“Veda Partisi"

Her Allah’ın günü bedenimde yıllar geçtikçe yeri ve biçimi değişen başka bir ağrıyla uyanmaya alıştım. Bu ağrı bazen ölümün pençesini andırıyor, ertesi gün uçup gidiyordu. Benim Hüzünlü Orospularım’da Marquez, 90 yaşındaki karakterine bu cümlelerle anlattırıyordu yaşlanmayı. Zaman durmaksızın akarken, kimimizin pek de düşünmediği ihtiyarlık bir gün kapıyı çalıyor elbette. İşte tam da o günler üstüne bir şeyler söyleyen bir filmden bahsetmek istiyorum bu yazıda. Zira, popüler sinemanın ilgi alanına bu tip konular pek girmiyor. Daha çok aksiyon ve daha süslü öyküler her zaman gişede fazlasıyla ilgi topluyor ve bu beyaz perdede yayınlanan filmlere de yansıyor.

Mita Tova ya da İngilizce adıyla The Farewell Party… 26. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde izlediğim 95 dakikalık film İsrail yapımı. Bakur’a yapılanları ve festivallerdeki yakın zaman sansürleri hatırladığımızda belki de bir İsrail filmini izleme konusunda en azından bu dönemde şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. Önce İstanbul, sonra Ankara film festivalinde herkesin birbirine suçu attığı sansür sürecinde yarın öbür gün, “Bu film İsrail yapımı yayınlamayalım”, “Bu film şiddet içeriyor yayınlamayalım”, “Bu film milli güvenliği tehdit ediyor…” ya da “Türk aile ahlakını…” bozuyor diye filmlerin gösterime konulmaması ile karşılaşırsak şaşırmamalıyız. 

Mita Tova, Tal Granit ve Sharon Maymon’ın senaryosunu da birlikte yazdığı ve yönettiği ilk uzun metrajlı filmi. Filmin başrolündeki en tanındık isim ise Yehezkel rolündeki Ze'ev Revach. Filmdeki oyuncuların yüzde doksanı, 60 ve üstü yaşlarda. Filmde her biri birbirini tamamlayan ahenk içinde bir kast oluşturulmuş. Her biri, diğerine nazaran daha muzip olan karakterler her oyuncunun iliklerine işlemiş ve bu da filmin başarısında büyük pay sahibi olmuş.

Film bir huzur evi sakinleri arasında geçiyor. Öne çıkan karakterlerden Yehezkel’in muhteşem bir telefon işletmesi ile filmimiz başlıyor. Hemen sonrasında ise yakın arkadaşları Yana’nın eşinin çok ağır bir hastalık geçirdiğini ve tıbbın onun için artık çaresiz kaldığını öğreniyoruz. Ötanazinin yasak olduğu ülkede tek çözüm ise kocası Max’in ölme isteğini Yana’nın kendisinin gerçekleştirmeyi planlaması oluyor. Yehezkel, eşi, bir veteriner ve onun sevgilisinin de karıştığı olaylar zinciri işte tam da bu kararın ardından başlıyor. Kendi çapında bir mucit olan Yehezkel bir makine yapıyor ve Max’in son ricasını yerine getirmeye karar veriyorlar. Yehezkel’in küçük icadı, ilerleyen dakikalarda ekibi hem ahlaki açıdan hem de yasal açıdan pek çok ikilemin içine sokuyor.

Mita Tova çok ağır bir konu silsilesini ele alıyor aslında. Anlattığı öyküyü filmin öğelerinden arındırdığımızda yaşlanmakta olan bir insanın ölümcül bir hastalığa yakalandığında, kendi yaşamına son vermeyi istemesi ve bunun illegal yollardan çözümü gibi güçlü dram unsurlarını içinde barındırıyor. Ancak film bu ağır öyküyü, kara mizah öğeleri ile donatıyor ve çok hüzünlü bir sahnenin içinde birden tebessüm oluşturabiliyor. Bu filmin belki de hem en güçlü, hem de en zayıf yönü. Çünkü anlattığı öyküyü bazı anlarda daha etkisizleştirebilirken, bu düşündürücü ve zorlayıcı hikâyeyi daha izlenebilir bir hale getiriyor.  Hikâyenin zorlayıcı yanı ise şu; film, her karakterin sağlık durumu, hayata bakışı ve tavırları konusunda öykücükleri de içinde barındırıyor. Bu, ister istemez izleyene bir ayna görevi de teşkil ediyor. Çünkü hepimizin her an karşılaşabileceği hastalıklar ve bunların etkileri ile yüzleşmek, hele de zamanın çılgınca aktığı günümüz dünyasında çok da hazır olmadığımız bir gerçek. Mita Tova tam da bu nokta ile izleyiciyi vuruyor elbette.

Mita Tova’nın bu etkili öykü yolculuğu elbette ki kusursuz devam etmiyor. Bazı karakterlerin hikâyesinin havada kalması, bazı klişeler öyküyü aksatsa da bu, Mita Tova’nın genel gidişatını çok da fazla etkilemiyor. 

Mita Tova kısa süresine birçok dünyayı sığdıran kaliteli bir yapım. Bazen bir dostluk öyküsü, bazen bir aşk… Bazen bir vazgeçiş, bazen de hayata tutunma… Bazen güldürüp, bazen de ağlatan… İnsanların sadece bedenlerinin yaşlandığı, ruhlarının her daim çocuk kaldığını anlatmaya çalışan, adı gibi, bir “Veda Partisi”.

Yorumlar