Bir Delinin Hatıra Defteri

Sene 2009 ya da 2010. Bir kış akşamı Ankara Devlet Tiyatrosu’nda Bir Delinin Hatıra Defteri oyununu izlemeye gittik. Herkes oyun hakkında; şöyle iyi, böyle güzel, efsane diyordu. Bileti almak neredeyse imkânsızdı. Daha internette satışa çıkmadan tükeniyordu biletler. Hani şehir efsanesi derler ya, işte o hesap. Herkes birbirine bu oyundan bahsediyordu. Bir şekilde bilet bulduk ve oyunu izledik. Büyük beklentinin yarattığı hayal kırıklığı mıydı bilmiyorum ama ben oyundan hiç tat almadım. Oyunu izlerken yanımda bulunan sevgili dostum, Ankara’nın önemli tiyatro emekçilerinden Altan Alkan’a döndüm ve “Ağabey sen nasıl buldun?” diye sordum. Yüz ifadesi, aynı şeyi hissedenin tek ben olmadığımı söylüyordu. Asıl dedi, Genco Erkal’dan bu oyunu izlemeli. İkimiz de bunun gerçekleşmeyeceğini bilerek salondan ayrıldık.

Aradan yıllar geçti. Bir Delinin Hatıra Defteri’nin Ankara DT versiyonunu izlemek yine imkânsız gibiydi. Devlet Tiyatrosu, sorunu çözmek adına bileti artık TC Kimlik Numarası ile satmaya başladı. Ama duyduğum bir haber beni sevinçten dört köşe yapmıştı. Genco Erkal yıllar sonra yeniden Bir Delinin Hatıra Defteri’ni sahneye koymaya karar vermişti. Ankara’da da biletler satışa çıkar çıkmaz ön sıralardan biletimi aldım ve oyunu izlemeye gittim. Salon hıncahınç doluydu. Üstelik oyuna giderken kimlik numarası ya da benzeri bilgilere gerek olmamış, biletler de karaborsaya düşmemişti. Ve oyun başladı…

Bir Delinin Hatıra Defteri, sıradan ve düzenin işleyişindeki her noktayı kabullenmiş yedinci dereceden memur olan Poprişçin’in öyküsünü anlatıyor. Poprişçin’in öyküsü bireysel bir yükselme hikâyesinin ötesinde, bürokrasiye ve gitgide üst kademelere dair güçlü ve içi dolu bir bakış. Poprişçin’in fenomeninden işlenen metin kara mizah tonlamasındaki işleyişi ile sisteme dair müthiş ironiler barındırıyor. Bir buçuk saat süren oyunda Poprişçin’in olan bitenin arasında gitgide delirmesi ilmek ilmek işleniyor.

Poprişçin, tiyatro oyuncularının kendini sergilemek için biçilmiş kaftan. Oyunun iyi bir Poprişçin performansı ile olağan üstü bir resitale dönüşebilme potansiyeli de var, inandırıcılıktan uzak kalacağı için zar zor tamamlanacak bir oyun olma ihtimali de… Sahnede ise hiç kimsenin itiraz etmeden kabul edeceği mükemmel bir oyuncu var; Genco Erkal. Genco Erkal, bu ülkenin yaşlanmayan, yıl geçtikçe olgunlaşan insanlarından.  Oyunun daha ilk saniyesinde bugüne kadar izlediğim bütün Genco Erkal performanslarını unutturuyor ve yine bambaşka bir oyuncu olarak sahneye çıkıyor. Mimikleri, jestleri, karakter ile bütünleşmesi kusursuz bir Poprişçin çıkarıyor sahneye. Genco Erkal zamana meydan okuyor ve 50 yıl sonra, kendi deyimiyle daha bir Poprişçin olarak izleyici ile buluşuyor. Bazı anlarda güldürüyor. Katıksız, tüm kaygıları unutturan bir güldürme bu. Bazen ise ağlatıyor. Öyle bir ağlatma ki, gerçekten canını yakıyor izleyicinin.

Erkal, Gogol’un metni ile o kadar özdeşleşmiş ki, sahneye kafasındaki her şeyi çok iyi yansıtabilmiş. Güçlü yönetmenliğini, zengin bir ekip ile birleştirmiş ve zor olanı yapıp uzun yıllar unutulmayacak bir oyun yaratmış. Bu elbette ki her oyuncuya nasip olacak bir şans değil. Düşünsenize, elli yıl önce bir oyun sahneye koyuyorsunuz ve izleyen hiç kimse o oyunu unutamıyor. Aradan yıllar geçiyor ve aynı oyunu yeniden sahneliyorsunuz. Yepyeni bir izleyici kitlesi ile buluşuyorsunuz ve bir kez daha hafızalara kazınıyorsunuz. Genco Erkal bu yüzden büyük tiyatrocu.

Genco Erkal zengin bir ekip ile çalışmasını birleştirmiş dedik, ekipten de bahsetmeli. Oyun, Poprişçin’in odası ve bir de hastane dekoru olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Duygu Sağıroğlu, sahne tasarımında çok zarif bir çalışma gerçekleştirmiş. Işıkta Cemal Sezer, seste Mehmet Doğan, müzikte Mete Sakpınar, giyside Özlem Kaya makinenin kusursuz işleyen çarklarını oluşturmuş. 

Bir Delinin Hatıra Defteri, sadece bir oyun değil. Sahnelenen; izleyenin ta kendisi. Hangi ülkede, hangi toplumda yaşarsa yaşasın pek de var olma şansı olmayan sıradan birinin delirmesine ağıt. Gogol’un metnini çarpıcı kılan en önemli unsur belki de bu.

Dostlar Tiyatrosu özel tiyatrolar arasında çok önemli bir yere sahip. Genco Erkal öncülüğünde inandığı değerlerin arkasında duran gerçek bir tiyatro ekibi; muhalif ve söyleyeceği sözü sakınmayan bir grup. Genco Erkal, tatlı su muhalifliği yapan birisi de değil, gerektiği gibi gerektiği yerde bu tavrını ortaya koyan gerçek bir sanatçı. Bu yüzden tiyatrosunun ne kadar baskı altında olduğu da ayrı bir gerçek. İşte bütün bu baskı ortamında müthiş bir ekip olarak kararlı bir şekilde yoluna devam ediyor Dostlar Tiyatrosu. Kaliteli ve güzel işler ortaya koyuyor. Bir Delinin Hatıra Defteri de bu ekibin başyapıtlarından.  Gidin, izleyin ve tarihe tanıklık edin. Gelecek nesillere, Genco Erkal’dan Bir Delinin Hatıra Defteri’ni izlemenin ayrıcalığını anlatın.

Yorumlar