Bu satırların yazarını bulabilecek misiniz?

“Bir dış proje olan Taraf Gazetesi… bazı küreselci unsurlar… tutuklamalarla TSK çökertilmeye, devlet felç edilmeye çalışıldı… cemaatin gazetecileriyle kol kola…Türkiye düşmanlarının en hassas olduğu nokta… PKK terörünü devreye sokmak… HDP’nin askeri kolu PKK… bir AK Parti-CHP koalisyonu tezgâhlamak… Terör güçleri devletimizi hazırlıksız sanıyorlardı ama sert kayaya çarptılar… liberallerin birden ortaya atılmaları, terörden sadece silahlı örgütü sorumlu tutup, HDP’yi ve Demirtaş’ı PKK’dan kurtarmaktan söz etmeleri manidardır…Türkiye’yi bölme ve parçalama çabalarının fikri desteği ve algı operasyonlarının ilham kaynağı liberal anlayıştadır… Sonuçta, bütün günah ve sevaplarıyla Cumhuriyet bir toplum oluşturdu… İnsanlar yeni bir düzen içinde bir arada yaşamaya başladılar. Liberaller, bunu gizleyip, Türkiye’nin sorunlarını tarihsel bağlamından kopardılar ve işi devlet, toplum ve ülke düşmanlığına döktüler…

Biz bir toplumuz, Türkiye’nin geleceği için herkesin değişik fikirleri ve çözüm yolu bulunsa da siyasetle uğraşan tüm insanlarımızın amacı Türkiye çerçevesinde olmalıdır… Oysa liberaller Türkiye’yi her akımın, her etnik grubun, her mezhebin, her cemaatin ve hatta her örgütün kendi çıkarlarına yönelik siyaset yaptığı bir ülke haline getirebilmiştir… liberaller, devletin şu veya bu uygulamasını değil özgürlükler adına bizzat devletin varlığını tartışmaya sokmuşlardır… tarihin hiçbir döneminde devletsiz bir toplum olmadığı gibi…Bir tarafta demokratik Türkiye devletinin güvenlik kuvvetleri, diğer tarafta totaliter ve etnikçi bir yapının terörist militanları var… vatansever olanlar bu ikilemde her halükârda devletin yanındadır, tarafsızlık ise teröre destek anlamına gelir… Aynı liberaller operasyonları durdurmak için imzalar toplayıp cansiperane gerekçeler uyduruyorlar…

Bakınız PKK’nın sivil kolu HDP’nin eşbaşkanı ne diyor: Cizre Türkiye’nin Kobani’si imiş. Bu ikiyüzlü şark kurnazı bile yüzünden maskeyi attı ama liberaller hâlâ ısrarlı… Türkiye’nin liberal düşmanları PKK terörizmine olan desteklerini bu kez koşullara uygun bir şekilde sunmaktalar. Bunlara karşı dikkatli olmalı… halkı, devleti, ülkeyi düşman gören zihniyetini görebilmeliyiz… O kadar şehidimiz var, beyler yine eveleyip geveleyip operasyonların durdurulmasını istiyorlar. Türkiye ne çektiyse liberal(lerden) çekti. Liberal sızmanın en zararlı etkisi ise çözüm sürecinde görüldü… devletin bir terör örgütüyle ‘mutabakat’ yapabileceğini düşünenler ortaya çıktı. Dış kaynaklı liberal(ler) sonuçta ülke için bir güvenlik sorunu haline geldi… kapağı kapitalist oligarşiye atan eski solcuların girişimiyle kurulan Yeni Demokrasi Hareketi, girdiği seçimde yüzde 0,47’yi aşamamasına rağmen ülkeye büyük zarar verdi. Devlet düşmanlığını demokrasinin gereği gibi gösterdi, devletsiz bir toplum organizması olamayacağını, toplumsal yaşam kalmayınca da demokrasinin ortadan kalkacağını unutturdu. Millet düşmanlığının aşiret, cemaat, terör örgütü ve barbarlığa destekleme anlamına geldiğini gizledi. Ülke düşmanlığını küresel kapitalizmin sınır tanımayan yağma, talan, müdahale ve katliamcılığıyla birleştirdi. Bayrak düşmanlığı yaptı ama yabancı bayraklara ve terör örgütlerinin sembollerine adeta taptı.

Türkiye’de bu çevrenin fikirleri yeni ve orijinal bir yaklaşım olarak kabul gördü. Halbuki liberal zehir 1970’lerden beri küresel kapitalizmin en önemli suç nesnesiydi. Şili’deki 11 Eylül 1973 darbesi de, Türkiye’deki 12 Eylül 1980 darbesi de liberal reçeteleri gerçekleştirmek içindi. Şili darbesinin ardında Şikago okulu denilen liberal profesörlerle troçkistlerin ittifakı vardı. 12 Eylül darbesini Forum dergisinde destekleyenler de liberalizmin babası sayılan ve bugün AKP’ye liberal katkı yapmaya çalışan profesörlerdi. Ama 2000’lerden sonra dünyanın her yerinde küresel saldırganlık zirve yaptı. Liberal söylemlerle ülkeler yıkıldı, toplumlar dağıtıldı, devlet başkanları ipe çekildi, yıkılan ulus devletlerin yerini terör örgütleri, cemaatler, aşiretler, kana susamış katiller ve barbarlar aldı. Devlet, toplum, ülke, bayrak küresel kapitalizmin liberal saldırganlığına karşı korunması gereken değerler haline geldi… Bizdeki liberaller de Güneydoğu’yu kurban seçtiler. Daha birkaç ay öncesine kadar Kandil’e kadar gidip oradakilere ‘neden silah bırakıyorsunuz, savaşsanıza, dünya arkanızda’ diyen sözde barışçı liberal gazeteciler aslında bir Cemil Bayık’tan, bir Duran Kalkan’dan çok daha tehlikeli teröristlerdir…Türkiye’deki liberallerin en son taktiği AKP’yi ehlileştirmeye çalışmaktır. Bunun da özü, adına ‘normalleşme’ dedikleri uzlaşma ve boyun eğme yoludur. Etrafımız kan ve ateşle çevrilmişken neyin normalleşmesidir bu? Kendini Davos’a, CHP’ye, HDP’ye… beğendirmenin kimlik, kişilik ve oy kaybıyla eş olduğunu söylemiyorlar tabii. Ancak geçirilen bunca tecrübeden sonra liberal(lerin) zararı ve kanserojen etkileri anlaşılmıştır sanırım.”

Yorumlarınızı bekliyoruz. Bu satırların sahibi ve gelen yorumlar iki gün sonra burada açıklanacaktır.

Yorumlar