Birini sevdiğin zaman şehrin nüfusu 'bir'e iner: "Garaj"

Bundan yaklaşık bir yıl kadar önceydi. Küçücük bir salonda, olabildiğince gerçek ve sert bir dille izleyicinin yüzüne vura vura öyküsünü anlatan bir oyunla tanıdım Tiyatro Craft’ı. Uğrak Yeri adlı baş yapıt, Türkiye tiyatrosundaki radikal değişikliklerin öngörüsü gibiydi. Craft Tiyatro’nun yanı sıra Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi ve Evaristo gibi yapıtlar hediye eden Kumbaracı 50, yepyeni bir dili müjdeliyordu izleyiciye. Tiyatro gerçekten değişiyordu.

Craft’ın bir başka oyununun Ankara’ya geldiğini duyunca haliyle bizi bir heyecan sardı. Hemen ardından da koştur koştur Şinasi Sahnesi’ne gittik. Oyunla ilgili değerlendirmeye geçmeden önce söylenecek ilk cümle ise kesinlikle şu olmalı: "Ankara’ya böyle bir oyun geliyor ve yer yer boşlukları hem de Şinasi gibi merkezi bir yerde bulunan sahnede görmek mümkün."

Ne yazık!

Ama hemen ardından Evaristo deneyimimi hatırladım ve şaşkınlığım daha da arttı.

Sahneden bahsetmişken oyunla ilgili bir tespitle devam edelim. Oyunun çok güzel bir dekoru var. Simone Mannino, Jesse Gagliardi imzasını taşıyan ışık ve dekor son yıllarda izlediğim en kusursuz emeğe sahip diyebilirim. Ancak bu kadar doğal bir dekor, turne olmasının da etkisiyle Şinasi Sahnesi’nde olmamış. Bu konuda küçük olsa da Cermodern’in salonu daha doğrusu odacığı çok daha etkili bir kompozisyon yaratabilirdi. Ancak turnenin daha geniş kitleye erişmek için yapıldığını göz önüne aldığımızda bu da kabul edilebilir bir sorun gibi duruyor. Bu da organizasyon firmalarının bir tercihi, saygı duymalı.

Garaj güzel bir hikayeyi anlatıyor. Bir tarafta yalnız, daha doğrusu bu toplumun yalnızlaştırdığı bir trans Orkide, diğer yanda ise birkaç metrekarelik odasının dışındaki dünyayı bilmeyen, Orkide’nin deyimiyle gerçekten iyi bir çocuk olan Kahraman. Üniversitedeki çalışmaları için fotoğraf çeken Kahraman ile Orkide’nin yolu bir yılbaşı akşamı, bir garajda kesişir ve 1 saat 15 dakikalık zaman zaman çatışma dolu, zaman zaman da güldüren sohbet  başlar.

Oyunun metin yazarı Kemal Hamamcıoğlu öyküsünde bazen çıtayı çok yükseltirken bazen de tersi bir tablo çiziyor. Oyunun metnindeki espriler ve dialoglardaki başarı dahiyane bir matematikle ilerlerken, dram sahneleri oyunun gerçekçiliğine darbe vurur nitelikte. Bu da çıtayı biraz da olsa aşağı çeken bir sonuç doğuruyor kaçınılmaz olarak.

Yine metnin büyük eksiklerinden birisi oyunun hiçbir sürpriz içermemesi. Tek bir sahne dışında oyunun başından sonuna ne olacağı tahmin edilebilir durumda. Bu da eksi puan. Asıl sorun, bunların oyunun bütününde nasıl yer ettiği. Evet bir metnin dram unsurunun zayıf olması kanaatimce büyük bir sorun, önceden tahmin edilebilir olması büyük bir sorun, ama gel gelelim 2015 Türkiye’sinde bu kadar cesur bir metin yazmak ise herkesin yapabileceği bir iş değil.

Kemal Hamamcıoğlu bu ülkenin A’sından Z’sine her noktasında herkesi rahatsız edecek bir metin yazmış. Bunu da yapması çok özel bir alkışı hak ediyor. Bu toprakların eril dilini kullanarak, inceden inceden eleştirilerle Garaj büyük bir iş yapıyor. Oyunu izlerken cesurluğunu ve dialogların gücünü zihinde tutmak izleyici için şüphesiz daha iyi olacaktır.

Garaj’ın en büyük kozu ise bu cesur metnin içini doldurabilen oyuncu kadrosu. Enis Arıkan, Orkide rolünde uzun süre unutulamayacak bir performans sergiliyor. Karakterin her anını özümsemeye çalışıyor ve özellikle komedi sahnelerinde izleyeni fazlasıyla etkiliyor. Karşısında ise televizyondan da tanıyabileceğiniz Güven Murat Akpınar var. Akpınar, Kahraman karakterinin naifliğini bütün gücüyle yansıtıyor ve o biraz “hayatın acemiliği” tınılarındaki tavırları büyük bir alkışı hak ediyor.

Garaj, Tiyatro Craft’ın tiyatroyu bir adım ileriye taşıyan o güçlü dilinin bir diğer parçası gibi. Metnindeki ufak eksiklere rağmen cesur bir yapıt. Ama bu eksikler nedeniyle başyapıt olmayı ıskalamış bir yapım. Garaj’ı izlerken izleyici ister istemez Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi’yi getiriyor aklına. Oyunları çarpıştırmanın anlamı yok elbette ama Sumru Yavrucuk’un oyunu birkaç adım daha önde diyebilirim. Bu da metnin derinliği ve dram kurgusundaki başarı nedeniyle bu sonucu getiriyor. Onun dışında her boyutuyla Garaj dakikalarca ayakta alkışlanmayı hak eden bir yapım. Cesareti, oyunculuğu, dekoru ve Craft’ın tiyatroya bakan gözü ile. Ne diyelim. Ankara’da daha çok Craft oyunu izlemek istiyoruz.

 

Yorumlar