Kuaförde Bir Gün

Devlet tiyatrolarında bir sezon daha sona erdi. Politik, ekonomik ve psikolojik baskılar nedeniyle pek çok zorluğun yaşandığı sezon, iki üç yıllık düşüş trendine göre biraz daha yatay bir çizgiyle yılı geride bıraktı.  Yeri geldiğinde övmeye doyamadığım, yeri geldiğinde de kendimce çok yanlış gördüğüm noktalara değinmeye çalıştım. Her şeye rağmen akılda kalacak bir iki oyunla bu senenin perdelerini kapattığımızı söylemeliyim.

Sezonun son günü, adettendir; perde kapanmadan araya bir oyun daha sıkıştırılır. Bundan birkaç yıl önce Altındağ Tiyatrosu’nda bir vodville, Haydi Karına Koş’la bitirmiştim sezonu. Bu sene de adresim Altındağ Tiyatrosu oldu ve yine sıra dışı bir komediyi tercih ettim. Kuaförde Bir Gün… Aslında Kuaförde Bir Gün’ü mevcut haliyle sadece komedi tarifine sokmak haksızlık olur, çünkü oyun bir vodvilin pek çok unsurunu içinde barındırıyor. Bol güldürü, bol müzik, biraz dram ve işler tam düğüm olmuşken birdenbire beklenmedik bir son.

Oyun bir grup hırsızın, banka soygununun ardından boş bir dükkana saklandığını zannederek bir kadın kuaförüne girmesi ve oradaki maceraları konu alıyor.  Kuaförde Bir Gün’ün metin yazarı ve yönetmeni tiyatro severlerin yakından tanıdığı Pervin Ünalp. Ünalp’in oyunu 1 saat 50 dakika sürüyor. Oyunun geneli boyunca tempo yüksek ve iyi bir dramaturgiye sahip. Ancak bu matematik kusursuz da gitmiyor. Bazen temponun çok aksadığı, hatta durduğu sahneler fazlasıyla mevcut. Bazı esprilerin kendini defalarca tekrar etmesi güldürünün niteliğini düşürürken, dozundayken ağızda güzel bir tat bırakıyor. Oyunun bir diğer kusuru ise ilk perde boyunca karakter çelişkilerinin fazla kafa karıştırıcı olması. Bu metnin yarattığı bir gizem olmanın ötesinde, istemsiz yapılmış bir aksaklık gibi duruyor. Karakterler her ne kadar beceriksiz hırsız olsa da bazen bunun tam tersi bir profil çiziyor. Bunun karakterlerin sakarlıklarından kaynaklanmadığı ise her saniye izleyicinin yüzüne vuruyor. Örneğin karakterler bankadaki güvenlik görevlisinin öldüğünü duyunca kendilerinin yapmadıklarını biliyor. Ancak sonrasında herhangi bir bağ kurmadan kendilerinin de öldüğüne inandığı bir profil çiziyorlar. Agresif olmalarının matematiği bazen iyi kuruluyor ama çok zeki sandığınız bir karakter, çok aptalca bir hata yaparak kendisini birden bozuyor. Dediğim gibi bu bir tercih değil. Eğer öyleyse de bu hiç belli olmuyor ve sorunlu bir karakter profilinin tezahürü gibi duruyor. Oyunun özellikle dram unsurundaki bazı söylemleri hiç de beklenmeyecek derecede muhalif ve devlet politikalarını, ona boyun eğmeyi sertçe eleştiren noktaya varıyor. Ama hemen ardından yapılan bir absürtlük o mesajın içini boşaltıyor. Bir Charlie Chaplin filmi izlediğinizde gülmekten karnınız ağrıyabilir ama sonrasında insana dair çizdiği profil akılda hiç çıkmayacak bir biçimde yer eder. Elbette ki Kuaförde Bir Gün’den böyle bir güç beklemek oyuna haksızlık olur ama, mesajlarının arada kaynadığı kaçınılmaz bir gerçek.

Oyunun en önemli yanı ise oyunculukların çoğunun belli bir standardın üstünde olması. Biraz daha öne çıkan ise, diğer oyunculara göre daha ciddi bir karakter olan Siftah’ı canlandıran Alper Tazebaş ve Gül karakterini muhteşem canlandıran Zeynep Aytek Metin oluyor. Tazebaş karakterin iniş çıkışlarını çok iyi özümsemişken, Zeynep Aytek Metin, Fosforlu Cevriye’deki Top Melahat karakteri ile de harika bir oyunculuk sergilemişti, bu oyunda da göze çarpan oyunculuğu daha da güçlenerek devam ediyor. Diğer oyunculuklar da ayrı ayrı alkışı fazlasıyla hak ediyor. Engin Özsayın ise son dönemdeki babacan karakterlerin aksine her an başa bir bela açabilecek kötü karakteri çok iyi bir oyunculukla hayata geçiriyor.

Kuaförde Bir Gün bu sezonun en parlak oyunlarından biri değil, akılda kalacak bir oyun da değil elbette. Mesajlarının gürültünün içinde kaybolduğu, bazen zayıflayan bir yapım. Ama bu uzak durulması gerektiği anlamına gelmiyor. Oyunun aksamadığı ve temposunun iyi olduğunu söylediğim yerlerde büyük bir keyif veriyor. Her şeyden önce naifliğin her saniyesine hakim olduğu iyi niyetli bir yapım olduğunu akılda tutmak gerekiyor. Bazı yönlerini çok seveceğinizden, bazen ise sıkılacağınızdan eminim. Ama bir kez de olsa izlemek keyifli bir gün geçmesini sağlayabilir. Umarım seneye de sahnelenir ve Altındağ dışında diğer sahnelerde de izlenebilir.

Yorumlar