barajla Kolin’in hiçbir alakası yok. Kül barajı SEAŞ’ın külünü döktükleri bir yer. Ancak firma orayı alırken burayla işimiz bittiğinde orayı ağaçlandıracağız şeklinde köylüye bir taahhütleri olmuş. SEAŞ Genel Müdürüyle barajın üzerini toprakla kapatıp ağaçlandırmamız gerekiyor. Bu da köyün ayrı bir sorunudur. Bunu yaptırmamız gerek, köylü çok zarar görüyor. SEAŞ neden bunun üzerini kapatıp da köylüyü bu zarardan korumuyor? Külünü attın oraya, açıkta bırakıyorsun. Halbuki üzerinin toprakla kapatılması gerekiyor.

-Ama orada nasıl zeytincilik olacak? İnsanlar “Külden, gazdan duramıyoruz, zehir soluyoruz” diyorlar. Üzerine toprak atılsa bile verimli olacak diye bir taahhütte bulunulabilir mi?

Üzeri toprakla kapatılabilir, en azından ot biter orada. Doğrusunu isterseniz biz bunu SEAŞ Genel Müdürü’ne de tam götürmedik. Ben de yeniyim burada, Genel Müdür Bey de yeni. Buradaki prosedür nedir, bitmiş mi diye bakmadık. Sanırım o külü bir firmaya da satmışlar. O firma kül çekiyor. Bu böyleyken kapatılabilir mi bilmiyorum ama mutlaka bir çözüm geliştirilebilir. Başka bir firmanın burada kömürden çıkan ancak kömür bulaşmış taşlar var. Onlar oksijenle temas ettikçe sürekli bir şekilde yanıyor ve duman çıkarıyor. Yıllardır Somalıları zehirliyor. Firmanın kapatılması gerekiyordu, firma bunu yapmadığı için SEAŞ Genel Müdürümüz, ELİ Müdürü bir araya geldik, iş makinelerini verdiler. Normalde firmanın yapması gerekiyor, firma yok ortada. Firma neydi?

-Uyar Madencilik.

Evet, bunlar da Uyar. Biz de bin kamyondan fazla malzeme taşıdık, üzerini toprakla kapatıyoruz ki duman olmasın. Yapılan ölçümlerde bir insan kül barajında iki saat oturursa ölür dedi mühendisler. 10 bin PPM’e çıkıyormuş Karbonmonoksit.

-Buna rağmen kül barajında zeytincilik? Peki, köylüler bu zehirli gazların şikayetini yapıyorlardı zaten. Sizin de dediğiniz gibi termik santral istemiyoruz diyorlardı. Yaşadılar, biliyorlar çünkü zararlarını.

Termik santralin doğaya en az zararla yapılması gerekiyor. Başka tahribatların da giderilmesi gerekiyor. O küllerin tütmesine neden olmak çevre katliamı. Ama şimdi termik santral istemiyorum dediği zaman… İstemeyebilir, saygı gösteriyorum. Hatta ben de istemem, hiç olmasın. Keşke rüzgardan, güneşten enerji elde edebilsek. Ama bunu yapabilmenin tek yolu hukuksal yollardan sonuç elde etmek. Gidip güvenlik görevlisine taş atarak, telleri kırarak olmaz bu iş. Ondan sonra Kaymakam sen neredesin, özel güvenlikçi dövdü beni… Özel güvenlikçi bunun kapısına gitmiş değil ki, bu gitmiş firmanın yerine. Bu toprak dedemden kaldı, devlet niye benim elimden aldı diyor. Köylünün yerine koyunca kendinizi ona da hak veriyorsunuz ama devletin yaptığı gerçekliği de görmezden gelmemek lazım. Bizim burada söyleyebileceğimiz tek şey, hukuksuz yoldan iptal edilmiyorsa, kamulaştırma bedellerinin tam alınması, köylünün hakkının zayi olmaması için çalışmamız gerektiği. Yoksa benim termik santral istemiyorum demek gibi bir şansım yok.

Yorumlar