Apple music

Müzik dinleme alışkanlığı son yıllarda büyük oranda değişti ve bu değişim teknolojideki her kavram gibi çok yüksek bir hızla oldu. Long Play’den kasete geçiş belki uzun yıllar sürmüştü ama daha 20 yıl önce kasetler üstünden yürüyen müzik piyasası önce CD’ye, sonrasında da olağan dışı bir hızla dijital ortama döndü. Dijital ortama dönüş teknolojik olarak radikal bir gelişmeydi ancak müzisyenler için bu büyük sorunlar doğuruyordu. Albüm fiyatlarının gitgide yükseldiği piyasada, illegal olarak tanımlanan dijital müzik, müzik sevenler için kaçınılmaz bir seçenekti. Bu tartışmanın etik boyutu bu yazının konusu değil elbette ancak gelinen noktada dijital ortam ile müzisyenlerin son birkaç yıldır ateşkes ilan ettiğini söyleyebiliriz. Biz son kullanıcıya da bunun meyvesini yeme fırsatı düştü…

Dijital müzik platformlarında bugünün lideri şüphesiz Spotify. Firmanın bu yükselişi  piyasadaki devlerin de ağız suyunu iyice artırdı haliyle. Apple geçtiğimiz yıl bu işe gireceğini açıkladığında herkes ne olup biteceğini fazlasıyla merak etti. Apple’ın ardından Youtube, bir yandan Amazon derken piyasa fazlasıyla kızıştı. Ancak burada, bu yazıyı Türkiye’den okuyanların yaşadığı temel bir sorun vardı. Bu üç hizmet de Türkiye’de bir türlü faaliyet gösteremedi. Youtube Music ve Amazon’u bir kenara bırakalım Apple gibi bir firma bile Türkiye pazarına giremedi. Sorun Apple’ın bu işte hak yemesi miydi. Hayır. Sorun tamamen Türkiye’deki bürokratik problemlerden kaynaklanıyordu. Apple’ın sadece sanatçılara telif ödemeyi kabul etmesi yetmiyordu, daha fazlası isteniyordu.

Aradan aylar geçti ve Apple Music’ten herkes umudunu kesmişken bir akşam ansızın Türkiye’de faaliyete geçti. 3 ay boyunca kullandığım Apple Music için şunu demem gerekli, kesinlikle denemelisiniz ve ucu bucağı olmayan yazılıma kendinizi bırakmalısınız. Apple Music kullanmaya başladığınız ilk 3 ayında kullanıcılara ücretsiz sunuluyor, sonrasında ise üyeliğinizi iptal ettirmediğiniz takdirde bireysel üyelik için aylık 9,99 TL, aile tipi üyelik için aylık 14,99 TL ücret ile devam ediyor. Başta kredi kartı bilgilerinizi istiyor ancak deneme sürümü bitene kadar herhangi bir ücret tahsil edilmiyor.

İTunes veya telefonunuzdaki Müzik uygulamasını açarak üyeliğinizi başlatabiliyorsunuz ve sistemin Spotify’dan bir adım öne çıktığı kişiselleştirme ekranı geliyor. İlk ekranda beğenmediğiniz türleri siliyor, beğendiklerinizi daha büyültüyor ve bir tarz belirliyorsunuz.

Bir sonraki ekranda sevdiğiniz müzisyenleri seçiyor ve seçim bittikçe alt soldaki “Daha fazlası” seçeneğine tıklayarak yeni isimlere göre bir liste yapıyorsunuz. Tabii bazı isimler karşınıza gelmeyebilir ama sadece sizin tarzınıza uyum sağlaması için birkaç ipucu arayışı diyebiliriz buna. Yine daha çok sevdiklerinizi büyük, ondan biraz az sevdiklerinizi küçük hale getirerek ve sevmediğiniz isimleri silerek bu seçimi yapıyorsunuz.

