Diktatörlük Kendi Hücrelerini Yiyerek Yaşar!

Ortalık “Pelikan Dosyası”yla çalkalanıyor. Ben de bu sabah okudum. Kim yazmıştır bilmiyorum ama aslında sıradan bir vatandaşın bile uzaktan görebildiği çatışmalar biraz daha yakından açık edilmiş. Bu dosya, muhtemelen zaten başlatılmış olan Davutoğlu’nun tasfiyesi operasyonunun önemli bir parçası.

Bence şaşırtıcı değil, hatta olağan. Bütün diktatörlerin ve diktatörlüklerin izlediği yol üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Bir parti aslında genellikle ve her zaman bir farklı güçler koalisyonudur. İktidara gelen, belli noktalarda konsensusa dayanan bu partidir. Önce partinin diktatörlüğü kurulur. Fakat diktatörlüğün mantığı sivrilmeyi zorunlu kılar. Yani bu partinin içinden bir diktatör sivrilmeli ve partiye hâkim olmalıdır. Bu aşamadan sonra diktatörlük koyulaşır ve giderek parti diktatörlüğünden kişi diktatörlüğüne evrilir.

Fakat kişi diktatörlüğünün de aşamaları vardır. Sivrilen kişi (diktatör) böyle bir liderlik noktasına bile parti içindeki bazı ittifaklarla yükselir. Partinin iktidara gelmesini sağlayan kaymak tabaka ikiye bölünür. Bir kesim, şefe, führere, reise, ulu öndere, halkların babasına, duçeye vb. kişisel iktidarı için yolu açarken, diğer kesim tasfiye olur. Bundan sonra (kısaca şef diyelim) şefin kişisel iktidarı güçlendirilir de güçlendirilir. Parti onun kişisel iktidarının aleti durumuna getirilir.

Fakat süreç burada durmaz. Şef, asla doymayan bir yaratıktır. İktidarla, daha fazla iktidarla beslenir. Bu iktidarı oluşturan ise, iktidarın kendi canlı hücreleridir. Diktatörlük, bu canlı hücreleri yiyerek yaşar ve büyür. Yani diktatörlük, kendi kendisini yiyerek var olur ve tabii ki, aynı zamanda bu şekilde yok oluşa doğru hızla yol alır.

Sıra,  parti içinde şefin kişisel diktatörlüğüne destek veren kesimin yenmesine gelmiştir. Şef iştahla masanın başına oturur ve kendisine destek veren bu kesimi afiyetle mideye indirir. Bunu yaparken, şefin kayıtsız şartsız tek kişi diktatörlüğüne destek verecek bir yalakalar kesimi oluşturmayı da ihmal etmez tabii.

Ne var ki, dediğimiz gibi, sürecin sonuna kadar devam etmesi gerekmektedir. Böylece şef, doymaz iştihasıyla, kendisine kayıtsız şartsız tabi olan yalakalar kesimini de yer bitirir. Bunu yaparken, artık yalaka bile denemeyecek zavallı memurlarına iş gördürür. Bunlar emir kuludur. Bir yalaka olacak kadar bile kişilikleri yoktur. Düğmelerine basılır, harekete geçerler. Fişleri çekilir, dururlar. Ama bir gün sıra onlara da gelir. Bu böylece sonsuza kadar sürer ya da diktatörün bir halk isyanıyla, bir savaşla yıkılmasıyla veya bizzat ölümüyle sona erer.

Şimdi, önceden defalarca seyrettiğimiz bir filmi yeniden seyrediyoruz. Reis, kendi parti içi tek şefliğini destekleyen kesimin tasfiyesini, “hoca”yı tasfiye ederek noktalama aşamasına geldi. Ondan sonraki adım, yalakalar kesiminin tasfiyesi olacak. İktidarının ya da fiziki varlığının ömrü yeterse tabii.

Daha önce defalarca seyredilmiş bir filmi seyretmek o kadar tat vermiyor insana.

Yorumlar