Birkaç dakikalık uğraşının ardından Apple Music’in ana ekranı geliyor ve eğlence ya da karmaşa tam da bu anda başlıyor. Apple Music, iTunes’a üç yeni sekme ekleyerek işe başlıyor. Sizin İçin, Yeni ve Radyo... ”Sizin İçin” ekranında en başta seçtiğimiz kriterlere göre gruplar ve yeni keşifler yer alırken, “Yeni” ekranında ise hem yeni yayınlanan albümler hem de sisteme yeni katılan öğelere rastlıyoruz. “Yeni” seçeneği bunlarla da kısıtlı kalmıyor, Apple Music’in en iddialı bölümü olan listeler de bu ekranın parçalarından. Haftanın en çok dinlenen hitlerinden, konsept listelere geniş bir seçkinin yanı sıra Apple Editörleri’nin türlere (caz, rock vs vs.) ve aktivitelere göre (yemek pişirme, duş, spor gibi) listeleri ve benim çok beğendiğim “Küratör Listeleri” yer alıyor. “Küratör Listeleri”ne burada belki de kısaca yer vermekte fayda var. Listelerde, Apple’ın anlaşma yaptığı ve dünyanın seçkin dergilerinden, popüler kültürün öne çıkan isimlerine varan geniş bir skalada, tonla listenin yer aldığı başarılı ve Apple Music’in elini güçlendiren bir seçki. Radyo ekranında ise yine Apple’ın en iddialı kozlarından olan Beats 1 ve iTunes’da daha önceden yer alan radyolara rastlıyoruz. Beats 1, 24 saat canlı yayın yapan ve dünyanın önde gelen dj’lerinin yer aldığı yeni ve güçlü bir radyo.

Buraya kadar her şey Apple lehine büyük bir koz gibi görünüyor. Peki bunlar yeterli mi? İşte Apple Music ile ilgili en çok eleştirilen konular da bu noktada başlıyor. Apple Music rakibi Spotify’a göre fazlasıyla komplike bir tasarıma sahip. Bir şeylere erişebilmek bazen fazlasıyla zorlaşabiliyor. Yine Apple Music’in rakibine oranla en büyük eksisi sosyal yönünün neredeyse sıfıra yakın olması. Spotify bu konuda çok başarılı olmasa da Apple Music’te arkadaşlarınızın ne dinlediği, ne gibi müziklere merak saldığına dair ufak da olsa fikir edinemiyorsunuz. Tartışılan bir diğer konu ise ses kalitesi üstüne. Apple Music ile Spotify’ın ses kalitesi son kullanıcıda hissedilir bir farklılık getirmiyor. Bunu net olarak iddia edebilirim.

Ve tartışmanın Türkiye boyutu…  Apple Music faaliyete başladığından bu yana aylar geçti ve Türkiye’ye daha önce de belirttiğimiz gibi fazlasıyla geç geldi. Hali hazırda azımsanamayacak kadar yüksek Spotify müşteri portföyü var ve Türkiye’de kişilerin alışkanlıklarını değiştirmek hiç de kolay değil. Bu yüzden Apple Music’e karşı tonla önyargının olacağını söylemek sürpriz değil. Apple’ın 3 aylık deneme özelliği de belki bu önyargıyı kırmak için önemli bir karar. Ancak Türkiye ile ilgili daha özgün bir sorun var ortada. O da telif ile ilgili sorunun hala tam olarak çözülemediği gerçeği. Apple gibi dev bir firmanın yasal yükümlülükleri ihlal edip edemeyeceğini bilmiyorum ancak Türkçe şarkılarla ilgili ciddi sorunlar yaşanıyor. Hürriyet’ten Cengiz Semercioğlu Apple Music bünyesinde barınan 200 bin Türkçe şarkının silinmek zorunda olduğunu ve silinmelerin başladığını iddia ediyor. Bu iddiaya inanmak istemesem de Apple Music’ten sevdiğim şarkıların birer birer kayboluyor olmasını da tesadüfle açıklayamam elbette. Üstelik silinen şarkılar yeni yayınlanan ve gayet popüler isimlerin eserleri. Kaan Tangöze, Hayko Cepkin, Pinhani, Kalben gibi isimlerin son albümleri 5 Şubat Cuma günü dinlenebiliyorken, bir gün sonrasında Apple Music bünyesinde isimlerini bile göremez oldum. Bu da ortada büyük bir sorun olduğunun işareti.

Sistemin akıbeti ne olacak bilinmez ama Türkiye’de yayınlanan albümler eğer sistemde yer almazsa Apple Music’in deneme sürümlerinin ardından Türkiye’de büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını söylemek kâhinlik gerektirmez. Ancak Apple Music mutlaka ve mutlaka denenmeyi hak ediyor. Türkiye’de müzik piyasasına bir hareket getireceği kesin ama bunun boyutları yukarıda bahsettiğim faktörlerle de yakından ilintili.

Yorumlar